ÇOCUĞU DİNLEMENİN YARARLARI

0

Çocuğu dinleme, anlayış, empati ve yorumsuz dinleyebilme yeteneği gerektirir. Çocuğu dinlemek onun isteklerini mutlaka yerine getirmek değildir. Dinlemek o sırada sorunu olduğunu anlatan kişiyi rahatlatmak, anlayabilmek demektir.

Bazı anne-babalar çocuklarla iletişim kurmada ve onların sorunlarına çözüm getirmede esas görevlerinin onlarla konuşmak, öğüt vermek, öneride bulunmak olduğunu zannederler. Oysa önemli olan uygun ortamı sağlamak ve onu dinlemektir. Dinlemek çocuğun gelecekte de sağlıklı bir iletişim kurabilmesini, kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını, kendisine değer verildiğini hissetmesini kendine saygısını ve problem çözme davranışını geliştirir. Bunun için çocuklara rahatlıkla konuşabilecekleri bir ortam sağlanmalı, eğer ortada bir problem varsa o problemin öncelikle kime ait olduğu bulunmalıdır. Eğer problem çocukta ise, öncelikle anne-baba çocuğa duygu ve düşüncelerini açıklamak için konuşma fırsatı vermeli, onu dinlemelidir. Dinleme çocuğa ana-baba tarafından önemsendiğini gösterir, değer verildiğini hissettirir.

Çocukla konuşurken göz teması kurmak önemlidir. Bunun için ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmeli ya da çocuğu kucağa almalıdır. Göz teması çocuğu duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir. Konuşurken çocuğun aynı zamanda ses tonuna, yüz ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edilip, davranışları ile söylediklerinin tutarlı olup olmadığına bakılır.

Karşımızdaki kişinin yüzünü, elini, kolunu yani bedenini de duymamız gerekir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar. Çocuk bir şey anlatırken ” tamam, sen anlat ben dinliyorum” diyen ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma isteği duymaz.
Dinleme sırasında çocuğun sözü kesilmemelidir.

Bunlar çocuğun anlattığı problemi sorduğu soruları duyduğumuzu, onu önemsediğimizi ve değer verdiğimizi çocuğa hissettirir. Bunu hisseden çocuk rahatlıkla sizinle iletişim kurar.

Genel amaç; sorumluluk sahibi, yüksek bir benlik saygısına ve özgüvene sahip, ülkesine yararlı olabilecek, verimli ve tüm yönleriyle sağlıklı bireyler yetiştirmektir. Özgüven; kişinin kendine yönelik olumlu yargılarının olması, kendini ve olayları kontrol edebileceği inancı, kendini sevmesi, yeterli olduğunu düşünmesi ve değerinin farkına varması, kendisiyle barışık olması, kendini olduğu gibi kabul etmesi, kendisini tanıması gibi durumlarla ilgili bir kavramdır. Özgüvenin yapıtaşlarının oluşturulduğu ilk kurum ise ailedir. Bebeklikten başlayan bu süreç yetişkinlikte de yapılanmaya devam eder. Çocukluk ve ergenlik dönemi kişilik özelliklerinin çok daha hızlı geliştiği dönemlerdir. Bizlerin, çocuklarımıza aktaracağımız özgüven duyguları çabuk yankı bulup yerleşmektedir.

Genellikle özgüvenin iki boyutundan bahsedilmektedir. Bunlar sevilebilir olma ve yeterli olma duygusudur. Çocuğumuza özgüven kazandırırken aynı zamanda çocuğumuzun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini de geliştirmiş oluruz. Özgüven, hayattaki başarılar ve mutlulukla ilişkilidir. Aynı doğrultuda çocuklarımızın yaratıcılık yeteneğini, diğer insanlarla ilişkilerini ve başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Tüm bunlar çocuğumuzun kendisiyle gurur duymasının temel etkenleridir. Peki, var olan özgüveni pekiştirmek için neler yapabiliriz?
-Şartsız sevgi göstermek
-Çocuğun bazı şeyleri kendisini yapmasına izin vermek
-Çocuğun düşüncelerine saygı göstermek
-Çocuğun tercihlerine saygı göstermek
-Çocuğun özel eşyalarına saygı göstermek

Çocuğu İyi Dinleme Koşulları

1- Sessizlik,
2- Anlatmak istediğini anlamaya çalışmak,
3- Çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak,
4- Koşulsuz kabulle dinlemek,
5- Dürüst olarak dinlemek.
Ayrıca çocuğa onu fiziksel olarak da dinlediğinizi hissettirmeniz gerekir. Bunun için;
1- Çocuğun yüzüne doğrudan bakmak,
2- Beden olarak ona yönelmiş olmak,
3- İyi bir göz ilişkisi kurmak,
4- Çocuğa doğru eğilmek, ona yakın olmak ve aynı boyda durmak,
5- Bu durumda rahat olabilmek gerekir.
Bir dinleme türü olarak katılımlı ya da etkin dinleme,
1- Çocuğun anlattıklarının basit bir tekrarı,
2- Anlattıklarını duyduğunuza ilişkin bir mesaj,
4- Çocuğun duygularını dile getirme
5- Soruna hemen çözüm getirmeme, “Ne yapmayı düşünüyorsun?” diyerek ilk çözümü çocuktan bekleme biçiminde olabilir.

Çocuğu Dinlemenin Yararları

-Çocuğun kelime dağarcığı zenginleşir. Konuşma yeteneği gelişir, kendi duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade eder.
-Çocuğun içine kapanması, ağlaması, saldırgan davranması yerine kendini sözle anlatarak rahatlamasını sağlar. Bu, çocuğun toplumsal yaşama uyumunu kolaylaştırır.
-Doğru anlaşıldığını hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Bunun sonucunda çocuğun kendine güveni artar. Duygusal ve sosyal yönden gelişmesini sağlar.
-Başkaları tarafından dinlenen çocuk da başkalarını kolaylıkla dinler.
-Aile içi ve diğer ilişki kurduğu insanlarla sağlıklı bir iletişim içine girmesini sağlar.
Sorgulandığı, suçlandığı veya öğüt verildiği zaman, çocuğun yapıcı ve olumlu düşünmesi zordur. Basit bir “yaaa…hııımmm…anlıyorum….” bile bazen çok işe yarar. Bu tür onaylamalar, anlayışlı, sıcak bir “hımm” la da pekiştirildiğinde, çocuğa kendi duygu ve düşüncelerini keşfetmesi için ortam hazırlar ve kendi çözümlerine ulaşmasını sağlar.

Günlük yaşam içinde anne-baba-çocuk üçgeninde yaşanan, “yap”lar, “yapma”lar, ağlamalar, bağırışlar, isyanlar, yüksek ses tonu, kızmalar, küsmeler, cezalar, tehditler…vb. davranış ve tutumlar zaman içinde ilişkileri uzak ve tek yönlü iletiler haline getirebilir. Oysa iletişim, karşılıklı mesaj akışı anlamına gelir. Güç mücadelesine girmek yerine, pratik ve daha az yorucu olan yöntemi seçmek daha mantıklıdır.

Cevap bırakın

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.