
reklamlar
Tabii kaynaklarda K1 ve K2
olmak üzere iki çeşit K vitamini vardır. K vitamininin ikisi
de bir naftokinondur. K1 vitamini bitkilerde bulunur ve
filokinon ve filomenadion şeklinde adlandırılır. K1
vitamininin kimyada adı, 2-metil-3-fitil-1,4-naftokinondur.
Yeşil yapraklarda bulunur. Erime noktası yaklaşık -20°C olan
sarı yağımsı bir maddedir. K2 vitamini ise kokuşmuş balık
unlarından elde edilmiş olup bir grup menakinonlar ve
bakteriler tarafından üretilir. 53,5-54,5°C’de eriyen sarı
kristalimsi bir maddedir. Kimyada 2-metil-3-difarnizel-1,4-naftakinon
şeklinde adlandırılır ki bu K2(30) olarak bilinir. Karbon
sayısına bağlı olarak K2(35) ve K2(45) vitaminleri de
vardır.
K vitaminleri organik çözücülerin çoğunda ve yağda çözünür.
Fakat suda çözünmez. K vitamini ısıya dayanıklıdır. Pişirme
sırasında kısmen parçalanır. Işığa çok hassastır. K2
vitamininin etkisi K1 vitamininin 2/3’si kadardır. K3
vitamini ise K1 den birkaç defa daha etkilidir. K
vitamininin tesiri naftokinon halkasından ileri gelir.
K vitamini eksikliği
Sağlam bir insanda bu vitamin eksikliği pek görülmez. Çünkü
alınan gıdaların pekçoğunda K vitamini olduğu gibi ayrıca
barsaktaki bakteriler de K vitamini üretirler. Yeni doğan
çocukların barsakları ve beslendikleri anne sütü siteril
(mikropsuz) olduğundan bebeklerde K vitamini eksikliği
gelişebilir. Anne sütü K vitamini ihtiva etmediği halde inek
sütünde boldur. Bebeklerin barsaklarında bakteriler meydana
geldikçe K vitamini eksikliği düzelir. K vitamini eksikliği
kanamaya sebep olur. Geniş spektrumlu antibiyotik alanlarda,
barsak florası bozulduğundan, K vitamini eksikliği olur.
Karaciğer yetersizliği olanlarda, safra yolları tıkanmış
olanlarda, K vitamini yetersizliği olduğundan takviye olarak
bu vitaminin de verilmesi iyi olur.
K vitamini fazlalığı
K vitamini fazlalığı sonucu aşırı bir kan pıhtılaşması ve
tromboza eğilimi meydana geldiği tespit edilmemiştir. K
vitamini fazla olarak şırınga edilirse bulantı ve bazan da
kusma görülür. Fazlalığının karaciğerin vazifelerini bozma
ihtimali vardır. Emniyetli olması bakımından, özel haller
dışında, erişkinlerin günde 10 mg’dan fazla K vitamini
kullanmaması iyi olur.
Sindirimi ve tedavide kullanılması
K vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğundan emilmesi için
safra ve pankreas özsuyuna ihtiyaç vardır. Yağ sindirimi
bozulduğunda K vitamini sindirimi(emilimi) bozulur. K
vitamini kana şilomikronlarla girer ve karaciğere gelir.
Burada bazı pıhtılaşmaya sebep olan maddelerin yapımını
sağlar. K vitamini karaciğerde pek depolanmaz. Günlük
ihtiyacın ne kadar olduğu kat’i belli değildir. Karaciğeri
sağlam kimselerde, K vitamini eksikliğine bağlı, protrombin
(pıhtılaştırma faktörünün bir cinsi) zamanın uzaması 1 mg K
vitamini vermekle düzelir. Kanın pıhtılaşma gücünü azaltan
ve çok antibiyotik alanlarda kanama görülebilir ve bu
durumda K vitamini vermek gerekir.
Travmalı doğumlarda ve kanama belirtileri gösteren bebeklere
K vitamini verilmektedir. Safra yolları tıkanmaları, kronik
pankreatit ve pankreas tümörü sebebiyle ameliyat olacaklara
üç dört gün süreyle günde 10-20 mg K1 vitamini verilir.
K vitamini kaynakları
K1 vitamini yeşil sebze ve tahıllardan sağlanır. K2 vitamini
ise kalın barsakta ürer. Bazı besinlerin 100 gramındaki K
vitamini; inek sütünde 3, peynirde 35, tereyağında 35,
yumurtada 10, karaciğerde 90, sığır etinde 15, buğdayda 15,
ekmekte 4, sebzelerde 15-600, şeftalide 8, kahvede 38 mg
bulunmaktadır. Pirinçte, mısır ve ayçiçeği yağında, çilekte,
çayda yoktur.
Kaynak : www.saglikansiklopedisi.com
reklamlar