|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
|
|
 |
|
ÇOCUKLARDA UYKU SORUNLARI |
|
|
Uyku karmaşık, beyin işlevi ve
psikoloji ile ilgili yaşamsal bir durumdur. Dış etkenlere
açık, bireyin duygusal ve içgüdüsel yaşamıyla ilgili
gelişimsel bir işlevdir. Şu üç dönemi içermektedir: Bunlar
uykuya dalma, rüyasız uyku ve rüyalı uyku dönemleridir.
Uykuya dalma döneminde yavaş yavaş çevre ve beden ile ilgili
algılar azalarak kişi uyku dönemine geçmektedir. Rüyasız
uyku dönemi bedenin temel yapı taşları olan proteinlerin
yeniden oluşturulduğu ve kişinin fiziksel yorgunluğunu
atarak dinlenmeyi sağlayan dönemdir. Ayrıca bu dönemde
büyüme hormonu salgılanır. Rüyalı uyku dönemi, uyuyan kişide
göz kapaklarında ve gözlerinde hareketlerin başlaması ile
fark edilir. Rüyalar başlar, bu dönemde görülen rüya ile
uyumlu olarak beden hareketlerinin ortaya çıkmaması için
kasların gerginliği kaybolmuştur. Eğer böyle bir düzenleme
olmasaydı gördüğümüz rüya ile hareket edecek, hatta yataktan
kalkıp dolaşacaktık. Bu özellik yenidoğan bebeklerde tam
oluşmadığından el ve ayaklarda ya da yüzde, bazen gövde de
küçük hareketler olabilmektedir. Bu dönem doğumda yaklaşık
uykunun yarısını oluşturmakta, bir yaşından sonra ise
erişkindeki gibi yaklaşık uykunun beşte birine düşmektedir.
Uykunun rüya döneminde bir çok ruhsal olay
gerçekleşmektedir. Bu dönemde gerilimler boşalmakta ya da
serbestleşmekte, hatırlanan her şey ve gündüz yaşananlar
birbirine bağlanarak, programlanmaktadır. Gündüz uyanık iken
algılanan duyumlar rüya aracılığıyla yapılanırlar.
Yenidoğanlarda ve bebeklerde rüyalar, uykuya daldıktan 30-45
dakika sonra, büyük çocuklarda ise 120 dakika sonra ortaya
çıkmaktadır.
Doğumdan sonraki dönemde süt çocuğu için bedensel
gereksinimler uykuyu etkilemektedir. Açlık uyandırmakta,
tokluk ise uykuya dalmayı kolaylaştırmaktadır. Bu dönemdeki
uykusuzluklarda anne tarafından bebeğin beslenmesi ya da
duygusal desteklenmesinin yetersiz, ters ya da aşırı bir
biçimde karşılandığı görülmektedir. Uyku bebek için ritmik
ve temel bir gereksinimdir. Yenidoğan döneminden başla*****
bebeklerin ya da çocukların uyku özelliklerine bakıldığında
birçok değişiklikler görülmektedir. Bunlar bireyseldir ya da
dönemlere bağlıdır. Bebekler içinde çok uyuyanlar olduğu
gibi az uyuyanlar da vardır. İlk aylarda uykusuzluk sıradan
bir durumdur, ancak sonuçları nedeni ile aile için
önemlidir. Ortaya çıkan gerginlik ve sinirlilik durumu
yalnız çocuğun uykusuzluğunu artırmaz, yeni çatışmaları da
ortaya çıkarır. Uykusuzluğun önemi ve ağırlığı bebeğin yaşı,
gelişim düzeyi ve kişisel özelliklerine bağlı olarak
belirlenir. Yenidoğan 19-23 saat uyur. Başlangıçta aralıklı
ve parçalara bölünmüş bir uyku biçimindedir. Yavaş yavaş
gece ağırlıklı olarak gelişir, üçüncü yıla doğru derinliğine
kavuşur.
Uykusuzluk nedenlerine bakacak olursak; bedensel bir
hastalık sırasında çekilen sıkıntı ve acı uyku işlevinin
bozulmasına yol açmaktadır. Ayrıca odanın sıcak-soğuk ya da
gürültülü olması gibi dış etkenler de uykuyu bozacaktır. 2-3
aylık bebekler çığırtkandır, kolay uyarılabilir, sinirlidir.
Bu özellikler ise annede sabırsızlık, yetersizlik gibi
ilişkiden kaynaklanan zorlukları yaratabilir. İlk aylardaki
bakımın niteliği, sürekliliği ve yumuşaklığı çok önemlidir.
