
reklamlar
Kadınlardaki kardiyak olaylar
üzerinde ilginç bir çalışma pek çok kadının kardiyak
hastalıkların prodromal (erken) bulgularına günler, haftalar
hatta aylar boyunca maruz kalmış olabileceğini
göstermektedir. Ne yazık ki bu belirtilerin pek çoğunun
farkına varılamayabilir çünkü sıra dışı olarak
algılanmazlar. Halsizlik ve uyku bozuklukları, alarm nedeni
olabilecek nitelikte iki şaşırtıcı erken bulgu olarak
değerlendirilebilir.
Halsizlik sıklıkla görülen bir durumdur. Basit bir
yaklaşımla yetersiz uykudan, viral bir enfeksiyonla mücadele
etmekten veya uygulanmakta olan bir tedavinin yan
etkilerinden kaynaklandığı düşünülebilir.
Bununla birlikte yakın tarihli bir araştırma bir kalp krizi
sonrası hayatta kalan kadınların % 70’inde krizin günler
hatta haftalar öncesinden belirgin bir halsizlik olduğunu
göstermektedir.
Yetersiz bir uyku sonrasında veya oldukça yoğun geçen bir
hafta veya ay boyunca halsizlik hissetmek sıradan
sayılabilecek bir belirtidir, ancak kadınlar uyku
alışkanlıklarındaki sıra dışı veya normale dönmeyen
değişiklikler konusunda özellikle dikkatli olmalıdırlar.
Yakın tarihli bir başka çalışmada ise yakın zamanda kalp
krizi geçirmiş kadınların neredeyse yarısı bu krize doğru
giden günler veya haftalar içersinde uyku bozuklukları
yaşadıklarını ortaya koymaktadır.
Günlük aktiviteler sırasında yaşanan nefes darlığı,
hazımsızlık ve ansiyete’nin yanı sıra kardiyak hastalığın
bir diğer erken bulgusu olarak görülmektedir.
Öyleyse durumun ciddi olup olmadığını nasıl bileceğiz?
Tipik sızı ve ağrılarla besin ve aktivitelere gösterilen
normal tepkileri not almak, sıra dışı bazı şeyler olduğunda
bunları yanılmadan tanıyabilmenize yardımcı olur. Aynı
zamanda kalp hastalığı ile ilgili risk taşıyan kişilerin
kendilerini nasıl hissettikleri ile ilgili olarak daha
dikkatli gözlem yapmaları gerektiğini de unutmamak gerekir.
Enerji veya rahatlık düzeyinde veya uyku alışkanlıklarında
sıra dışı ya da kaygı verici bir değişim yaşayan bir kadın
bu konuyu mutlaka doktoru ile konuşmalıdır. Bununla birlikte
yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, obezite, diyabet,
sigara alışkanlığı, veya sedanter (hareketsiz) yaşam gibi
risk faktörlerine sahip bir kadının kalp hastalığı
olasılığını elimine edebilmek için kendini nasıl
hissettiğini doktoru ile konuşmaya özel bir önem vermesi
gerekir.
Kadınların birçoğu bir kalp krizi esnasında televizyonda
veya sinema filmlerinde görüldüğü gibi ani, şiddetli göğüs
kasılmaları yaşamayabilirler. Bu, pek çok kişi tarafından
klasik kalp krizi bulgusu olarak değerlendirilmesine rağmen
araştırmalar bu dramatik bulgulara erkeklerde kadınlardan
daha sık rastlandığını ortaya koymaktadır. Neyse ki bir
kadın vücudunun bir kalp krizi sırasında gönderdiği bazı
alarm işaretlerini biliyoruz. Bir kadında söz konusu olan
ağrı erkeklerin genellikle yaşadığı ağrıya göre oldukça
atipiktir.
Atipik ağrı : Bir kalp krizi sırasında şiddetli göğüs ağrısı
gibi akut kalp krizi bulgularının ortaya çıkması neredeyse
klasik hale gelmiştir, oysa kadınlar tipik olarak bir kalp
krizi öncesinde veya esnasında vücudun başka bölümlerinde
uyarıcı nitelikte olabilen veya olmayabilen ağrı veya
rahatsızlıklar olduğunu bildirirler. Basınç, darlık hissi,
sırt, omuz boyun ve kollarda hatta boğaz ve çenede ağrı veya
yanma kalp hastalığının belirtisi olabilir. Kadınlar aynı
zamanda sınıra gelmiş olma, doluluk, karıncalanma gibi
hisler de tanımlamışlardır.
Aynı zamanda bir kalp krizinin akut fazında nefes darlığı,
halsizlik, karın ağrısı, soğuk terleme, baş dönmesi,
hazımsızlık veya bulantı gibi rahatsızlık belirtileri de
görülebilir. Son yapılan çalışmalardan birinde kadınlarda en
sık bildirilen kalp krizi bulgularının nefes darlığı,
zayıflık ve halsizlik olduğu ortaya konmuştur.
Bir kalp krizinin bir çok farklı akut belirtisi hakkında
bilgi sahibi olmak, gerçekten gereksinim duyduğunuzda acil
yardım aramanızı sağlayabilir. Ancak tüm bu işaret ve
bulguların her bir krizde ortaya çıkmayabileceğini, bazı
bulguların ortadan kaybolup tekrar ortaya çıkabileceğini
bilmelisiniz.
40 yaşından sonra vücudunuz doğal yönden östrojen üretmeyi
durdurduğunda kolesterol düzeyleriniz yükselmeye ve koroner
kalp hastalığı (KKH) riskiniz yükselmeye başlar. Başlangıçta
hormon replasman tedavisi yoluyla dışarıdan östrojen almanın
KKH’na karşı korunma sağlayabileceği düşünülmüşse de klinik
çalışmalar bunun kardiyak (kalple ilgili) bir koruma
sağlamadığını, kalp hastalığı, over (yumurtalık) ve meme
kanseri riskini artırabileceğini göstermektedir.
reklamlar