Bypass (Baypas) Ameliyatı

0

Koroner arter hastalığı, kalbi besleylen damarlardaki daralma, tıkanma veya spazm neticesi kalbin yeterli derecede beslenememesi sonucu meydana gelmektedir (Şekil 21). Kalp, vücudumuzdaki diğer organlardan çok daha fazla oksijene, dolayısıyla kana ihtiyacı olan ve beslenmesi azaldığı zaman genellikle alarm sinyalleri veren bir or-ganımızdır. Bu sinyaller çoğunlukla göğüste ağrı, baskı ve sıkışma hissi, kola, sırta vuran türde ağrılar olabilir, bazen de miyokard infark-tüsü ile ve hatta bir kısım hastalarda muayyen tetkiklerde ortaya çıkartılan sessiz iskemi dediğimiz şekilde kendini gösterir.

Yukarıda belirttiğimiz belirtiler kişiyi çok huzursuz edebilir ve çoğu zaman panik içinde kendisini tedavi edebilecek doktor aramaya koyulur.

Koroner arter hastalığının tedavisi son 20 yılda büyük aşamalar göstermiştir. Her hastaya ameliyat yapılması gerekmez, zira bir grup hasta tıbbi tedavi, diğer bir grup ptca dediğimiz kalp damarlarının özel bir balonla genişletilmesi işlemine tabi tutulur, geri kalanlar da cerrahi tedaviye yönlendirilirler.

Kalbin yeniden kanlandırılmasına yönelik ilk cerrahi tedavi 1950 yılında göğüs kemiğinin her iki tarafında seyreden intemal mammary arterin kalp içine açılan bir tünele yerleştirilmesi metodu idi. Ancak açık kalp teniği kullanılmadan yapılan bu ameliyatla konulan damarın bir kısmının açık kalmasına karşın kalbe yeterli kan taşıya-madığı daha sonraki senelerde ortaya çıkarıldı. Her sene milyonlarca insanın ölümüne neden olan bu hastalığın cerrahi tedavisi için daha etkin yollar arandı. 1960 yılında ı\ıew Yorklu kardiovasküler cerrah Goetz ilk defa göğüs kemiğinin her iki yanında seyreden İMA (ın-ternal mammary arteD’nm sağ taraftakini direkt olarak sağ koroner artere değişik bir metodla ağızlaştırdı (anastomoz). Böylece koroner by-pass cerrahisinde en olumlu adım atılmış oldu. 1960lı yılların ortalarına doğru Dr. Kolassov ve arkadaşları bir seri iMA-koroner arter by-pass hasta grubunu yayınladılar.

Ancak o sıralarda iMA’nın kalbin bütün darlıklarını by-pass etme olanağı olmadığından, diğer bir yöntem aranmaya başlanıldı ve 1960′lı yılların sonlarında Dr. Favalaro, insanda ilk defa başarılı olarak bacaktan aldığı yüzeyle toplardamarı by-pass materyali olarak kullandı. Bunu takip eden yıllarda yüz binlerce hastaya bu metodla by-pass ameliyatı uygulandı. Bu prosedür hem daha kolay idi hem de kalbin daralmış veya tıkanmış bütün damarlarına müdahale etme olanağı vardı.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz koroner arter by-pass cerrahisinin yanında geçirilmiş olan miyokard infarktüsünün kalpte yapmış olduğu mekanik komplikasyoniar ve tedavisine de kısaca değinmekte fayda vardır. Genellikle koroner kalp hastalığından bahsedildiğinde bu komplikasyoniardan pek bahsedilmez. Ancak hayatı tehdit eden bu dörtlü grubu açıklamak gerekir. Miyokard infarktüsünün gelişmesinden birkaç gün kadar sonra bazı grup hastalarda cerrahi tedaviye gerek duyulan komplikasyoniar meydana gelir.

