
reklamlar
Gebelikte ultrasonografi
uygulamaları son 15 yıl içinde teknik gelişmelere paralel
olarak büyük değişim gösterdi. Bugün kullandığımız gelişmiş
ultrasonografi cihazlarıyla daha önceden izlenemeyen pek çok
yapısal özelliği ölçüp ve normal gelişimini
değerlendirebiliyor, gebeliğe ait pek çok sorunu ve bebekle
ilgili problemleri saptayıp tedbir alabiliyoruz.
Ancak gelişen teknolojiyle ultrasonografinin bir muayene
yönteminden çok bir şov aracı haline dönüşmeye başladığını
belirtmek gerek. Hemen hiçbir muayene odasında muayene
sırasında hekim, hasta, hemşire dışında kimse bulunmazken
pek çok ultrasonografi odasına kalabalık aile üyelerinin
doluşup aslında bir muayene yöntemi olan ultrasonografiyi
eğlence aracına dönüştürdüğüne hepimiz tanık olmuşuzdur.Bu
durumun muayeneyi olumsuz yönde etkileyebileceğini kabul
etmek gerek
Unutmamalı ki ultrasonografi yaparken doktorunuz bebeğinizin
sağlık durumu hakkında gözlem yapmakta ve bu gözlemini
birikimleriyle birleştirmektedir.Yoğun dikkat gerektiren bu
uygulamada muayene odası kalabalık bile olsa sessizliği
korumak sizin ve bebeğinizin yararınadır.
Bunun yanında ultrasonografi konusunda bir kavram
kargaşasının yaşandığını da belirtmek gerek. Yakınlarınızdan
‘renkli doppler’ ,’büyük ultrason’ , ’üç boyutlu ultrason’
ve buna benzer başka terimler duyacaksınız.Bu nedenle hangi
terimin aslında neyi ifade ettiğini gözden geçirmekte yarar
görüyoruz.
Ultrasonografi Nedir? Nasıl Çalışır?
Ultrasonografi ses dalgalarını kullanan bir tekniktir.
Kesinlikle röntgen ışınları ve radyasyon içermez.Kulağımızın
duyamayacağı kadar yüksek frekanstaki ses dalgaları
karnınızın üzerinde gezdirilen ‘probe’ adı verilen cihaz
yardımıyla vücudunuza gönderilir ve ve vücudunuzdaki farklı
dokulardan farklı şekilde geri yansıyan (boş bir alanda
bağırdığınız zaman çevreden sesinizin geri yansıması gibi)
ses dalgaları yine probe tarafından algılanır. Farklı
yapıdaki dokulardan yansırken ses dalgalarının
özelliklerinde değişimler olur. Bu değişimlerden
yararlanarak ultrasonografi görüntüsü oluşturulur.
Ultrasonografinin temeli 19. yy ın sonlarında ünlü
fizikçiler olan Currie ailesinin keşfettiği ‘'piezoelektrik
etki’’ ye dayanır.Bazı maddeler ki bunlara ‘’piezoelektrik
kristaller’’ adı veriyoruz üzerlerine uygulanan mekanik
enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilme yeteneğine
sahiptir.Ultrasonografide ‘prob’ adını verdiğimiz ve ana
üniteye bağlı olan ve uygulama sırasında vücudunuza temaz
eden kısımda bu kristaller yer alır.bu kristaller
ürettikleri ses dalgalarının yansımalarını da
algılar.Bunların ana makinede işlenmesiyle ses dalgalarının
yollandığı dokuların iki boyutlu görüntüsü elde edilebilir.
Doppler ultrasonografi hareketli bir cisimden yansıyan ses
dalgalarının frakansındaki değişimden faydalanarak cismin
hareket hızının hesaplanabilmesi prensibinden
yararlanır.Yani hareket eden bir cisme belli frekansta ses
dalgaları yollanırsa ,bu cisimden geri yansıyan ses
dalgalarının frekansında bir değişim olur.Gönderilen ve geri
yansıyan ses dalgalarının frekansları arasındaki farktan
yararlanılarak cismin hareket hızı hesaplanabilir. bu fizik
özelliğinden ultrasonografi de en çok kan akımına ait
verilerin elde edilmesinde yaralanılır.Gebelik sırasında
doppler ultrasonografi gebelikle ilgili komplikasyonlar
hakkında değerli öngörülere olanak sağlar.Uterusa giden
atardamarlardaki kan akımı özellikleri ilerleyen gebelik
haftalarında bebekte rahim içi gelişme geriliği, annede
preeklampsi ve ilgili sorunların gelişme riskine ait önemli
uyarılar verebilir. Yine aynı şekilde göbek kordonundaki kan
akımı ve bebeğin çeşitli damarlarındaki kan akımı
özellikleri de bebeğin plasentadan yeterli besin ve oksijen
alıp almadığı konusunda direkt ve objektif veriler sağlar.
