Yaygın adı ile uçuk olarak
bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen
virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur.
Sadece 45 milyon kişi A.B.D.'de bu hastalğa yakalanmıştır ve
her yıl 500.000 yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun
dramatik olan yanı hastaların %80'i ya herhangi bir yakınma
ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlış yorumladığı için
hasta olduğunun farkında değildir.
HSV'nin 2 tipi vardır: HSV1 ve HSV2. HSV1 genelde dudak
etrafındaki uçuk şeklinde lezyonlara neden olurken, HSV2
genelde genital organlarda enfeksiyon yaratmaktadır.
Virus ilk defa enfeksiyon yarattıktan sonra sinir
düğümlerinde sessiz olarak yıllarca bekleyebilmekte ve uygun
ortam ve zamanda yeniden enfeksiyona neden olabilmektedir.
Bu nedenle HSV enfeksiyonları sinsi enfeksiyonlardır.
Belirtiler
Herpes bulguları kişiden kişiye değişir. İlk atakta genelde
virüs ile tamastan sonra 2 gün 3 hafta arası bir sürelik
kuluçka devresini takiben yanma, kaşıntı, bacaklarda ağrı,
kalça ve genital bölgede ağrı, vajinal akıntı, karın
boşluğunda dolgunluk hissi görülebilir. Bu ilk bulgulardan
birkaç gün sonra enfeksiyon alanında uçuk tarzı yaralar
ortaya çıkar. Bu yaralar vajinada ve rahim ağzında olabilir.
3-4 gün içinde bu yaralar iz bırakmadan kaybolurlar. Bu
aşamadan sonra virus omurilik düzeyinde sinir köklerine
giderek yerleşir ve burada inaktive halde beklemeye başlar.
Pekçok kişide de periyodik olarak re-enfeksiyona neden olur.
Bu reenfeksiyonlar esnasında virusler sinirler boyunca
ilerleyerek genelde ilk enfeksiyonu yarattığı alanların
yakınında yeni lezyonları yapar.Her enfeksiyon atağı
esnasında gözle görülebilen lezyonların bulunması şart
değildir. Çoğu zaman fark edilmeyen ataklar olur. Bu
dönemlerde vajinal salgılar ile virüs yayılımı olduğundan
kadın cinsel partnerine hastalığı bulaştırabilir.
Tanı
Gözle görülebilen lezyonların varlığında tanıyı koymak
kolaydır. Ancak bunun HSV olduğunu göstermek için bazı
laboratuvar tetkikleri gerekebilir. Bunun en iyi yolu aktif
enfeksiyon sırasında lezyonlardan alınacak materyalde viral
kültür yapmaktır. Ancak bu oldukça masraflı bir tekniktir.
Materyalde virus üretilememesi hastalık olmadığı anlamına da
gelmez. Kesin tanının çok zor olması nedeni ile pekçok vaka
hatalı olarak teşhis ve tedavi edilmektedir. Kanda yapılan
immünolojik testler ile de HSV varlığı saptanabilir. Ancak
bu testler aktif enfeksiyonu göstermez. Sadece kişinin
hayatının herhangi bir döneminde enfeksiyon geçirip
geçirmediğini ve bağışıklık sisteminin virüse karşı antikor
geliştirip geliştirmediğini belirler. Antikorlar bulunsa
bile bunlar kişiyi yeni enfeksiyonlardan korumaz. Kan testi
ayrıca oral ve genital enfeksiyonların ayrımını da
sağlayamaz. Son zamanlarda HSV1 ve HSV2'yi ayrıdedebilen kan
testleri geliştirilmiş olmakla beraber bunların yaygın
kullanımı henüz daha mevcut değildir.
Tedavi
Günümüzde Herpes tedavisi için değişik ilaçlar mevcuttur
ancak bu ilaçlar kesin tedavi sağlayamamaktadırlar. Viral
bir enfeksiyon olduğu için antibiyotikler etkisiz
olmaktadır. İlaçlar sedece ilk atağın şiddetini azaltmakta
ve süresini kısaltmakta , daha sonraki atakların ise
sıklığını düşürmektedir. HSV enfeksiyonu geçiren kişiler
bazı birkaç basit kurala uyarak enfeksiyonun süresini ve
bulaşıcılığı azaltabilirler. Bu önlemlerden en basit fakat
en önemli olanı enfekte alanı temiz ve kuru tutmaktır.
Uçuk olan bölgeye dokunmamak ya da dokunduktan sonra hemen
elleri yıkamak son derece önemlidir.
Lezyonlar tamamen iyileşene kadar cinsel ilişkiden kaçınmak
da önemli bir konudur.
Tekrarlayan enfeksiyonlar travma, soğuk algınlığı, adet
görme ya da stress gibi vücut direncini düşüren durumlarda
ortaya çıkmaktadır.
Riskler
Genital Herpes enfeksiyonu bazı riskleri de beraberinde
getirir.Ancak uzun dönem hayat kalitesini etkileyebilecek
etkileri yoktur. Gebelik gibi genel vücut direncinin
azaldığı durumda olan kişiler aktif enfeksiyon açısından
dikkatli takip edilmelidirler. Eğer Herpesin ilk atağı
gebelik esnasında ortaya çıkarsa bu durumda virüs bebeğe
geçebilir ve bu tür gebeliklerde erken doğum riski her zaman
bulunur. Neonatal herpes ile doğan (anne karnında iken virüs
ile temas eden ve enfekte olan) bebeklerin %50'sinde
nörolojik hasarlar ve ölüm meydana gelir. Bebeklerde beyin
iltihabı, göz problemleri, ciddi boyutta döküntüler ortaya
çıkar ancak bu bebeklerin büyük bir kısmı antiviral ilaç
tedavilerinden yarar görürler. Bebeklerdeki risk büyük
ölçüde annenin geçirdiği atağın ilk ya da tekrarlayan atak
olmasına bağlıdır. Aktif enfeksiyon varlığını araştırmak
için yapılan viral kültürlerin sonucu uzun bir süre aldığı
için genital herpesden şüphelenilen vakalarda doğum şekli
olarak sezaryen tercih edilir. Eğer aktif enfeksiyon yok ise
sezaryen şart değildir.
|