|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
|
|
|
|
DOĞRU BESLENME ALIŞKANLIĞININ ÖĞRETİLMESİ |
|
|
Tüm çocuklar, bazı besinleri
tercih ettikleri, bazılarını ise şiddetle reddettikleri bir
dönemden geçerler. Yeni doğan bebekler tatlı tada düşkün,
tuzluya kayıtsız, acı ve ekişiyi
ise sevmezler. Besin seçimi konusunda bebekler daha birinci
günden itibaren kişisel farklılıklar göstermeye başlarlar.
Örneğin ikisi de tatlı olmasına karşın bir hazır
mamayı ötekine tercih edebilirler. Çocuğun damak zevkini
kişisel deneyimleri, televizyon, anne-baba ve kardeşlerinin
damak zevki etkiler. Dünyada reklamların %70’I
çocuklara yönelik hazırlanmaktadır. Bebeğin anlam veremeden
izlediği reklamlar, bilinç altında iz bırakarak sonradan
edineceği beslenme alışkanlığını etkiler.
Bebeklik çağını geçen çocuklar dişlerin de çıkmasıyla
birlikte genelde kıtır kıtır, çıtır çıtır yenilen besinlere
yönelirler. Örneğin çiğ sebzeyi, pişerek yumuşayana tercih
ederler. Çiğ havuç ya da salatalığı kıtır kıtır zevkle yiyen
çocuk, bol havuçlu sebze yemeğini reddedebilir. Hemen her
sebze çiğ ya da hafif pişmiş yedirilebilir. Sebzeleri az
pişirmek besin değerinin (vitaminler) korunmasını sağlarken,
çocuğunda damak zevkine uyar.
Çocuklara doğru beslenme alışkanlığı kazandırılırken ceza ve
ödüllendirme yöntemi kullanılmamalıdır. Ne yemeleri
gerektiği konusunda baskı ve kısıtlama yapılmamalıdır.
Örneğin hiç ıspanak sevmeyen bir çocuğa "ıspanağını
bitirirsen dondurma yiyebilirsin" denildiğinde, çocukta
dondurmaya düşkünlük, ıspanaktan ise yaşam boyu
hoşlanmama alışkanlığı gelişecektir. Çocuk, erişilmesi güç
ve değerli bir besin olan dondurmaya ulaşmak için kötü ve
değersiz olan sebzeleri yemek zorunda olduğu fikrine
kapılacaktır. Sebzeyi sadece dondurma ya da herhangi başka
bir tatlı için yiyen çocuğun sebzeler hakkında olumlu
düşünceler geliştirmesi beklenemez. Sebzeyi sevmeyen
çocuklara baskı yapmadan, ödül vaat etmeden sabır ve
anlayışla sunmak, sebze yeme alışkanlığı edinmelerine
yardımcı olur. sebze yemeğini bitiren ya da yeni bir sebze
tadan çocuğu "aferin" gibi övücü bir sözle ödüllendirmek
yeterlidir. Tatlı yerine genelde meyve, arada bir ise evde
yapılan tatlılar verilmelidir. Örneğin aşure, kuru üzüm,
havuç, ceviz gibi yemişler katılarak yapılmış kurabiyeler,
kekler, sütlü tatlılar gibi. Evde tatlı pişirirken şeker
yerine incir, üzüm, kayısı, dut gibi meyve kuruları,
konsantre
meyve suları, pekmez, tahin ve bal kullanılabilir. Yukarıda
sayılan tatlılar şekerin yanında bir miktar protein,
nişasta, vitamin ve lif içerirler. Oysa şekerlemeler,
çikolata,
sade bisküvi, pasta ve benzerleri boş kalori içerirler. Bu
besinleri yiyerek yoğun kalori alan çocuk kendini yeterince
protein, mineral ve vitamin almadan tok hisseder.
Ağız tadı zamanla değişir. Bunu bilen anne, sevilmeyen bir
besini 3-6 ay arayla tekrar sunarak bu değişimi
yakalayabilir örneğin bir yaşındayken patatesten nefret eden
bir
çocuğun iki yaşında en favori yiyeceği patates olabilir.
Yemek saatleri bazen ana-baba ve çocuk arasında uyuşmazlığa
neden olur. bazen anne-baba ve çocuk arasında uyuşmazlığa
neden olur. Erişkinler sabah-öğle-akşam
öğünlerinde yemek yerler ve bu düzenin doğru olduğuna
inandıklarından, zorla çocuklarına da Kabul ettirmeye
çalışırlar. Oysa hareketli ve büyüyen çocuk, doğasına uygun
aralıklarla acıkır ve bir şeyler yemek ister. Erişkinler ise
stres, üzüntü, hayal kırıklığı gibi duygusal durumlarda aç
olmasalar bile yemek yerler. Erişkinlerdeki fazla kilonun
önemli bir nedeni, acıkmadan sırf yemek saati geldiği için
yenen yemeklerdir. Kendi çocukluğumuzda hiç acıkmadığımız
halde sırf yemek saati geldiği için ısrarla nasıl
yemeğe çağrıldığımızı hatırlayalım. Bu tür davranışlarla
çocuğun biyolojik saatini bozmak anneyle çocuk arasında
gereksiz çatışmaların olmasına yol açar. Bu nedenle
yemek saatleri konusunda katı olunmamalı, çocuğun acıkma
ritmine uyulmalıdır. Örneğin akşam üzeri çok acıkan çocuk
akşam yemeğini erkenden yiyebilir, gerekirse daha
geç saatlerde hafif bir şeyler atıştırabilir. Oysa, henüz
yemek saati gelmedi diye kahvaltılıklarla çocuğun açlığını
gidermek akşam yemeğini hiç yememesine yol açar. Öte
yandan anne-baba kendi yemek saatlerini düzensiz aralıklarla
acıkabilen çocuklarına göre ayarlamamalıdırlar.
Çocukların aç olmadıktan ya da istemedikleri zaman
beslenmeye zorlamak, ya da sevmedikleri bir besini yedirmeye
çalışmak beslenme sorunlarının gelişmesine yol açar.
Fazla ısrarcı olmamak ve yiyeceğin miktarını çocuğa bırakmak
en doğrusudur. Ancak hepimiz çocukken tabaklarımızı bitirme
zorunluluğu ile büyütülmüş olduğumuzdan
bunu yapabilmemiz zordur.
Yalnız kahvaltıda yenilen besinler, ya da akşam yenilenler
gibi bir düzenleme ya da kısıtlama yapılmamalıdır. Örneğin
akşam yemeğinde kahvaltılık besinler yemenin, sabah
ise makarna ya da tarhana çorbası içmenin çocuğa hiç bir
zararı yoktur. Sofrada kahvaltılık malzemeler dururken çorba
istenmesi sinir bozabilir. Böyle bir durumda çocuğa
esnek davranılmalıdır. Çocuğun beslenme alışkanlıklarından
endişeleniliyor, yeterli beslenmediği düşünülüyorsa gün
boyunca neler yediği bir deftere kaydedilerek, dört ana
besin grubundan ne miktarda yediğine bakılmalıdır. Örneğin
et yemeyen çocuğu aynı gün içerisinde peynirden, yumurtadan
ve fıstık ezmesinden protein ihtiyacını
karşıladığını görerek şaşırabilir. Herhangi bir besini eksik
aldığı düşünülürse, diğer öğünlerde hoşgörüyle bu besini
daha fazla yemesine özen gösterilebilir.
Hazırlayan: Dr. Şirin Göker SEÇKİN
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|