|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
Çocuğunuzda bir ya da birkaç
kez bayılma, morarma, sıçrama, çırpınma, anlamsız bakma,
dalma veya size olağandışı gelen benzeri bir rahatsızlık
durumu olabilir ve bir süre sonra tamamen düzelebilir.
Danışman olarak önce aile büyüklerine başvurulduğunda,
sevilen toruna “hasta” damgasının vurulmaması için ve bu
geçici rahatsızlıktan çocukta gözle görülür hiçbir iz de
kalmadığından doktora gidilmesi gereksiz görülebilir. Bu bir
hatadır ve erken tanıyı geciktirir. Çocuğunuzun doktoruna
mutlaka zaman geçirmeden başvurmalı ve gerekli tetkikleri
mutlaka başlatmalısınız. Bu yazıda çocuğunuzun özel
durumunun teşhisi ve tedavisi yoktur. Burada doktorunuza
giderken daha bilgili olmanızı sağlayacak genel bilgilere,
yaşadığınız olayla ilgili hissettiklerinize, aklınıza
takılan ve doktorunuza sormayı unuttuğunuz bazı konulara yer
verilecektir.
Konu hakkında doğru bilginiz ne kadar fazla olursa
çocuğunuza yardım etme imkanınız da o kadar artacaktır.
Çocuğunuzun iyiliği için profesyonel yardım ve tıbbi tedavi
tabi ki gerekmektedir. Ama siz, tedavideki en önemli
kişilersiniz. Çünkü çocuğunuzun ileride kendine güvenen ve
bağımsız bir erişkin olması için gereken sevgi ve anlayışı
ona sadece sizler verebilirsiniz.
Epilepsi Nedir?
Doktorunuz çocuğunuzda mevcut nöbet ya da nöbetlerin
“epilepsi” nöbeti olduğunu söylerse ilk sorunuz epilepsinin
ne anlama geldiği olacaktır. Bu sözcük halk arasında “sara”
adıyla tanınır. Epilepsinin ne olduğunu anlayabilmek için
beyni bir bilgisayar gibi düşünmekte yarar vardır. Beyin
hücreleri de bilgisayar parçaları gibi birbirleri ile
bağlantılıdır ve haberleşmek için küçük elektriksel
uyaranlar kullanırlar. Bazen beyinde normal olmayan bir
elektriksel aktivite oluşur ve bu olay çocuğun nöbet
geçirmesine neden olur.
Bu olay belirli aralarla tekrarlanırsa o kişi de epilepsi
var demektir. O halde nöbet, beynin kuvvetli ve hızlı bir
elektrik akımı ile kaplanması sonucu oluşan kısa ve geçici
bir durumdur, ruh ya da akıl hastalığı değildir ve bazı
nadir durumlar dışında zeka geriliğine yol açmaz.
Epilepsiye yol açabilen nedenler
Çoğunlukla epilepsinin bir açıklamasının bulunamaz.
Çocuklarda epilepsiye en sık yol açan nedenleri şöyle
özetleyebiliriz.
Doğuştan gelen hastalıklar: Kromozom hastalıkları, yapım
maddeleri ile ilgili değişiklikler içeren metabolik
hastalıklar, bazı enzim eksiklikleri gibi doğuştan gelen
nedenler.
Gebelikte bebeğin beyin gelişimini etkileyen mikrobik
hastalıklar, annenin ilaç ve alkol alımı.
Doğum sırasında meydana gelebilecek beyin zedelenmesi,
kanaması ve beynin oksijensiz kalması.
Doğum sonrası menenjit, beyin iltihabı.
Kazalara bağlı beyin zedelenmesi.
Beyin tümörleri.
Uzun süren ateşli havaleler.
Bazen nöbetler, olaydan yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bir
çok vakada da nöbetlerin nedenlerini en modern araştırma
yöntemleri ile dahi bulabilmek mümkün olmayabilir.
Epilepsi çocuğunuza sizden mi geçmiştir?
Bir çocuğunuz daha olursa onda da epilepsi gelişme ihtimali
var mıdır? Her iki soruya da verilebilecek cevap büyük
oranda hayır olacaktır. Ancak hem anne hem de babanın
ailesinde epilepsi olduğuna dair bulgu, ya da tek bir
tarafta epilepsi hikayesi ile birlikte anne-baba akrabalığı
varsa ve özel bazı epilepsi türlerine sahiplerse kalıtımın
rolü olduğu söylenebilir. Bu konuda her hastanın kendi
içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yüzden bu konuda
daha fazla bilgi almak için doktorunuzla görüşmeniz tavsiye
edilir.
