Kadınların yaklaşık % 25’nde
görülen migren, genellikle menstrüasyon sırasında östrojen
seviyesinin hızla düşmesi ile ilişkilidir . Gebelik
esnasında % 70 oranında remisyon veya düzelme göstermektedir
. Gebeliğin migrene pozitif etkisi, gebelikte östrojen
seviyesinin stabil ve yüksek seyretmesine ( östradiol
seviyesi 50-100 kat artar) bağlıdır. Gerçekte, migren tipi
başağrısı gebelik sırasında nadiren başlar . Hormona
spesifik baş ağrısı olan migren gebeliğin ilk trimestır’ında
ortaya çıkabilir, ancak genellikle gebeliğin geç
dönemlerinde gözlenen bir tablodur . Birçok klinisyen
gebelik sırasındaki başağrısı ile karşılaşıldığında başka
nedenlerin de araştırılması gerektiğine inanır .
İntrakraniyal patolojiler, stroke, psödotümör serebri,
tümörler, anevrizmalar, arteriovenöz malformasyonlar (AVM)
ve serebral venöz tromboz baş ağrısına neden olabilir .
Kokain vb. ilaç kullanımı, anti-fosfolipid antibody sendromu
ve koryokarsinoma gibi metabolik nedenler baş ağrısı
yapabilir .
Tanı
İlk trimestrda ciddi baş ağrısından şikayet eden bir gebede
ciddi bir nörolojik muayene yapılmalı ve gerekirse MRI
çektirilmeli, toksikolojik testler ve koagülasyon testleri
yapılmalıdır. Ani başlayan bir başağrısında hastanın
“hayatımın en kötü baş ağrısı” şeklinde tanımlamasında bir
subaraknoid kanamanın (SAK) ekarte edilmesi gerekir ).
Progressif olarak başağrısının artması psödotümör serebri
veya preeklampsiyi destekler. Kan basıncının artmasının yanı
sıra periferik ödem ve proteinüri (triad) preeklampsi
tanısını kuvvetlendirir.
Tedavi
Gebelik sırasında kullanılan birçok ilaç plasentadan geçer
ve potansiyel yan etkilere sahiptir. Bunlar teratojenite,
embriyo mortalitesi, fetal gelişme anomalileri ve perinatal
etkiler şeklinde sıralanabilir. Gebelikte migren tedavisinde
yaklaşım konservatif olmalıdır. Gebelik öncesinde migren
tanısı olan olgularda fetusa minimal etki edecek bir
medikasyon ve başağrısının kontrolü ana amaç olmalıdır.
Nonfarmakolojik yaklaşımlar, dinlenme ve relaksasyon,
biofeedback, belirli yiyeceklerin kesilmesi ve çevresel
faktörlerin düzeltilmesini, hastaya yeniden güveninin
kazandırılması, soğuk uygulamayı içerir . Fakat baş ağrısı
genellikle bu tedaviye yanıt vermez. Migren atağı çok ciddi
ise ilaçla tedavi kaçınılmazdır. Farmakolojik tedavi
planlanıyorsa kafeinle birlikte veya tek başına asetominofen
yararlı ve etkin bir tedavi imkanı sağlar . Kısa süre
hidrokodon gibi ılımlı opioidlerin tek başına veya
asetominofen ile kombine olarak kullanımı çok az risk taşır.
Ciddi migren atağı geçirenler ve oral analjeziklerin
yetersiz kaldığı durumlarda, hastane şartlarında parenteral
tedavi gerekebilir.
Migrenli hastada bromokriptin, ergotamin ve lityumdan
kaçınılmalıdır . Gebelik sırasında kullanımı ile ilgili daha
fazla bilgi elde edilene kadar sumatripran (selektif
seratonin agonisti) ve diğer triptanlar (zolmitriptan,
naratriptan) yalnızca diğer tedavi stratejileri yetersizse
başvurulacak ajanlardır, laktasyonda dikkatli kullanılmaları
gerekir .
Aspirinin teratojenik özelliği tanımlanmamıştır . Analjezik
dozlarda aspirin perinatal etkiye sahip olup uterin
kontraksiyonları inhibe eder, maternal ve yeni doğan
kanamasını artırır, duktus arteriosusu daraltır. Teratojenik
özelliği olmayan asetominofen aspirine tercih edilir,
laktasyon ile uyumludur .
Kafein 300 mg/gün altındaki dozlarda kullanıldığında fetusda
hasara neden olmaz. Tüm narkotikler kullanıldığında maternal
ve fetal bağımlılık yapabilir. Kodein ve propoksifen
konjenital anormalliklere yol açabilir. Butorphanol,
hidromorfon, meperidin, metadon ve morfin teratojenik
değildir.
Nonsteroid antienflamatuarlar da (NSAİD) teratojenik olarak
kabul edilmemektedir. İbuprofen ve naproksenin ilk
trimestrda kullanılabileceği bildirilmektedir . NSAİD’ların
gebeliğin 3. trimestrında kullanımları sınırlıdır, doğumu
inhibe ederler, gebelik süresini ve amniyotik sıvıyı
azaltırlar. NSAİD’lar laktasyon ile uyumlu ilaçlardır.
Sedatif hipnotikler arasında butalbital malformasyonlara yol
açmaz. Fenobarbital fetus için zararlıdır. ve laktasyon
sırasında dikkatli kullanılmalıdır. Benzodiazepinler fetus
için risk oluştururlar.
Nöroleptiklerden klorpromazin, proklorperazin ve haloperidol
konjenital marformasyonlara yol açabilir. Bunlardan
proklorperazin ve metoklopramid orta dereceli dozlarda
kullanılırsa bulantı için faydalı olabilir .
Antikonvülzanlar fetus için risklidir, ancak laktasyon ile
uyumludur. Bromokriptin fetusa zarar vermez, ancak
laktasyonda kontraendikedir.
Kortikosteroidlerden prednisolon ve prednison gelişmekte
olan fetus için oldukça az risk taşır ve laktasyon ile
uyumludurlar.
Ayda 3-4 kez başağrısı atağı geçirenlerde proflaktik tedavi
uygulanmalıdır. Bu amaçla oral propranolol ve metoprolol
verilebilir, yeni doğanda bradikardi, hipoglisemi gibi
bulgulara yol açabileceği unutulmamalıdır . Gebe
olmayanlarda antidepresanlar proflaktik tedavide yer
almasına rağmen (imipramin, nortriptilin, amitriptilin) FDA
tarafından kategory D’ye alınmıştır. Verapamil, nifedipin ve
diltiazem gibi kalsiyum kanal blokerleri veya 80 mg gibi
düşük doz aspirin ile gebelikte etkin tedavi sağlanabilir
Hazırlayan: Y. Doç. Dr. Yasemin GÜNEŞ
|