|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
|
|
 |
|
SU ÇİÇEĞİ |
|
|
Su Çiçeği Nedir?
Varisella adıyla da bilinen Su çiçeği hastalığı, çocukluk
döneminde hemen hemen herkesin yaşadığı, son derece bulaşıcı
ve yaygın olarak görülen viral bir enfeksiyondur.
• Varicella zoster adlı virüsün neden olduğu su çiçeği,
temastan 14-16 gün sonra, ateş, baş ağrısı, karın ağrısı,
halsizlik gibi genel belirtilerle ortaya çıkar ve hemen
ardından ciltte içi sıvı dolu döküntülerle kendini gösterir.
• Döküntüler, yüz ve gövdede başlar, kol ve bacaklara
yayılır.
• Su çiçeği döküntülerinin şiddeti, ateş ile doğru
orantılıdır. 10-20 döküntü görülebildiği gibi, tüm vücudu
sarmış 300-500 döküntü de sık görülebilmektedir.
• Virüs, vücut dışında 1-2 saat canlı kalabilir.
• İnsandan insana havadan, soluma, öksürme, hapşırma
yoluyla, ayrıca döküntülere doğrudan temas ile kolaylıkla
bulaşır.
• Çocukların toplu bulundukları ortamlarda, yuva, kreş,
okullarda bulaşma çok hızlı ve yaygındır.
• Su çiçeği geçiren bir çocuğun ev halkına bulaştırma oranı
%90'ın üzerindedir.
• Döküntülerin ortaya çıkışından 2 gün öncesi ve 4-5 gün
sonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır.
• Son derece kaşıntılı olan bu döküntüler, hasta çocuğa
büyük rahatsızlık, huzursuzluk vermekte ve kaşıması halinde
yaşam boyu kalacak ve özellikle yüzde estetiği bozacak
izlere neden olabilmektedir. Bazen döküntüler ağız ve burun
içinde de ortaya çıkabilir ki gözde çıkanlar önemli sorunlar
doğurabilir.
Türkiye’de Su çiçeği vakalarının %95’i 15 yaş altı grupta
görülüyor
• Türkiye gibi korunmayan bir toplumda yıllık su çiçeği
görülme sıklığı doğum sayısına yakındır. 20 yaşına kadar
bireylerin %93’ünün su çiçeği hastalığını geçirdikleri
bilinmektedir.
• Her yıl karşılaşılan vakaların ortalama %95'i 15 yaş altı
(1,050,000), %5'i 15 yaş üzeri (60,000)'dir.
• Su çiçeğinin salgın halinde daha sık görüldüğü dönem,
suçiçeği virüsünün ısıya hassas olması nedeniyle Ocak - Mart
ayları arasıdır.
Su çiçeği'nin "zona" ile ilişkisi
Su çiçeği geçiren herkeste zona geçirme riski var
• Su çiçeği geçirirken alınan virüs, hastalık iyileştikten
sonra sinir uçlarına yerleşerek sessiz kalır.
• Erişkin yaşlarda, daha çok 50 yaşın üzerinde yeniden
aktive olarak ağrılı, tek taraflı döküntü şeklinde görülen
zonaya (Herpes zoster) neden olur.
• Bu nedenle su çiçeği geçiren herkeste zona geçirme riski
bulunmaktadır.
• Diğer yandan, bağışıklık sistemlerinin zayıf olması
nedeniyle, daha önce su çiçeği geçirmiş lösemili çocuklarda
zona görülme olasılığı yüksektir. Bu oran %15 olarak
gösterilmektedir.
• Zonanın komplikasyonu olan postherpetik nevralji 60 yaş
üzerinde zona geçirenlerin %60’ında görülebilir.
• Zona görülme riskinin su çiçeği geçirilirken ortaya çıkan
döküntülerin miktarı ile orantılı arttığı bilinmektedir.
Dolayısıyle su çiçeği aşısı ile korunanlarda zona riskinin
azalacağı düşünülmektedir.
Su çiçeği masum bir hastalık değil
• Su çiçeği, normal olarak 5-7 gün içersinde kendiliğinden
iyileşir.
• Döküntülerin genellikle yol açtığı izler, ciltte yaşam
boyu kalır.
• Halk arasında iyi huylu bir hastalık olarak bilinmesine
karşın su çiçeği, bazı vakalarda virüse bağlı ağır pnömoni (zatürre),
ensefalit (beyin dokusu iltihabı), menenjit (beyin zarı
iltihabı) ve ataksi gibi ciddi komplikasyonlar doğurabilir.
• Merkezi sinir sistemi komplikasyonları özellikle 5 yaş
altı çocuklarda ve 20 yaş üzerinde daha sıktır.
• Adolesan ve erişkinlerde su çiçeği çok daha ağır seyreder,
komplikasyonlar daha sık karşımıza çıkar. Örneğin, bu grupta
su çiçeğine bağlı zatürre, %14-20 oranında görülür.