Epilepsi nöbetleri nasıldır?
Elektriksel bozukluk eğer beynin sadece bir kısmını
etkilerse “parsiyel nöbet” dediğimiz nöbet tipi oluşur.
Parsiyel nöbetlerin en sık görülen türü şuur kaybı ile
birlikte olan “kompleks parsiyel” nöbetlerdir. Kişi
sersemlemiş ve şaşkın bir haldedir, gözlerinin önünde
benekler görebilir, kulakları çınlayabilir, mide bulantısı
olabilir, elbiselerini çekiştirebilir, ellerini kollarını
anlamsızca oynatır ve yaptıklarının farkında değildir.
Genellikle nöbet geçtikten sonra da olanları hatırlamaz.
Başka bir parsiyel nöbette belli bir kas grubunu (örn: bir
kolu veya yüz yarısını) kontrol eden beyin bölgesinin
etkilenmesi ile olur. Nöbet esnasında sadece o kas grubu
etkilenir ve kontrol edilemeyen hareketler yapmaya başlar,
bu olaydan başka hiçbir kas grubu etkilenmez ve şuur
kaybolmaz (basit parsiyel, fokal motor nöbetler).
Bütün beyin etkilendiğinde ise sonuç jeneralize nöbettir.
Jeneralize nöbetin bir çeşidi jeneralize tonik-klonik
nöbettir (grand-mal). Grand-mal nöbet geçiren bir kimse
aniden şuurunu kaybeder ve yere düşer, kasları kasılır
sonrada bütün vücudu sarsılmaya başlar, ağzından köpük
gelebilir, dilini ısırabilir, idrar ve kakasını kaçırabilir,
dudaklarında, yüzünde, ellerinde morarma olabilir. 1-5
dakika sonra çırpınma hareketi durur, arkadan bazen uyuklama
veya yorgunluk dönemi başlar, bundan sonra kalkıp daha önce
yaptığı işine devam eder.
Başka bir jeneralize nöbet tipi dalma (absans, petit-mal)
nöbeti olarak bilinenidir. Bu nöbet o kadar kısadır ki,
hissedilmeden geçebilir. Absans nöbeti geçirenler hayal
kuruyormuşçasına çevrelerine birkaç saniye anlamsız gözlerle
baktıktan sonra yaptıkları işlerine devam ederler. El kol
hareketi yoktur, kişi kısa bir zaman için şuurunu
yitirmiştir. Tedavisiz kalırsa bir gün içinde defalarca
tekrarlayabilir. Bu tip nöbetler çok kısa süreli olduğundan
aile tarafından pek önemsenmeyebilir veya fark
edilmeyebilir.
Nöbetlerin peşpeşe gelmeleri haline “status epileptikus”
denir. Hayati tehlikesi olan bu durumda hastanın acilen
hastaneye kaldırılması gerekir.
Her epilepsi nöbetinde şuur kaybı olmayabilir. Bazı nöbetler
de sadece uykuda görülebilir. Burada anlatılanlar en sık
görülen nöbet tipleridir. Epilepsinin başka tipleri de
vardır.
Hastalığın teşhisi
En ideali hastanın nöbetini doktorun görmesidir. Ancak
çoğunlukla bu mümkün olamaz, bu nedenle doktorunuz önce
nöbeti gören kişiler ve anne-babadan nöbetin başlangıcı,
sıklığı ve özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi alır. Ayrıca
gebelik, doğum, çocuğun gelişimi ve diğer aile bireylerinde
nöbet olup olmadığı konusunda bilgi isteyecektir. Ayrıntılı
bir nörolojik muayeneden sonra bazı laboratuar tetkiklerine
ihtiyaç doğabilir. Bunların başında elektroensefalografi
(EEG) gelir. Bunun yanısıra beyin tomografisi (CT), manyetik
rezonans (MRI), uzun süreli EEG-video monitorizasyon ve
çeşitli biyokimyasal ve metabolik tetkikler (kanda, idrarda
ve beyin-omurilik sıvısında) gerekli olabilir. Bu
tetkiklerin hiçbirisinin hasta açısından önemli bir
tehlikesi yoktur. Aksine bu nöbetlerin nedenini bulmak,
epileptik olmayan diğer bazı nöbetlerden ayırt edebilmek
için gereklidir.