Ultrasonografi geçmişi 40 yıla ulaşmış olan bir
tekniktir.Laboratuar ortamında yapılan çalışmalarda
ultrasonografini doku üzerinde neden olabileceği iki etki
belirlenmiştir.Bunlar ısı arttırıcı etkisi ve kavitasyon
etkisi olarak adlandırılır.Isı oluşturma etkisi
ultrasonografini süresi ve kullanılan frekansla doğru
orantılıdır. Rutin uygulamalarda kullanılan frekans ve
uygulama süreleriyle ısı artışının zararlı bir etkisi
gösterilmemiştir. Kavitasyon etkisi ultrasonografi uygulanan
dokuda baloncuklar oluşması şeklinde tanımlanabilir ve doku
harabiyetine neden olabilir.Ancak yine gebelikte uygulanan
ultrasonografide de kavitasyon etkisi
gösterilememiştir.Yapılan pek çok çalışmada
ultrasonografinin etkilerine bağlı olduğu kanıtlanmış
herhangi bir sakatlık saptanmış değildir. Görme bozuklukları
,sağırlık,solaklık,gelişme geriliği,çocukluk çağı
lösemileri,konuşma bozuklukları gibi pek çok sorun için
ultrasonografinin olumsuz yönde etkisi olup olmadığı
araştırılmış ancak herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu
nedenle arada yayınlanan gazete haberlerine bu nedenle önem
vermemek gerekir .Buna karşın ultrasonografi gebelik ve
doğumla İlgili uygulamalarda (obstetri)ve diğer kadın
hastalıklarının tanı ve tedavisinde yepyeni bir çağın
başlamasına neden olmuştur.Gelişen teknoloji hekimlerin
önünde yeni olanaklar ve kolaylıklar sunmaya devam
etmektedir.
Ultrasonografi muayeneleri ne sıklıkla yapılmalıdır?
Günümüzde ülkemizde gebelik takiplerinde ultrason
incelemeleri neredeyse her muayene için rutin haline
gelmiştir.Buna karşın pek çok ülkede durum bundan
farklıdır.Bunun nedeni hemen tamamen ekonomiktir. Sigorta
şirketleri oldukça pahalı bir uygulama olan ultrasonografi
için yalnızca belirli haftalarda veya özel durumlarda ödeme
yapmaktadır .Genel olarak ilk 10 hafta içinde 7-9.
haftalarda ilk inceleme , 18-22haftalar arasında fetal
anomali taranması amacına yönelik detaylı inceleme 33-34.
haftalarda da bebeğin gelişiminin değerlendirilmesine
yönelik bir inceleme mutlaka gerekli görülür. Ense pilisi
kalınlığının ölçülmesi için 11-14. haftalar arasında da
ultrason incelemesi uygundur.
Ülkemizde ise hemen her kadın hastalıkları ve doğum uzmanı
kendi ultrasonografi incelemesini muayenenin bir parçası
olarak her hasta kontrolünde uygulamakta ve bunun için ek
ücret talep edilmemektedir.Her kontrolde ultrasonografi
gerçekten de şart değildir ancak gerek hastaların
beklentileri gerekse hekimlerin alışkanlıkları bu şekilde
yerleştiğinden bu uygulamanın değişme olasılığı çok düşük
görünmektedir.Ancak şunu belirtmek gerekir ki her kontrolde
ultrasonografi kesin gerekli olmasa da zararı da
yoktur.Ancak ultrasonografinin rutin gebelik kontrolünün
yalnızca bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Anne adayının
ağırlığının ve tansiyonunun ölçülmesi ,kilo alış hızının
değerlendirilmesi,ödem ve benzeri önemli belirtilerin
bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi , gebelik haftasına
göre bazı risklerin ekarte edilmesini sağlayacak
sorgulamaların yapılması en az ultrasonografi kadar
önemlidir.Ülkemizde ,çok gerekli olmayan sıklıkta
ultrasonografi uygulanırken bazı durumlarda muayenenin bu
çok önemli bölümlerinin yeterince önemsenmediğini de
maalesef gözlemlemekteyiz.
reklamlar