|
|
 |
|
KİLO VEREMEMENİN NEDENLERİ |
|
|
Kilo verememenin pek çok nedeni
var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü
sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında
yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı
dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak
istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına
daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun
yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu
yazıda bulabileceğinizi umuyorum.
Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse
ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil
yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına
odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı
hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal
kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği
yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı
herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına
gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan
"tutumlu genler"in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık.
Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde
oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi
bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını
engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve
kimyasalla donatılmıştır.
İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo
vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3
hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu
yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu
yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan
bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı
tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı
sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka
nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma
mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin,
insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde
yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır.
Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız
vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve
hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.
Siz de mutsuz bir "kronik diyetçi" olmayın
"Kilo kaybedemiyorum" diye üzülen hastaların yaptıkları en
önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun
süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan
diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp
akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu
ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo
vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla,
şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek,
kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi
nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım.
Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo
kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz
ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin
üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari
diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli,
zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç
amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.
Sadece "yememek" işi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni
çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme
yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket
sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu
eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline
getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu
başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da
korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı
kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da
artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.
Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel
sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır.
Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan "polikistik over
sendrom"lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım.
Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu
çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu.
Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış "hiper-insülinemi"
yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık
problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi
dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu,
unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.
Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan
kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında
yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında
biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık
diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi
zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo
sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir.
Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen
ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca
nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca
yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere
programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo
sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere
kulak verin.
İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da
şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne
yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında
kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de
hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık
çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon
ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili
gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda
deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan
başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın
hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi
ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların
çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir
depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi
bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara
başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele
kullanmamaktır. Eğer "majör depresyon" tedavisi gören
biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla
kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı
kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı
beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.
|