Doktorunuz epilepsi teşhisini kesin bazı deliller olmadan
koymaz. Uzun süreli en az 4-5 yıllık, belki de ömür boyu
sürecek ciddi ve zahmetli bir tedaviyi gerektirdiğinden
teşhisi koyarken çok dikkatli davranmalıdır. Bu aşamada
doktor aile işbirliğinin çok büyük önemi vardır.
Nöbet anında yapılması ve yapılmaması gerekenlere ilişkin
bazı basit kurallar
Büyük bayılma şeklinde nöbet geçirmekte olan çocuğunuza
yapılacak şey onu olabilecek zararlardan korumak ile
sınırlıdır.
Sakin olun, çocuğun yanından ayrılmayın, yardım gerekiyorsa
bir başkasını bu işle görevlendirin.
Çocuğu yere yatırın, etrafındaki sivri maddeleri ortadan
kaldırın.
Çocuğu yan döndürüp tükürüğünün dışarı akması ve daha rahat
nefes alıp vermesi için başını hafif yana arkaya eğin.
Elbiselerini gevşetin, şayet takıyorsa gözlüklerini
çıkartın, hastanın dilini ısırmasını engellemek amacıyla
elle veya bir cisimle çeneyi açmaya çalışmayın, ağzına
hiçbir şey koymayın. Ancak ağızdaki yiyecek maddelerinin
çıkartılması yararlı olur.
Üzerine su dökmeyin, zorla nefes aldırmaya çalışmayın,
çocuğu salla***** ya da yüzüne vurarak, bazı maddeler
koklatarak uyandırmaya çalışmayın.
Nöbet esnasında ilaç vermeye çalışmayın, doktorunuzun
önerileri dışında kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik
hiçbir şey yapmayın.
Unutmayın ki nöbet sonrasında çocuk yorgun, ne yaptığını
bilmez haldedir, bu aşamada elinizden geldiğince sakin bir
şekilde teskin ederek bu durumun düzelmesini bekleyin, güven
verici olun.
Nöbetler hakkında verebileceğiniz tüm bilgiler hem
çocuğunuza, hem de doktorunuza yardımcı olacağından dikkatli
bir gözlem daha sonra doktorunuzun sorularını cevaplamada
çok işe yarayacaktır.
Akıllıca gözlemek akılsızca müdahale etmekten daha yararlı
olacaktır.
Nöbet 10 dakikadan uzun sürerse ya da kısa bir süre sonra
tekrarlarsa doktorunuza haber verip tavsiyelerine uyun ya da
en yakın sağlık merkezine başvurun.
Unutulmamalıdır ki tehlikeli görünümüne rağmen epilepsi
nöbeti öldürücü değildir.
Epilepsi tedavi edilmeli mi?
Epilepsi, mutlaka doktora başvurulmasını ve doktorun gerekli
gördüğü sürece kontrol altında kalınmasını gerektiren bir
hastalıktır. Bu epilepsinin ömür boyu devam edeceği şeklinde
algılanmamalıdır. Epilepsinin bazı türleri hasta belli
yaşlara geldiğinde kendiliğinden tamamen düzelebilirler ve
bunlarda ilaç tedavisine gerek duyulabilir, ancak bu kararı
doktor vermelidir. Ülkemizde maalesef epilepsi hastalığı
doktor olmayan kişiler tarafından tedavi edilmeye
çalışılmaktadır.
Nöbetlerin tekrarlaması ve status epileptikus hali, beyinde
oksijensiz kalmaya bağlı bazı etkilere yol açabilir ve her
nöbet bir sonra kinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.
Tedavisiz kalan küçük nöbet türlerinin bir süre sonra büyük
nöbetlere dönüşmesi olasıdır ve nöbet geçirme anında
hastanın maruz kalabileceği tehlikeler vardır. Bunlar,
merdivenden düşme, kişi sokakta ise trafik kazası, suda
boğulma, vb.dir. Yukarıda sayılan tüm bu nedenlerle epilepsi
mutlaka müdahale edilmesi gereken bir durumdur.