Bebeğin hareket ve dil becerisinin gelişme düzeyi, altının
temizlenmesi, anne ile bebek ilişkisinin biçimi, ailenin
yaşam şekli, iklim, çocuğu paylaşan birden fazla kişinin
olması, annenin sıkıntı ya da huzursuzlukları gibi bir çok
özellik uykuyu etkileyecektir. Uykusuzluk bazen bebeğin,
bazen de annenin kişilik özelliklerinden kaynaklanır ve
çatışmaların sonucudur. Uyku sorunu genellikle duyarlı bir
bebek ile yetenekleri bakımından yetersiz bir anne
arasındaki iyi işlemeyen bir ilişkinin işaretidir.
Uyku bozukluklarının önemli bir kısmı ikinci yılda ortaya
çıkar. Bebek bu yaşta kolay uyarılır bir durumdadır. Uykuya
dalma sıklıkla zordur. Oto-erotik tutumlar, geçiş
nesnelerine bağlanma, uyuma ritüelleri (törenleri) sıktır.
Yaklaşık 12 saat süren gece uykusu ve 3-4 yaşına kadar
sürecek gündüz uykuları vardır. Uyku sakindir, sessizlik,
karanlık ve uygun koşullar ister. Bebekler ve çocuklar
genellikle emme ve yemek yeme ile karnının doyması ya da
anne babasıyla geçirdiği doyurucu bir ilişki sonrasında
uykuya dalmakta, bazen de ağlama, inatlaşma gibi bir
gerginlikten sonra uyumaktadırlar. Bu dönemde uykunun
niteliği bebeğin anne tarafından ele alınma biçimine
bağlıdır. Eğer bedensel ve psikolojik gereksinimleri
karşılanmamışsa bebek uyanır ve doyurulmasını bekler.
Uykunun korunması annenin işlevidir, daha sonra rüyalar
aracılığıyla gelişir. Rüyalar psikolojik açıdan isteklerin
gerçekleşmesine yardımcı olan bir araç gibidir. Yaşamın ilk
döneminde ise bu işlev ancak emme amaçlıdır.
Çocuklarda uykuya dalma zorlukları
İkinci ile altıncı yaşlar arasında aşırı hareketli olan
çocuk uykuya dalma konusunda direnebilir. Ayrıca ilk kaygılı
rüyalar da bu zorluğu arttırır. Bu dönemde yatmaya direnen
çocuk çeşitli bahaneler bulur. Korktuğunu, yalnız
yatamadığını söyleyerek anne baba ile yatmak isteyebilir,
odasında gece bir ışık yakılmasını ister, bir oyuncak ya da
yastık gibi uykuya geçişi kolaylaştıracak bir eşyaya
sarılabilir, ilk bir yılda gördüğümüz davranışlardan olan
parmak emme ile rahatlamaya çalışabilir ya da aileden
birinin anlatacağı masala bağlanır. Dış ortamdaki koşulların
uygunsuzluğu (gürültü, anne baba ile birlikte yatma, uyku
saatinin düzensizliği), uygun olmayan dış baskılar (aşırı
baskıcı anne babasına karşı otonomisini korumaya çalışan
çocuk) ve sıkıntılı ya da çatışmalı bir ev ortamı bu geçiş
dönemini bozar.
Çocuk rüyalardan ya hoşlanır ya da çoğu zaman bildirildiği
gibi korku ile güçlü tepkiler sergileyebilir. Rahatsız edici
rüyalar çocuk 3, 6 ve 10 yaşında iken en yoğundur. İki
yaşındaki çocuğun rüyaları kovalanmak ya da ısırılmak ile
ilgili olabilmekte, dört yaşında ise bazı hayvan rüyaları
ile iyi ya da kötü insanlarla karşılaşılan rüyalar
başlamaktadır. Beş ya da altı yaşlarında öldürme ya da
yaralanma ile uçma, arabada olma ve belirgin hayaletlerin
olduğu rüyalar vardır. Çocuklukta saldırgan rüyalar oldukça
ender görülür, onun yerine çocuğun bağımlılığını yansıtan
tehlikede olduğu şeklinde rüyalar görülür. Beş yaşına doğru
çocuk o zamana kadar gerçek yaşantılar olduğuna inandığı
rüyaların gerçek olmadığını fark etmeye başlar. Yedi yaşına
gelinceye kadar çocuklar rüyaların kendileri tarafından
yaratıldığını bilirler. Üç ile altıncı yaşlar arasındaki
çocukların, anne babaları ile bağlantılarını sürdürebilmek,
odalarını daha gerçekçi ve daha az korkutucu bir şekilde
görebilmek için yatak odalarının kapısını ya da ışığını
açmak istemeleri doğaldır. Zaman zaman çocuklar rüyalardan
kaçmak için yatmağa gitmeyi reddedebilirler. Uykuya dalma
güçlükleri genellikle rüya görmelerle bağlantılıdır. Uyku
dünyasında iken gerçek dünyadan kopmamak için güvenliği
sağlayan koruyucu yöntemlerin oluşturulduğu alışkanlıklar
geliştirilir.
Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde uyuma ve uyku ile ilgili
sorunların başında yatağa gidip uyuma konusunda direnme
gelmektedir. Çocuk ağlar, yatırıldıktan sonra kalkar, anne
baba ile uzun çekişmeler yaşar. Bu direnme kimi çocukta
yatma korkusuna dönebilmektedir. Çocuk odasının ışığını
açmakta, kapıyı aralık tutma, anne baba arasında ya da
koltukta uyumaktadır. Uyumadan yatağına geçmez. Sıklıkla
sıkıntılı rüyalar sonrasında ortaya çıkar. Çocukların uyku
için yatağa gitmeden önce geliştirdikleri kendilerine özel
yatma törenleri olabilmektedir. Bu törenler 3-6 yaşları
arasında sıktır. Yastık, oyuncak gibi bir eşya olmalıdır.
Ayrıca bir bardak su, şeker, aynı masalın anlatılmasını
ister. Bunlar her zaman aynı şekilde olmalıdır. İlişkinin
kesilecek olması kaygısıyla ortaya çıkan sıkıntının
giderilmesine yönelik belirtilerdir.
Bebek ve çocuklarda sorun yaratan ya da tedavi gerektiren
uykusuzluk çok nadirdir. İleri yaş çocuğu ve ergende
gözlenir. Bu çocukların ya da gençlerin uyku saatlerinin
21:00- 22:00 yerine saat 01:00-02:00 olacak şekilde kaydığı,
bu nedenle sabah daha geç kalktıkları görülmektedir.
Nedenleri arasında gencin kendi yaşamını kontrol etme
çabası, TV seyretme, radyo dinleme ve geç zamanlara kadar
okuma gibi erken çocukluk alışkanlıklarının yani yatma
törenlerini sürdürmeleri nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.
Uyku ile ilgili sorunlar
Gece terörü (night terror)
Gece çocuk yatağında ağlar, gözleri dalgın bir şekilde
bakar, korkmuş bir yüz ifadesi vardır. Çevresini tanımaz,
solgundur, terler, çarpıntısı vardır. Bu durum bir kaç
dakika sürer. Çocuk tekrar uyur. Çocuk sabah uyandığında,
gece olanlarla ilgili hiç bir şey hatırlamaz. Uykusunun
rüyasız uyku döneminde ortaya çıkmaktadır. Genellikle 5-6
yaşlarına doğru azalarak kaybolur. Seyrek olarak kaybolmaz
ve tedavi gerektirir.
Sıkıntılı düşler
Çocukların % 30'unda olur. İkinci yaştan sonra görülür.
Çocuk uyanır, ağlar, bağırır, yardım ister. Sıklıkla sabah
hatırlanır. Sıkıntılı düşler genellikle uyku başında
görülür, güzel rüyalar ise genellikle sabaha karşıdır.
Özellikle çocuğun yaşantısında yoğun sıkıntılı bir olay
varsa sıradan bir durumdur, ayrıca ruhsal aygıtın
yapılanmasının bir göstergesidir. 4-5 yaşından sonra şiddeti
giderek azalır. Çocuk uyanır, endişelidir. Anne babasının
yatağına gider ve uyumaya devam eder.
Uyurgezerlik
Erkeklerde daha sıktır. 7-12 yaşlar arasında görülür. Ailede
uyurgezerlik olanlarda daha sıktır. Gecenin ilk yarısında
çocuk yataktan kalkar. Bazen karmaşık, her zaman aynı
şekilde tekrarlanan bir etkinlik içine girer. 10-30 dakika
sonra tekrar yatar, uykusuna devam eder. Sabah hiçbir şey
hatırlamaz. En basit şeklinde gözler açılır ve yataktan
kalkmaya çalışır. Altı ile on iki yaşları arasındaki
çocukların altıda birinde en az bir kez olurken, bunların
ancak % 3-5'inde uyurgezerlik gelişir. Rüyasız uyku
döneminde görülür.
Kaynak: : Doç. Dr. Selahattin Şenol
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|