|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
Cinsel uyarılma sonrası
orgazmın devamlı bir şekilde ya da tekrarlayıcı olarak çok
geç olması veya hiç olmaması halidir. Her kadın için cinsel
uyaranın turu ve yoğunluğu farklıdır. Bunun için cinsel
uyarının iyi tetkik edilmesi gereklidir. Bu durum kişide
belirgin bir gerilime ve sosyal ilişkilerde güçlüklere yol
açar. Bu sorun asal olarak başka bir psikiyatrik bozukluk,
ilaç,madde ya da başka bir hastalık nedeniyle oluşmamalıdır.
Hekimin kişide yas, cinsel deneyimlerin öyküsü ve gelen
cinsel uyarının yeterli düzeyde olup olmamasını
değerlendirerek bu tanıyı koyması gerekmektedir.
Kadınlarda orgazma ulaşma durumu yasin ilerlemesi ile
artmaktadır. Daha çok genç yasta rastlanmaktadır. Eğer
kişide bu durumun nasıl yaşanabileceği öğrenilirse , cinsel
travmatik yaşantılar, evlilik sorunları, depresif durumlar
ya da başka vücutsal hastalıklarla karşılaşılmadığı surece
bu halin uzun sureli olarak kaybolması nadirdir. Beraberinde
cinsel istek ve uyarılma bozukluğu da bulunabilir. Kadınlar
kendi bedenlerin, haz noktalarını ve özelliklerini daha iyi
tanıyıp, eslerine tanıttıkça bu durumu daha yoğun
yaşayabilirler. Yurt dışında yapılan bir çalışmaya göre (Kinsey)
35 yas üzerinde evli kadınlar arasında hiç orgazm
yaşamayanlar % 5 oranında bulunmuştur. Başka bir çalışmada
ise kadınların % 46 si orgazma ulaşmakta güçlük çekerken, %
15 oranında orgazm olamamaya rastlanmıştır.
Bu duruma yol açabilecek diğer faktörler arasında hamile
kalma korkusu, esi tarafından reddedilme korkuları, vaginaya
zarar gelebileceği endişesi, erkeklere karşı düşmanca
tavırlar, cinsel dürtülere karşı kendini suçlu hissetme
sayılabilir. Bu durumdaki bazı kadınlarda karin alt
bölgelerinde ağrı, cinsel bölgelerde kaşınma ve akıntı,
gerginlik, bitkinlik yakınmaları bulunabilir.
Orgazm bozukluğu (erkeklerde):
Orgazm bozukluğunun kadınlar için belirtilen şartlari
erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde en yaygın olarak
görülen şekli eşin el ya da oral uyarısı ile cinsel boşalma
sağlanabilmesine karşın , cinsel ilişki sırasında orgazmın
olmaması durumudur. Bazı durumlarda sadece mastürbasyon ya
da sadece cinsel düşlemler ile orgazma ulaşılabilmekte,
ilişki sırasında bu gerçekleşmeyebilmektedir. Orgazmın
sağlanması için yeterli düzeyde cinsel uyarının olması ve
yaş artışı ile uyarı yoğunluğunun artması gerekmektedir.
Neden olabilecek vücutsal hastalıklar:
Prostat operasyonları sonrası, “Parkinson” hastalığı,
omurilik kanalında bozukluklara yol açan nörolojik
hastalıklar, bazı tansiyon ilaçları, bazı anti psikotik
ilaçlar da bu durumu oluşturabilmektedir. Geçici olarak
yoğun alkol alimi , kandaki seker düzeyinin çok yükselmesi ,
bazı hipofiz bezi tümörleri varlığında da görülebilmektedir.
Psikiyatrik kökenli olan şekil kimlerde görülmektedir:
Etkilenen kişilerin daha çok Bu rahatsızlığın
“obsesif-kompulsif” bozukluğu olanlarda daha çok görüldüğüne
dair araştırmalar bulunmaktadır. Baskı altında ve katı
kuralların olduğu ailelerden gelen kişilerde , cinsel
konuların tabu olduğu ailelerde bu duruma daha çok
rastlanmaktadır. Bazı kişilerde de kadınlara veya ilişki
kurulan kişiye yönelik düşmanlık hislerinin sonucu olarak
ortaya çıkabilmektedir. Karşısın da kinin kendi gözünde
cinsel çekiciliğinin kalmaması durumunda böyle bir sonuç ile
karşılaşılabilmektedir
Tedavi:
Eşle birlikte yapılan cinsel tedaviler başarılı sonuçlar
vermektedir.
Erkek cinsel organı sertleşme (ereksiyon ) bozukluğu:
Devamlı olarak ya da tekrarlayan bir şekilde , erkek cinsel
organında (penis) cinsel ilişki için gereken düzeyde
sertleşmenin elde edilememesi ya da cinsel ilişki sonuna dek
bu düzeyin korunamaması durumudur. Bu durum kişide önemli
derecede gerilime ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol
açar. Bu teşhisin konması için başka bir psikiyatrik
hastalık, bir ilaç,madde ya da bir vücutsal hastalığa bağlı
olmaması gerekmektedir.
Bazı durumlarda cinsel yaşantının hiç bir döneminde
ereksiyon sağlanamamışken, bazı kişilerde başlangıçta bu
durum varken, cinsel birleşme anında bu kaybolabilir. Bazen
de sadece mastürbasyon esnasında ya da uykudan uyanırken
ereksiyon oluşur, cinsel birleşmelerde oluşmayabilir.
