|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
|
|
|
|
ÇOCUKLARDA AKDENİZ
ANEMİSİ |
|
|
Thalassemi , önlemi alınabilir
kalıtsal geçişli bir kan hastalığıdır.
Thalassemi Hastalığı , önlemi alınabilir kalıtsal geçişli
bir kan hastalığıdır. Doğum öncesi erken tanı ile
önlenebilen genetik geçişli (iki taşıyıcı ebeveynden
çocuklar aktarılan) ciddi bir kan hastaligidir. Bulasici
yada bir kanser türü değildir. Kesin bir tedavisi yoktur.
Fakat thalassemi hastalarının, yasam kalitesini arttırmak ve
sürdürmek için ömür boyu tedavi gereksinimi vardır.
Thalassemi taşıyıcısı iki ebeveynin evlenmesiyle her
gebelikte doğacak olan bebeğin taşıyıcı olma riski %50,
thalassemi majör olma riski %25 ve sağlam bebek olma şansı
ise %25 tir.
THALASSEMI'nin Klinik Şekilleri Nelerdir?
A.) THALASSEMI MINÖR:
Thalassemi taşıyıcıları olup hiçbir tedaiye ihtiyaç duymadan
hayatlari sürdürebilirler. Thalassemi'nin gelecek nesillere
aktarımında rol oynarlar. Bireylerde hafif bir kansızlık
gözlenebilir. Bunun demir eksikliği anemisiyle
karıştırılmaması gereklidir.
• Ülkemizde Tahminen İki Milyon Thalassemı Taşıyıcısı
Vardır.
B.) THALASSEMI INTERMEDIA:
Düzenli kan aktarimina gerek duymadan yasayabilen thalassemi
hastalığının (Thalassemi Major'ün) daha hafif bir türüdür.
Şikayetler 2-4 yaslarda belirgin olur. Sarilik,
dalak-karaciğer büyüklüğü, büyüme geriliği olabilir.
Enfeksiyonlar sırasında destekleyici kan transfüzyonlarina
gereksinim olabilir.
C.) THALASSEMI MAJÖR:
Thalassemi hastalığı dediğimiz grubu oluşturur. Thalassemi‘nin
ağır ve şiddetli seklidir. Bu grup bireyler Beta-Thalassemi
Majör tanısı ile ömür boyu tedavi görürler.
• Tanısı, tedavisi, seyri ve gelişmeleriyle ilgili bilgi
aşağıdadır.
THALASSEMI MAJÖR Nasıl Anlaşılır?
Thalassemi hastası olarak doğan bir bebek doğumda normaldir.
3-4 aylıktan sonra kendileri için gerekli kırmızı kan
hücresini (alyuvar) yapamadıklarından dolayı kansızlık
belirtileri ortaya çıkar. Çocuklarda; renk solukluğu,
iştahsızlık, huzursuzluk, karaciğer-dalak büyümesi sonucu
karin şişliği, sik sik ateşlenme, gelişme geriliği görülür.
Hastalık çocuğun yapısında da bozulmaya neden olur. Kemik
iligi, kemik içinde genişler ve gereğinden çok kırmızı kan
hücresi yapmak için uğraşır. Bütün bu çabalar boşunadır.
Yaptığı alyuvarlar yeterli hemoglobin taşımazlar ve kemik
iliğinden dışarı çıkmadan ölürler. İliğin bu aşırı çabası,
kemiklerin genişlemesine, zayıf düşmesine ve seklin
bozulmasına neden olur. Yanak ve alin kemikleri fırlamaya
baslar. Çocuğun yüzü, herkesin fark edilebileceği şekilde
karakteristik bir görünüm alırlar.
Tibbi olarak thalassemi tanısı “Hemoglobin Elektroforez” adi
verilen kan testi ile konur. “Thalassemi Testi” dediğimiz bu
test ayni zamanda taşıyıcı olup olmadığınızı da belirler.
Thalassemi Testi (Hemoglobin Elektroforezi) Tüm Üniversite
hastanelerinde, bazi arastirma hastanelerinde ve bazi özel
laboratuarlarda yapılmaktadır.
THALASSEMI MAJÖR'ün Tedavisi Nedir?
Tüm kalıtsal hastalıklarda olduğu gibi thalassemi majörün de
KESİN BİR TEDAVİSİ YOKTUR. Ancak hastaların, yaşamlarını
sürdürebilmeleri ve yasam kalitelerini arttırabilmeleri için
ömür boyu tedaviye ihtiyaçları vardır.
Şuanda uygulanan en uygun tedavi;
Kan nakli, desferal tedavisi ve gerekli olduğunda dalağın
ameliyatla alındığı kombine bir tedavidir.