Epilepsinin en önemli tedavi şekli ilaç tedavisidir.
Epilepside kullanılan ilaçlar beyin hücrelerinin aşırı
uyarılma durumunu baskıla***** nöbetlerin oluşunu engeller.
Epilepsi ilaçları hergün, önerilen dozda ve saatlerde çok
düzgün bir şekilde kullanılmalıdır. Anne-babaların sık
yaptıkları yanlışlıklar; *örneğin sabah dozu unutulduğunda
akşam her iki dozun birlikte verilmesi veya *dozların çok
dakik verilebilmesi amacıyla çocuğun uyku düzeninin
bozulması gibidir. Bu uygulamalar hastaya yarar sağlamaz.
İlacın veriliş saatlerinde yapılacak 30-60 dakikalık
oynamaların zararı yoktur.
Doktorunuz çocuğun yaşını, kilosunu, nöbet tipini göz önüne
alarak ilaçları seçmiştir. İlaçları düzenli ve doktorunuzun
tarif ettiği gibi kullanmanız çok önemlidir. Kullanılan bu
ilaçların hastalığı tamamıyla geçirmediğini, ancak nöbet
gelmemesini sağladığını ya da sayısını azalttığını
bilmelisiniz. Bu nedenle aylardır nöbet olmuyor diye ilaç
miktarını azaltmamalı ya da çocuğunuza vermekten
vazgeçmemelisiniz. İlacın ne zaman kesileceğini ya da
değiştirileceğini ancak doktorunuz bilir. Bazen kullanılan
tek bir ilaç nöbeti kontrol altına alamayabilir. O zaman
doktorunuz ikinci, bazen de üçüncü ilaç ilave edecektir.
Çocuğunuzun geçirdiği nöbetlerle ve aldığı ilaçlarla ilgili
kayıt tutarak doktorunuza yardımcı olabilirsiniz.
Epilepsi tedavisinin düzgün bir biçimde sürdürülmesi halinde
de nöbetler devam edebilir. Tıbbın dev adımlarla ilerlediği
dünyamızda hiçbir hekim epilepsili bir çocuğun anne-babasına
tedavi ile nöbetlerin %100 kaybolacağını garanti edemez.
Nitekim dünya istatistiklerine bakılacak olursa uygun tedavi
şartlarında hastaların %60’ında nöbetlerin tümüyle ortadan
kalktığı, %20’sinde tüm tedavi seçeneklerine rağmen
nöbetlerin devam ettiği görülmektedir. Anne babanın hiç
aklından çıkarmamaları gereken bir nokta, epilepsi çağdaş
tıbbi tedavi yöntemleriyle yeterince kontrol altına
alınamıyorsa orta çağın büyücülük yöntemleriyle hiç
durdurulamaz.
Halen ilaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi
türlerinde ülkemizde cerrahi tedavi olanakları
geliştirilmektedir.
Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri
var mıdır?
Evet, hastalıkların tedavisinde kullanılan tüm ilaçların
olduğu gibi epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların da
(özellikle uygun kullanılmadıkları zaman) hastada bazı yan
etkileri olabilir. Unutulmamalıdır ki doktorunuz çocuğunuzun
tedavi şemasını düzenlerken uygun gördüğü ilaçların yan
etkilerini en az düzeye indirecek şekilde belirler.
Bazı epilepsi ilaçları tedavinin başlangıcında uyku hali,
sersemlik, dengesizlik, ciltte döküntüler gibi yan etkilere
neden olabilir. Doktorunuz bu tür yan etkilerin görülememesi
için ilaçları küçük dozlarda kullanmaya başla***** zaman
içinde doz artırmayı tercih edecektir. Bazen de tedavinin
ilerleyen yıllarında iştah artışı, şişmanlama, saç
dökülmesi, diş etlerinde kabarma, aşırı hareketlilik,
kıllanma vb. gibi yan etkiler görülebilir. Doktorunuz,
kullanılan ilacın çocuğunuzda yarattığı yan etkileri ve onun
epileptik nöbetler üzerindeki etkisini yakından ve bilinçli
olarak izleyen kişi olduğundan uygun aralıklarla muayene ve
gerekli laboratuar tetkikleri ile çocuğunuzu koruyacak
önlemleri alacaktır. Bu durum "komşu çocuğuna iyi gelen
ilacın" sizin çocuğunuz için kullanılmaması gerekliliğini
anlatan en önemli sebeplerden biridir.