Bu durum kişide bir cinsel kaygı, gerekli performansı
gösteremeyeceği endişeleri ya da cinsel uyarıma ve zevk alma
hislerinde azalma ile ilişkilidir. Depresyon geçirmekte olan
ya da madde kullanım bozukluğu olanlarda bu soruna
rastlanabilmektedir. Bu durum tedavi edilmezse ne yazık ki
evlilik sorunları, boşanmalara , alkol-madde kullanım
bozukluklarına, diğer esin evlilik dişi ilişkilerine yol
açabilmekte, bu nedenle intihar ya da cinayetlerle
sonuçlanabilmektedir.
Yasin ilerlemesiyle birlikte görülme oranı artmaktadır. Yurt
dışında yapılan çalışmalara göre ( Kinsey) rahatsızlığın 35
yas civarındakilerde % 2-4 oranında ;80 yas civarında ise %
77 oranında görüldüğü saptanmıştır. Ancak eğer kişinin
sağlık durumu yerinde ve uygun cinsel esi varsa ileri
yaslarda bu durum görülmeyebilir.
Bu duruma yol açabilen vücutsal hastalıklar:
Kabakulak ve fil hastalığı, kalp yetmezliği, damar sertliği,
aort anevrizmaları, böbrek yetmezliği, hidrosel ve varikosel
gibi ürolojik hastalıklar, siroz, solunum yetmezlikleri,
penis damar ve yapı bozuklukları, Klinefelter gibi genetik
hastalıklar, vitamin eksiklikleri, seker hastalığı,
hipertiroidi, Addison hastalığı ve böbreküstü bezi tümörleri
gibi endokrin sistem hastalıkları, MS, Parkinson , ALS, bazı
sara hastalığı tipleri, sinir sistemini tutan tümörler,
omurilik kanalını etkileyen travmalar ya da burayı tutan
tümörler, alkol-madde bağımlılıkları, kursun ve bitki
oldurucu ilaçlarla zehirlenme durumları, bazı ilaçlar (
östrojen, bazı tansiyon ilaçları, bazı antipsikotik ilaçlar)
, isin tedavisi, pelvis kemiği kırıkları, ağır düşkünlük
hallerine yol açan hastalıklar ve o bölge veya o bölgeye
yakın sinir ve damarlarına yönelik ameliyatlar ( prostat ,
kalın bağırsak, mesane , iliak damar operasyonları gibi)
sayılabilir.
Tedavi:
Esler birlikte tedaviye alınır. Bu tedavi için düzenli bir
cinsel es gereklidir. Cinsel tedavide eşlerde bu duruma yol
açabilecek başka bir vücutsal hastalık yoksa başarılı
sonuçlar alınmaktadır
Erken boşalma (Prematur ejekulasyon) :
Devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan bir şekilde boşalma
için yetersiz bir cinsel uyarılma ile, kişinin isteği
dışında , penisin vaginaya girişi öncesi ya da hemen
sonrasında boşalmanın (ejekulasyon) gerçekleşmesi durumudur.
Bu durum kişide önemli derecede gerilime yol açarak,
karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açmaktadır.
Bu teşhisin konması için oluşan durumun başka bir maddenin
etkilerine bağlı olmaması gerekmektedir. Bu tanıyı koyarken
kişinin yaşı, eşin ya da cinsel aktivite durumu ve yerinin
özellikleri, yakın zamandaki cinsel girişimlerin miktarı
gibi etkenler dikkate alınır.
Kimlerde daha çok görülmektedir:
Genellikle genç yastakilerde ve cinsel ilişkilere yeni
başlayanlarda görülür. Bazı kişilerde de , devamlı alışılmış
eşle değil de ek olarak başka bir ilişkiye başlayınca
oluşabilmektedir.
Daha çok eğitim düzeyi yüksek kişilerde rastlanmaktadır.
Erkeklerin % 30 unda olduğu düşünülmektedir. Daha önceki
cinsel girişimleri hayat kadınları ile alelacele bir şekilde
olan kişilerde, fark edilmeleri halinde rezaletler çıkacağı
olası yerlerde bu girişimlerde bulunanlarda çok kısa sürede
orgazm sağlama alışkanlığı nedeniyle oluşmaktadır.
Erken boşalma nedenleri :
İlişkide bulunan kişi ile ilgili sorunlar, evlilik sorunları
bu duruma yol açabileceğinden, hem bozuk giden evlilikler bu
soruna yol açmakta, hem bu sorun evliliklerde zorluklara yol
açmaktadır.
Başlangıçta olmayan, ancak devam eden ilişkilerde ortaya
çıkan erken boşalmaya cinsel ilişki yoğunluğunun azalması ,
sertleşme bozukluğu olacağı endişesi sebep olabilmektedir.
Bazı kişilerde bilinçaltında yatan cinsel ilişki ile ilgili
düşünceler bu duruma sebep olmaktadır. Sertleşme
bozuklukları konusunda belirtilmiş olan ailesel yapı ve bu
durumun gelişmesindeki etkenler bu konuda da söz konusudur.
Tedavi:
Eş birlikteliğinde ya da essiz olarak yapılan boşalma
suresini uzatıcı cinsel tedaviler başarılı olmaktadır.
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|