Hasta ömür boyu 2-3 haftada bir kan alir. Hemoglobin
düzeyini normalde tutabilmek için alyuvar (eritrosit)
aktarımı yapılır. Her kan aktarımından sonra yeni kan
içindeki kırmızı kan hücreleri bir sonraki kan aktarımına
kadar yavaş yavaş parçalanır ve parçalanan kan hücrelerinden
salınan demir, vücutta birikir. Biriken demir ise vücut
dışına atılmazsa, karaciğer kalp ve diğer organlara zarar
verir. Çocuğun büyüme ve gelişimini engeller. Eğer bu zarar
engellenmezse thalassemi hastaları ergenlik çağında
kaybedilebilir. Bu nedenle biriken demirin vücuttan atılması
gerekir. Bu da DESFERAL isimli ilaç ile sağlanır. Bu ilaç,
her gece desferal pompası ve özel bir igne aracılığıyla
10-12 saat gibi uzun bir sürede deri altına verilerek
vücuttan demiri toplar ve idrar ile atar. Dalağın aşırı
büyümesi durumunda ise cerrah tarafından ameliyat ile dalak
alınır (splenektomi).
Demir atılımını kolaylaştırmak için günümüzde yeni
araştırmalar ve çalışmalar halan sürmektedir. Dijital
olmayan, elastik ve tek kullanımlık infüzyon pompaları ile
işlem biraz daha etkili ve kolay hale gelmiştir. Bunun
yanında desferal yerine ağızdan hap kullanım çalışmaları
sürmektedir.
• Tedavi ile ilgili son gelişmeleri sitemizden takip
edebilirsiniz.
ALTERNATİF TEDAVİ ;
KEMİK İLİĞİ NAKLİ:
Bir thalasseminin, kemik iliği yeterli ve normal sayıda
alyuvar hücresi yapamaz. Çalışmayan kemik iliği yerine
normal kemik iliği yerleştiği takdirde problem
çözümlenebilir. Tabi bu, iliğin thalassemili vücudun
reddetmeyeceği, hastanın doku yapısına uygun bir donör
(verici)den alınması ile olur.
KÖK HÜCRE NAKLİ:
Son yıllarda kemik iliği dışında periferik kan ve kord
kanının da kök hücre kaynağı olarak kullanılması, kök hücre
naklini gündeme getirmişti.
THALASSEMI MAJÖR'da Yaşanan
Fiziksel, Ruhsal ve Ekonomik SORUNLAR!
Thalassemi hastaları her kan transfüzyonlarinda; transfüzyon
esnasında yaşanabilecek reaksiyonların yani sıra kan yolu
ile bulasan hastalıkların [Malarya parazitleri (sıtma),
Sifilis, AIDS, Hepatit Enfeksiyonları vb…] bulaşma riskiyle
de karşı karşıya kalırlar.
Düsük kan aktarimi ve asiri demir birikimi ile ciddi kalp
komplikasyonlari sik görülür. Bu sorun erken yasta ölüm
sebebi olarak karsimiza çikmaktadir.
Aşırı demir birikimi nedeniyle karaciğer büyümesi olur.
Ayrıca kan aktarımı esnasında geçebilecek hepatit
enfeksiyonları ki özellikle Hepatit C virüsü karaciğerde
yerleşirse Kronik Hepatite dönüşebilir. Hatta bu siroz ve
karaciğer kanserine kadar gidebilir.
• Günümüzde Hepatit B virüsüne karsı aşılama ile bağışıklık
sağlanabilirken Hepatit C asisi mevcut değildir!
Aşırı demir birikimi, Endokrinolojik komplikasyonlara da
neden olur. Demir vücut fonksiyonlarının çoğunu kontrol eden
endokrin bezlerine girer ve onları baskılar. Bu ergenlikte
büyüme gelişmeyi yavaşlattığı yada engellediği gibi
yetişkinlerde seksüel yönden düşüş gözlenebilir. Bunun
yanında hipertriodizm ve hipoparatriodizm gelişebilir.
Ayrıca demir birikimi pankreasın işlevini bozduğundan
diabetes mellitüs (seker hastalığı) görülür.
Aşırı demir bikrimi, cilt üzerinde koyu bir rengin ve yama
gibi noktaların oluşmasına neden olur.
Thalassemi hastalarında, osteoporoz (kemik erimesi) de
görülmektedir. Buna sebep olan faktörler ise; kansızlık
nedeniyle dokularin oksijensiz kalması, demir birikimi,
desferrioxamine yan etkisi yanında, endokrin faktörler ve
genetik faktörlerdir.
Bir thalassemi hastası ve ailesi ayni zamanda ekonomik
açıdan da çok büyük sorunlar yasar. Çünkü aylık maliyeti çok
ciddi rakamlara ulasan bir hastalıktır. Yasam boyu, her ay
böyle bir maliyetin hastanın kendisi/ailesi tarafından
karşılanması mümkün değildir. Bu nedenle hiçbir sağlık
güvencesi olmayan hastaların yasam süreleri ve yasam
kaliteleri düşmektedir. Bu günün şartlarında ortalama aylık
tedavi maliyet, 1,5 – 2 milyardır ! Bunun yanında hastanede
oldugu gün için yeme-içme, ulaşım ve sehir dışından
geliyorsa gerektiğinde konaklama ihtiyaçları için yaptığı
harcamalar da söz konusudur.
Böyle bir hastalığı taşıyor olmak hasta ve yakınları için
hiçte kolay değildir. Özelliklede bireyin kendisi için bunu
ömür boyu taşımak çok zor bir istir.
