Gebelik
Gebeliğe Hazırlık Gebelik Dönemi Gebelik Sorunları Hafta Hafta Gebelik Ay Ay Gebelik
Doğum
Doğum Doğum Resimleri Doğum Videoları Doğum Sorunları Doğum Sonrası Emzirme
Bebek Sağlığı
Yeni Doğan Bebek Bebek Bakımı Ay Ay Bebek Gelişimi Bebek Sağlık Sorunları Bebek Beslenmesi Bebek Yemek Tarifleri Bebek İsimleri Bebek Resimleri
Çocuk Sağlığı
Bulaşıcı Hastalıklar Çocuk Gelişimi Çocukluk Hastalıkları Çocuk Psikolojisi Vitamin ve Mineraller
Kadın Sağlığı Cinsel Sağlık Ruh Sağlığı Sağlık Haberleri Güzellik Ve Bakım Doğum Kontrolü Yemek Tarifleri Beslenme ve Diyet Rüya Tabirleri Uzman Yazıları
 

 :: Anasayfa :: :: Giriş Sayfası Yap ::  :: Favorilere Ekle ::  :: İletişim :: 


 

 

 

HAMİLELİKTE YÜKSEK TANSİYON

 

 

 

Gebelikte, kan basıncının >140/90 mm Hg olması, gebelik öncesi veya birinci trimestri (ilk üç ay) düzeylerine göre kan basıncının >25/15 mmHg yükselmesi hipertansiyon olarak tanımlanır.

Gebelerin %8-10’unda görülür. Plasenta (bebek ile anneyi bağlayan organ- Bebeğin eşi) ayrılması, dissemine intravasküler koagülasyon (Bir tür kanama sorunu- yaygın damar içi pıhtılaşması) gibi komplikasyonlara neden olabilir. Gebelikte görülen hipertansiyon 2 başlıkta incelenebilir:

1. Kronik (müzmin)Hipertansiyon (esansiyel veya sekonder hipertansiyon)

Gebelik öncesinde mevcut veya gebeliğin 20. haftasından önce teşhis edilmiş olan, gebelik esnasında ve doğum sonrası dönemde de devam eden hipertansiyondur. Kan basıncı devamlı >140/90 mm Hg’dır. Kronik hipertansiyonu olduğu bilinmiyen, bu nedenle gebeliğin başlangıcından itibaren düzenli olarak tansiyonu kontrol edilmeyen kişilerde, gebeliğin ikinci trimestrinde kan basıncı yüksek bulunursa bu durumun ilk defa oluştuğu izlenimini verebilir. Kronik hipertansiyonda fetüs gelişmesinde gerileme, prematüre(erken) doğum, plasenta ayrılması, akut renal yetersizlik(ani böbrek yetmezliği) ve hipertansif kriz gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Komplikasyonlar genellikle uzun süreden beri hipertansif olan veya preklampsi (gebelik te görülen tansiyon yüksekliği ile seyreden bir tablo) gelişen 30 yaşın üstündeki hipertansiflerde görülür. Diyastolik (küçük tansiyon) kan basıncı >100 mmHg ise veya böbrek hastalığı ve hedef organ hastalığı varlığında, diyastolik kan basıncı >90 mmHg ise ilaç tedavisi önerilir.

Tedavinin amacı, yüksek kan basıncının kısa dönemde anne açısından yaratacağı riskleri minimal düzeye indirmek, bu arada fetüse zarar verebilecek tedavilerden kaçınmaktır. Kronik hipertansiyonu olan kişilerde sonraki gebeliklerde de kan basıncı yükselir. Bazı durumlarda istirahat ve tuz kısıtlaması yeterli olabilir. İlaç tedavisi gerekirse doktorunuz metildopa, betablokerler ve hidralazin grubu ilaçlardan verecektir. Kronik hipertansiyon ilerleyicidir. Genellikle sonraki gebeliklerde de devam eder.

2. Preeklampsi Veya Gestasyonel Hipertansiyon (yeni veya kronik hipertansiyon üzerine gelişen preeklampsi)

Gebelerin %2-3’ünde görülür. Ailesel özellik gösterir. Genellikle ilk hamilelikte olur. Klasik olarak gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkar. Önceden mevcut kronik hipertansiyon zemininde gelişebilir. Hipertansiyon ile birlikte böbrek fonksiyon bozukluğundan dolayı idararla protein atılması olur ve ödem (şişlik) vardır. Eğer gebeliğin 20. haftasından önceki kan basıncına göre sistolik (büyük tansiyon) kan basıncı >30 mmHg, diyastolik kan basıncı >15 mmHg artmışsa hipertansiyon geliştiği kabul edilir. Eğer önceki kan basıncı bilinmiyorsa gebeliğin 20. haftasından sonraki kan basıncı >140/90 mmHg ise hipertansiyon olarak kabul edilir. Preeklampside anne ve fetüs için risk artmıştır. Preeklampsiyi konvulziyonlarla(kasılmalarla gelen nöbet) seyreden eklampsi takip edebilir. Proteinüri ve ödem yanında ürat klirensi de düştüğünden hiperürisemi (kanda üre artar) görülür. Hiperürisemi preeklampsinin erken görülen bir bulgusudur. Bazan proteinüriden de erken görülür. Bu nedenle önemli bir tanı kriteridir. Düşük doz aspirin kullanılmasının veya kalsiyum takviyesinin preeklampsiye karşı korunma sağladığı şeklindeki görüşler büyük çalışmalarda doğrulanmamıştır.

Tedavi, olayın şiddetine göre değişir. Diyastolik kan basıncı 105-110 mmHg ise uteroplasental perfüzyonu(rahimden bebeğe gereksinimlerinin aktarılması bozulmadan) azaltmadan, ilaç tedavisi ile 90-104 mmHg ya düşürülmelidir. Bu arada istirahat ve kontrol altında tuz alımı kısıtlanabilir. Aşırı tuz kısıtlaması fetal ölüm riskini arttırır. Hastanın normal doğumu yakınsa, kan basıncı düşürüldükten sonra sezeryanla doğum sonlandırılmalıdır. Fetüs immatür (gelişimi bozuksa) ve kan basıncı 24-48 saat tedaviye rağmen düşmüyorsa gebelik sonlandırılmalıdır.



Uyarı: Hamilebilgi.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.

Copyright © 2007 Hamilebilgi.com Tüm Hakları Saklıdır.

 
  hosting