Epilepsi tamamen geçer mi?
Bu soruya kesin bir cevap vermek imkansızdır. Çoğu vakada bu
durum ergenlik çağına gelindiğinde geçebilir. Diğer
vakalarda ise nöbetler maalesef hayat boyu sürer. Her bir
birey için gelecekteki durumu şimdiden tahmin etmek mümkün
değildir. Eğer çocuğunuzda nöbetler arka arkaya 2-4 yıl
görülmezse, doktorunuz yapacağı genel bir durum
değerlendirilmesinden sonra vereceği kararla ilacı 6-8 ay
gibi uzun bir sürede kesebilir. Böylece olayın tekrarlanıp
tekrarlanmayacağı beklenebilir. Nöbetler tekrarlamayabilir,
ancak tekrarladıkları takdirde yeniden ilaç tedavisine
geçilecektir.
Epilepsi çocuğun hayatını etkiler mi?
Epilepsi kesinlikle utanılacak bir hastalık olmadığından
çocuğunuzla çok sık görüşen ya da birlikte vakit geçiren
insanların durumu bilmelerinde hiç bir sakınca yoktur.
Önemli olan çocuğunuzun epileptik olması dışında hiçbir
farkın bulunmadığının bilinmesidir. Çocuğunuzun
sorumluluğunu sizlerle birlikte paylaşan öğretmeni, okul
hemşiresi, servis sürücüsü, antrenörü vb. gibi büyüklerin ve
çok yakın bazı arkadaşlarının da epilepsi konusunda hiç
olmazsa genel bir bilgiye sahip olmaları gerekir. Ne olup
bittiğini bilmeyen kişiler böyle bir nöbeti seyretmekle
korkabilir ve çocuğunuza yardım edemeyebilirler.
Öncelikle vurgulanması gereken nokta epilepsinin ruh ve akıl
hastalığı ile hiçbir ilgisi olmadığıdır. Epilepsili
çocukların çoğu normal zekaya sahiptir. Bazıları okulda
ortalamanın üzerine bile çıkarlar. Epilepsinin ağır beyin
hasarı ile birlikte olduğu bazı durumlarda (%20) zihinsel
gelişme bozulabilir.
Epilepsinin çocuğunuzun hayatını bazı konularda
etkileyeceğini kabul etmelisiniz. Pilot olamaz, yükseklerde
çalışamaz ama üniversite dahil olmak üzere istediği okula
gidebilir. Doktor, avukat, iş adamı, profesyonel sporcu,
balerin, fizikçi olmaması için hiçbir neden yoktur.
Epileptik insanlar evlenebilir, çocuk sahibi olabilir ve
normal bir hayat yaşayabilir. Gerçekten çocuğunuzun
yapamayacağı çok az şey vardır.
Dünyanın tarihi gidişini değiştiren nice ünlü insan
epileptikti. Örneğin Julius Sezar, Büyük İskender, Napoleon
Bonaparte gibi generallerin bu tür kişilerden olduğuna
inanırmıydınız? Bu kişiler o dönemde günümüzün tıbbi
bilgilerine sahip olunmamasına rağmen pek çok iş
başarmışlardır. Ayrıca Dostoyevski, Gustave Flaubert ve
Dante gibi büyük yazarlar, adına ödüller verilen Alfred
Nobel, Tchaikovsky, Van Gogh, Buddha ve St. Paul de
epileptikti.
Dikkat edilmesi gereken hususlar var mı?
Epilepsili çocuğunuzun da herkes gibi dengeli beslenmeye
gereksinimi vardır. Hastalığından dolayı fazladan vitamin ve
mineraller almasına gerek yoktur. Kolalı ve alkollü
içecekler, çikolata, boyalı şekerlemeler, çay, kahve aşırı
miktarda alınmamalıdır. Işığa duyarlı epilepsi türlerinde
çocukların çok yakın mesafeden karanlık odada televizyon
seyretmesi, bilgisayar oyunları ile uzun süreli oynaması
engellenmelidir. Diğer epilepsi türlerinde böyle bir
kısıtlamaya gerek yoktur. Ayrıca aşırı uykusuzluk, ateşli
hastalıklar, güneş altında uzun süre kalmak, uzun süren
açlık ve kafaya gelebilecek darbeler gibi bazı durumlar
nöbetin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Bunlardan
kaçınılmalıdır.