• Lösemi gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalığı
bulunan çocukların su çiçeğine yakalanmaları halinde ölüm
oranı %7-28 arasındadır.
• Gebelikte, gebeliğin 8-19. haftalarında su çiçeği geçiren
annelerin bebeklerinde ciddi anomaliler görülebilir.
Doğumdan 5 gün önce ve 2 gün sonraki aralıkta gelişen su
çiçeğinde ise bebek ölüm oranı çok yüksektir.
• Amerika Birleşik Devletleri’nde 1990-1994 yılları arasında
suçiçeğine bağlı bildirilen çocuk ölümlerinin sayısı, aşıyla
korunulabilen diğer çocukluk çağı hastalıklarına (difteri,
boğmaca, Hib menenjiti, kızamık, kızamıkçık, hepatit A,
hepatit B) bağlı ölümlerin toplam sayısının çok üzerinde
kaydedilmiştir (240:185). Bu dönemde bir yıl içinde
karşılaşılan su çiçeği vaka sayısı ortalama 4 milyon,
hastaneye yatırılanların sayısı 11,000, ve ölümle sonuçlanan
vaka sayısı 100 olarak bildirilmiştir.
Su Çiçeğinden Korunma
Su çiçeğinden korunmanın tek yolu: “aşılanma”
• Su çiçeği geçiren bir kişi, yaşam boyu bağışıklık kazanır
ve aynı hastalığa bir daha maruz kalmaz. Ancak hastalığın bu
denli kolay bulaşabilmesi ve toplumda yaygın görülmesi,
komplikasyonlu vakaların hatta ölümlerin sayısının yüksek
çıkmasına neden olmaktadır.
• Riske girmeden su çiçeğinden korunmanın tek yolu, aşı
olmaktır. Bir yaşından büyük ve daha önce su çiçeği
geçirmemiş tüm çocuklar bir doz aşı ile su çiçeğinden ve
olası komplikasyonlarından korunabilirler.
• Yine daha önce su çiçeği geçirmemiş erişkin yaştaki
bireyler, çocuklardan daha yüksek riskte bulunmaları
nedeniyle zaman geçirmeden aşılanarak korunabilirler.
• ABD Bulaşıcı Hastalıklar Kontrol Merkezi CDC’nin
28.05.1999’da referans niteliğinde yayınladığı bir rapora (RR-06)
göre;
• Salgınlar için uygun birer ortam olan kreş, okul vb.
kurumlara kayıt olacak çocuklarda, aşılanmış ya da hastalığı
geçirmiş olma şartınının aranmasını önermiştir. Bugüne dek
20 eyalette kreş ve okullara kabul kriterleri bu doğrultuda
revize edilmiştir.
• Ayrıca, su çiçeği geçiren bir çocuğun döküntülerin
görüldüğü andan itibaren 3 veya 5 gün içinde kardeşlerinin
ya da kreş vb. yerlerde temas halinde bulunduğu
arkadaşlarının aşılanması ile bu kişilerin su çiçeğinden
korunabilecekleri belirtilmektedir.
• Diğer yandan su çiçeği aşısının ileride görülebilecek zona
olasılığını anlamlı oranda azalttığına dikkat çekilmektedir.
Öyle ki, aşı ile korunmuş olan bireyin, su çiçeğine doğal
bağışıklık kazanmış bireye göre zona açısından daha
güvencede olduğu kabul edilmektedir.
• Yine, su çiçeğini komplikasyonlu geçirme riski yüksek
olan, ancak yeterli bağışıklık sistemi kriterlerine uygun
AIDS'li, lösemili çocuklara su çiçeği aşısının mutlak
surette uygulanması önerilmektedir.
• Ayrıca kronik hastalığı bulunanlar ve organ
transplantasyonu geçirecek hastalar yine aşının endike
olduğu grupta değerlendirilmektedirler. Bu bireylere aşı
uygulaması, birçok sağlık kuruluşunda tedavi protokolüne
alınmıştır.
Dünyada suçiçeği aşısı
Su çiçeği aşısı ilk kez 1974 yılında uygulandı
• Su çiçeği aşısı ilk kez, 1974 yılında Japonya Osaka
Üniversitesi-BIKEN Enstitüsü’nde Prof.Dr.Michiaki Takahashi
tarafından OKA adlı bir çocuktaki döküntülerden izole
edilerek geliştirilmiş ve uygulanmıştır.
• 1987'de Japonya'da sağlıklı çocuklarda kullanıma giren ve
bugüne dek 3 milyon dozun üzerinde uygulanan su çiçeği
aşısı, ABD'de Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)’nden onay alarak
1995'de rutin kullanıma girmiş, 1998'de ise Primer
Bağışıklama Programına alınmıştır.
ABD'de yeni doğan çocukların tümü, 1.yaşlarını
doldurduklarında su çiçeği aşısı olmaktadırlar. Nitekim aşı,
bu ülkede 1995'den bu yana 30 milyon doz dolayında
kullanılmıştır.
Kaynak: www.metu.edu.tr
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|