|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
|
|
 |
|
ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU |
|
|
Okula başlama, tüm
başlangıçlarda olduğu gibi, hem coşku, hem de biraz kaygı
verici bir olaydır. Okul dönemi, çocuk ve ailesi için
yepyeni ve önemli bir evredir. Okula başlama; belirli bir
olgunluğa ulaşma, sorumluluk alma, bunların getirdiği sevinç
yanında, ana babadan ayrı, kendi başına yeni ve bilinmez bir
serüvene başlamanın korkularını birlikte içerir. Oyun ve
arkadaş deneyimi olmayan, sorumluluklarını bilmesine ve
üstlenmesine fırsat tanınmamış olan çocuklarda, evden kopup
okula başlama sorun oluşturabilir. Zekası yeterli olsa bile,
çocuk ruhsal yönden okula hazır değildir; evin koruyucu
sığınağından çıkmak Okul çağına gelmiş olmasına karşın,
öğrenme ve kavraması yeterli düzeye ulaşmamış olabilir.
Buna benzer zorluklar yaşayan çocuklarda, okula gitmek
istememe, arkadaşlarına yanaşamama, içe kapanık ya da
tepkisellik gibi uyum sorunları görülür.
Okul korkusu, okul çağındaki çocuklarda birdenbire okula
karşı beliren yoğun direnç durumudur. Bu çeşit bir korku
geliştiren çocuklar genellikle annelerine çok bağımlı
çocuklardır. Hastalığı başlatan olay okulla değil, anneyle
ilgilidir. Evdeki çatışmalı ortam ya da küçük kardeşin anne
ile daha fazla yakınlaşabileceği düşüncesi, çocuğun aklının
evde kalmasına ve okulda durmakta zorlanmasına neden
olabilir. Çocuk için anneden ayrılma sayılabilecek her türlü
olay, annenin hastalanması ve hastaneye yat- ması, annenin
ya da çocuğun bağımlı olduğu kişinin bir süre için evden
uzak kalması, kardeş doğumu nedeniyle annenin ilgisinin
bölünmesi ya da boşanma sözü geçen bir ana baba kavgası
ortaya çıkartıcı etkenler olarak sayılabilir.
Genellikle çalışkan, derslerine düşkün olarak bilinen çocuk,
karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı gibi yakınmalarla evde
kalmak ister; okula gitmesi için zorlandığında paniğe girer,
ağla*****, tepinerek tepki gösterir. Evde kal- masına izin
verildiğinde tüm yakınmaları kısa sürede ortadan kalkar.
Ancak aynı tür tepkiler, okula gitmesi istendiğinde yineler.
Okul korkusunun, erkek ve kız çocuklarda görülme sıklığı
eşittir. çocuğun okula başlama yaşı olan 5-7 yaşlar ve yine
ilköğrenimin bittiği, daha büyük sınıflara başlama dönemi
olan 12-14 yaşlar arasında en yüksek oranda ortaya çıktığı
saptanmıştır.
Okul korkusu olan .çocukların ana-babaları, diğer
psikiyatrik bozukluklar gösteren çocukların ana-babaları ile
karşılaştırıldığında rol davranışı, iletişim duygu aktarımı
ve kontrol kurma gibi alanlarda daha aza işlevsel
bulunmuşlardır.
Okul korkusu gösteren çocuklarda, aile farkında olmaksızın
bu bağımlı ve olgunlaşmamış davranış örüntülerini
desteklemektedir. Dolayısıyla da çocuğun evde kalış süresi
uzadıkça okula dönmesi güçleşeceğinden, tepkisine karşın
çocuk okula götürülmelidir.
Bu sorunun çözüme kavuşturulmasında aile, hekim, öğretmen
işbirliği çok önemlidir. Eğitim, aile ve öğretmenin birlikte
yürüteceği zorlu bir iştir. çocuğun okula başlaması ile
birlikte, öğretmen onun dünyasında en etkin, en vazgeçilmez
kişi olur. ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde en temel
öğe, öğretmen ile çocuklar arasındaki ilişkidir. çoğu zaman
bu ilişki, çocuğun okula ve arkadaşlarına karşı gösterdiği
tepkiyi, başarısını ve gelişimini etkiler.
Öğretmen tepkileri ve davranışları tutarlı bir kişi
olmalıdır. Çocukların başarısızlıklarını, sorunlu oldukları
noktaları vurgulamak yerine, nedenler üzerinde durarak,
araştırarak incelemeli, onları anlamaya çalışmalıdır.
Öğretmen ile öğrenci arasındaki olumsuz ilişki, çocuğu okul
konusunda güvensiz kılar.
Okul korkusunda öğretmen, çocuğun kaygısının kaynağının
okulla bağlantılı olmadığını anlamalı ve bu kaygının doğru
ele alınması konusunda aile ve hekimle işbirliği
yapabilmeli, tutumlarını çocuğun gereksinimleri
doğrultusunda esnetebilmelidir. Çocuğu, okulda kalmasını
kolaylaştırabilecek, kaygısını azaltacak etkinliklere
yönlendirmelidir.
Bazı durumlarda çocuk, annesi yanında olmaksızın sınıfa
girmeyebilir. Sınıfa girmese de çocuk okula götürülmeli ve
bu dönemde çocuğa karşı daha kararlı davranabilenBir aile
bireyi, çocuğu okula götürme sorumluluğunu üstlenmelidir.
Çocuğun okula yeniden alıştırılması davranışçı tedavi
teknikleri doğrultusunda, aşamalı duyarsızlaştırma,
koşullandırma yöntemleri ile sağlanır. Bu arada çocuğun
okula gitmesi desteklenirken, bir yandan da aile içi ilişki
ve iletişimlerdeki bozuk yanlar ve bu korkuya yol açan
nedenler, çocuk ve aile ile birlikte ele alınarak
çözümlenmeye çalışılır.
Uzunlamasına yapılan çalışmalar, okul korkusu olgularının
çoğunun okula döndüğünü göstermektedir. Prognozu ya da
klinik gidişi olumlu yönde belirleyen etmenler arasında
zeka, tedavinin 14 yaşından önce başlatılmış olması ve
yatarak tedavi gören hastalarda , taburcu olurken
belirtilerin ortadan kalkması sayılabilir.
Hazırlayan:Prof. Dr. Bahar Gökler
Hacettepe Üniv. Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve
Hastalıkları A.D
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|