Spor yapabilir mi?
Çocuğunuzun pozitif tarafının belirgin olmasına gayret
ediniz. Her insanın bir kuvvetli tarafı vardır. Çocuğunuzun
o tarafını geliştirirseniz kendine güveni artar. Sporda,
müzikte, resim çizmede ve benzer konularda yeteneği varsa,
özendirilmelidir. Hastalığı bahane ederek, çocuğunuzun
yapabileceği sporları ve işleri ihmal etmesine müsade
etmeyiniz. Düzenli fizik faaliyet herkes için yararlıdır.
Gerçekten de epilepsili hastalar spor faaliyetlerine
katıldıkları zaman kendilerini daha iyi hissettiklerini ve
daha az sayıda nöbet geçirdiklerini söylemektedir. Spor
faaliyetlerine katılmakla sağlanan faydanın, yine aynı
nedenle ortaya çıkabilecek tehlikelerden kat kat üstün
olduğu açıktır.
Tehlike herkesin hayatında şu veya bu zamanda mevcuttur. Bu
tehlike epilepsi hastasında zaman zaman sıradan bir
hastanınkinden daha fazla olabilir ama, hastanın normal
hayattaki faaliyetlere katılmasıyla sağlanacak fayda bu
tehlikenin göze alınmasına yol açacak kadar fazladır.
Özellikle çocuklarda olmak üzere hastanın diğer insanlarla
karşılıklı ilişkiler kurması ve onların yaptıklarını
yapması, onun diğerlerine ihtiyacı olmayan, üretken bir
büyük olması yolunda atılacak çok önemli bir adımdır.
Nöbetleri kontrol altındaki çocuklar gerekli, mantıklı
önlemler alındığı takdirde spor yapabilirler. Aletli
jimnastik, ağır fiziksel efora yol açan aktiviteler ve sık
kafa darbelerine açık olan sporlar epilepsisi olan
çocuklarda tercih edilmemelidir. Bisiklete trafiğin yoğun
olmadığı alanlarda, mutlaka kask takarak binmelidir. Yüzme
ve sörf türü sporlar ancak çocuğun durumunu bilen bir
erişkinin gözetiminde yapılmalıdır. Tenis ve futbol,
tramplen atlamadan daha güvenli sporlardır.
Araba kullanabilir mi?
Epilepsililerin trafik kazası yapma ihtimali az da olsa
diğer normal sürücülerden fazladır. Ancak bu risk diabet
gibi kronik hastalığı olanlardan daha fazla değildir.
Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre epilepsili sürücülerin
sebep olduğu trafik kazalarının %27 sinin nöbetlerden ileri
geldiği, geri kalan kazaların ise alkol ve uyuşturucu
kullanımına bağlı olduğu belirlenmiştir. Çocuğunuzun
nöbetleri en az 2 yıldır (bu süre ülkelere göre
değişmektedir) kontrol altında ise doktorunuzdan alacağınız
izin ile (18 yaşını bitirmişse ve ehliyeti varsa) araba
kullanmasında sakınca yoktur.
Anne-babalara özel not
Çocuğunuzun durumunu değerlendirmede gerçekçi olmaya gayret
ediniz. Çocuğunuza karşı anlayışlı olunuz. Çocuğun kendisini
epileptik değil de epilepsisi olan (diabeti, hipertansiyonu,
tüberkülozu olan vb.) bir kişi olarak görmesini sağlayınız.
Genellikle pek çok epilepsili çocuğu davranış ve kişilik
açısından diğer çocuklardan ayırt etmek mümkün değildir.
Epilepsi nöbetleri genellikle dış faktörlerden etkilenmezler
ve ansızın ortaya çıkarlar. Çocuğun üzülmesi, isteğinin
yerine getirilmemesi, iştahsızlık, çok terleme veya terli
halde su içme gibi durumlar nöbetlerin oluşmasında rol
oynamazlar. Bu nedenle anne-babanın kendilerini
suçlamalarına ve aşırı koruyucu ve kollayıcı davranmalarına
gerek yoktur. Bu tutum çocuktaki girişimciliği önler ve
aşırı korunan bir çocuk toplum içinde anne-babası gibi
koruyucular bulamayacağı için geçimsiz bir erişkin olmaya
adaydır. Aşırı koruma epileptik çocuk için olduğu kadar,
kardeşleri tarafından kıskanılmasına yol açacağından aile
içi sorunlar da yaratacaktır. Epileptik çocuğunuza ilginiz,
diğer çocuklarınıza olan ilginizden az veya çok olmamalıdır.