1) Kalbin odaları arasında normalde olmayan birdefektin (açıklığın) meydana gelmesi (ventriküler septal defekt).
2) sol kalpteki kulakçıkla karıncık arasındaki mitral kapağınileri derecede yetersizlik göstermesi.
3) sol ventrikülün delinmesi (rüptür).
4) sol ventrikülün balonlaşma yapması (sol ventrîkül anevrizması).
Bütün bu saydığımız mekanik komplikasyoniar miyokard infark-tüsüne bağlı olarak gelişir, ilk üç grubu teşkil eden hastalar acil olarak ameliyata alınmaz iseler hayatla telif olmayacaklardır, zira kalbin karıncıkları arasında ani olarak oluşan bir delik veya mitral kapağın ani olarak ileri derecede kaçırması hastayı sol kalp yetersizliğine sokacaktır. Kalbin duvarındaki delinme (rüptür) sonucu kan kalbin zarı içinde birikecek ve kalp tamponadı dediğimiz durum ortaya çıkacaktır. Yani zaten geçirilmiş olan miyokard infarktüsü Hegücü iyice azalmış olan kalp, kanın sıkıştırıcı etkisi ile iflas edecek ve ölüm çok acil cerrahi tedavi yapılmamış ise kaçınılmaz olacaktır. Ancak bu son grup hastaların teşhisi için birçok Batı ülkelerinde bile geç kalınmakta ve cerrahi tedavi uygulanamamaktadır. Zira miyokard infarktüsü geçirmiş oian hastanın şok tablosu ile çokkarışmaktadır.Me-kanik komplikasyonların dördüncü grubunu teşkil eden ve halk arasında kalp balonlaşma yaptı diye adlandırılan sol ventrikül anevrizması hastaları için durum daha değişiktir. Oluştuktan sonra acil cerrahi tedaviye çoğunlukla gerek duyulmaz ancak, bu hastalarda:

a) Sol kalp yetmezliği.
b) Angina pectoris.
c) Kalbin içinde pinti veya periferik emboli (pıhtı atması).
d) Re-entery tarzında taşikardi.
Yukarıdakilerden birisi varsa, o zaman cerrahi tedavi planlanır. Miyokard infarktüsü sonucu meydana gelen kalp yetmezliği, sol kalbin yüzde 25 ve daha fazlasının görevini yapamayacak derecede hasar görmesi sonucu pompa gücünün azalması ile meydana gelir. Kalbin içinde pıhtı varsa yüzde 5 ihtimal ile periferik emboli (vücudun herhangi bir kısmına kan yolu ile pıhtı verilmesi) ihtimali vardır. Re-entery tarzında taşikardi tıbbi tedavi ile kontrol altına alınması güç olan ve hayatı tehdit eden bir ritm bozukluğudur.

Miyokard infarktüsünün mekanik komplikasyonlarından bahsettikten sonra kısaca cerrahi tedavilerine değinmekte fayda vardır. Cerrahi tedavi açık kalp tekniği kullanılarak yapılmaktadır. Miyokard in-f arktüsüne bağlı olarak gelişen ventriküler septal defekt (kalbin her iki karıncığı arasında oluşan delik) suni bir yama ile kapatılır. Ancak doğumsal olan def ektlerin aksine, kapatılacak yer çok f rajildir ve dikişlerin bu dokuda tutması çok güçtür, ölü doku kesilir ve özel teflon ile desteklenmiş olan dikişler ve özel bir yama ile bu çok frajil olan dokunun çevrelediği deliğin kapatılmasına çalışılır. Diğer bir grubu teşkil eden mitral kapağın ani olarak yetmezlik göstermesi acilen cerrahi tedaviyi gerektirir. Burada hastanın kapağı suni bir kapak ile değiştirilerek, yetmezlik giderilir.

Kalbin duvarındaki deliğin de çok acil olarak cerrahi yöntem ile kapatılması gerekmektedir, yoksa ölüm kaçınılmaz olacaktır. Miyokard infarktüsünün komplikasyon-larından olan ve cerrahi tedavisi çok aciliyet taşımıyan sol ventrikül anevrizmasında ise müdahale şu şekilde olur (Şekil -22): Eğer hastada kalp yetmezliği ve angina pektoris var ise kalbin duvarındaki ölü doku kesilip çıkarılır ve darlık gösteren damarlara by-pass ameliyatı uygulanır. Ritm bozukluğu ön planda ise aritmiyi yapan doku eiek-trof izyolojik yöntemle tespit edilerek, cerrahi olarak bu kısma müdahale edilir ve aynı zamanda anevrizma kesesi çıkartılıp, geri kalan açıklık dikişlerle kapatılır. Kalbin içinde pıhtı var ise basit olarak pıhtının temizlenmesi işlemine gidilir. Bütün bu işlemlere gerektiğinde koroner by-pass ilave edilir.

Cevap bırakın

Or

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.