Ona özel muamele yapmayın. Sevginizi, disiplin anlayışınızı,
dikkat ve ihtimamınızı eşit bölüştürün. Birine bir
sorumluluk verdiğiniz zaman, diğerlerine de ona benzer bir
sorumluluk verin. Şüphesiz bu sorumluluklar yaşlarına ve
yeteneklerine uygun olmalıdır. Epilepsisi olan çocuğunuza
gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur. Ailenin tüm
fertleri bu durumu olgunlukla ve tebessümle karşılamalıdır.
Çünkü koşulacak mesafe uzundur.
Çocuğunuz için her şeyin mükemmel olmasını isteyen sizler
için epilepsi tanısı önceleri bu rüyanızı yıkan kabus
gibidir. Çoğu anne-baba gibi siz de kendi kendinize “Neden
benim çocuğumun epilepsisi var?” diye soruyor, bazen
kızgınlık, bazen korku, bazen de suçluluk duyuyorsunuzdur.
Bunları hissetmeniz gayet doğaldır. Hislerinizi yenmeye
çalışmanız çocuğunuza yardım etmenizi kolaylaştıracak ve
ailenin beraberce olgunlaşmasını ve yakınlaşmasını
sağlayacaktır. Anne baba hislerini kendi aralarında açıkça
konuşmalı ve gerekirse doktorundan yardım istemelidir.
Çocuğunuza karşı karşıya kaldığı sorunu anlatırken yaşını
dikkate alın. Çocuğunuz nöbetlere yol açan bir hastalığı
olduğunu bilmelidir. Olayın nedenlerini anlayabileceği kadar
anlatın. Üç-dört yaşlarındaki çocuklar bile beynin
vücudumuzun merkezi olduğunu ve değişik organlarımıza
yapılmasını istediği şeyler hakkında emirler gönderdiğini
anlayabilirler. Ancak bazen beynin gönderdiği acayip emre
vücudumuz uymak istemese bile itaat etmek zorundadır. İşte
kasılmaların nedeni budur. Ancak çocuğunuzun yaşı ne olursa
olsun sorunun hem bugün hem de yarın geçmeyeceğini öğrendiği
zaman hissedeceği olumsuz duygulara karşı onu rahatlatmak
zorundasınız. Size "Neden ben?" diye soracaktır. Sizin olayı
kabullenmedeki beceriniz, gerek kendi gerekse çocuğunuzun
hislerini kontrol edebilmeniz, çocuğunuzun söz konusu duruma
karşı reaksiyonunu çok etkiler. Bu aşamada kendisi gibi
krizleri olan bir çocukla buluşturmanın kendisine güvenini
artırması açısından büyük yararı olacaktır. Bir kez daha
vurgulayalım: kızmak, suçluluk hissetmek veya gelecekten
korkmak gayet doğaldır. Her sorununuzu doktorunuzla
görüşünüz.
Epilepsi bir derttir, ancak dünyanın sonu demek değildir.
Siz çocuğunuzdaki epilepsiyi yok saymaz, bundan ürkmez, bu
durumu mutluluğunuzu alt üst eden bir felaket olarak
görmezseniz çocuğunuzun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından
gerekli temel koşulları oluşturabilirsiniz. Ancak bu
koşullarda doktorunuz bilgi ve becerisini başarılı olarak
uygulayabilir. Tıbbi durumunuzu konuşacağınız tek kişi
doktorunuz olmalıdır. Her şeyi tek başınıza çözmeye çalışmak
sizin için zor olacaktır. Böyle davranmak zorunda
değilsiniz. Çevrenizde dostlarınız var. Ayrıca unutmayınız
ki her çocuk gelecekte, toplum içinde kendi yerini
alacaktır. Ona sorunu ile barışık yaşamayı öğretebilirseniz,
topluma mutlu ve başarılı bir insan kazandırmış olursunuz.
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|