Böyle bir tedaviye ömür boyu katlanmak, sonradan ortaya
çıkan diğer fiziksel rahatsızlıklara direnç gösterip onlarla
bas edebilmek, bu maliyetin altından kalkabilmek, kendi
kişiliğini ve benliğini bulma çabaları, yaşıtlarıyla
arasında oluşan farklılıkları kabullenebilmek ve topluma
kendini kabul ettirmek, eğitim ve is hayatında önüne konan
büyük engellerle mücadele etmek, sağlıklı bireylerle
arkadaşlık kurabilmek ve karşı cinsle ilişki oluşturabilmek,
daha da önemlisi ölüm kaygisiyla yasamak çok ama ÇOK ZORDUR
!!!
THALASSEMI MAJÖR Nasıl Önlenebilir?
Doğum Öncesi Tanı (Prenatal Tanı) Yöntemi ile hastalığı anne
karnında erken dönemde tanımla*****, aileye gebeliği
sonlandırma şansı verebilir. Bu suretle thalassemi hastası
bebeklerin doğumu önlenmiş olur.
İki taşıyıcının evlenmesi durumunda hamileliğin 6.-8.
haftası koriyonik villustan (kordon bağından) veya 18.-22.
haftasında bebekten alınan sıvı örneği ile bebeğin hasta
olup olmadığı öğrenilir. Bebek hasta ise anne- baba ile
görüşülerek bebeğin dogması engellenir. Doğum öncesi tanı
ile sağlam olacağı belirlenen bebeğinde dogmasına izin
verilir.
Doğum Öncesi Tanı (Prenatal Tanı) Tüm Üniversite
hastanelerinde yapılmaktadır.
THALASSEMİA’DE KEMİK İLİĞİ NAKLİ
GİRİŞ
Thalassemia,hemoglobin yapısındaki globin zincirlerinin
yapımında bozukluğa yol açan heraditel hastalıklar grubuna
betimlemekte kullanılan bir terimdir. Thalassemia dünyada en
sık görülen tek gen bozukluğudur.Özellikle Akdeniz
bölgesi,Orta Doğu ve Asya kıtasında Thalassemia’ye çok sık
rastlanmaktadır.Sadece Akdeniz bölgesinde 200.000 Beta
Thalassemia Majör’lü hasta olduğu
varsayılmaktadır.Yunanistan,Güney İtalya,İran, Güney
Rusya,Hindistan ve Güneydoğu Asya’da taşıyıcılık oranı %
10-15 arasındadır. Beta Thalassemia Majör’de erişkin tip
Hemoglobin A’nın Beta zincirinde sentez bozukluğu söz
konusudur.Bunun sonucunda zincir yapımında oluşan
dengesizlik,eritroid prekürsörlerde ve eritrositlerde
serbest Beta zincirlerinin birikimine neden olur.Bu durumda
intramedüller parçalanma,apoptozis,ineffektif eritropoezis
ve hemolitik anemiye yol açar.
Son 30 yılda, Thalassemia’li hastaların izlem ve tedavisinde
önemli değişiklikler olmuştur.Düzenli transfüzyon
uygulamaları ve demir birikimine yönelik şelasyon tedavileri
Thalassemia’li çocukların hayat kalitesini önemli ölçüde
arttırmıştır.Düzenli eritrosit transfüzyonları anemi
komplikasyonlarını ve kompansatuar kemik iliği genişlemesini
engeller.Demir şelasyonunda kullanılan desferroksamine ile
de demir birikimine bağlı komplikasyonlar büyük ölçüde
engelleneceğinden sürvi uzar.Artık Thalassemia hızla ölüme
yol açan bir hastalık değil uzun sürvi sağlanabilen kronik
bir hastalık olarak tanımlanabilir.
Ancak tüm bu tedavi yaklaşımları pahalı,temini zor,kişiye
rahatsızlık verici ve zaman alıcıdır.Tüm bu nedenlerle
tedaviye uyumda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca yinede
engellenemeyen demir birikimi sonucu gelişen organ
yetersizlikleri ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde kanla
geçen viral infeksiyon etkenlerinin yol açtığı hepatitler
hastalığı progressif ve fatal hale getirmektedir.Gelecekte
belki kolay uygulanır oral kelatör ve genetik mühendislikle
yapılabilecek gen manüplasyonları hastalığın tedavisinde
önemli aşamalar sağlayabilecektir.Ancak bugün için
uygulanabilecek en uygun tedavi yaklaşımı,hastalığın kemik
iliğinde olduğu da göz önüne alınırsa,allojenik kemik iliği
nakli (AKİT) dir.
Son yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerde tedavi
yaklaşımları yanında koruyucu hekimlik de önem
kazanmıştır.Genetik danışma ve prenatal tanı ile defektif
gebeliklerin sonlandırılması konusunda başarılı çalışmalar
yapılmaktaysa da,dini ve sosyal sorunlar bu yöntemlerin
etkinliğini azaltmakta ve toplumsal bir eliminasyonu
engellemektedir.
KEMİK İLİĞİ NAKLİ
Kemik İliği Transplantasyonu (KİT) günümüzde onkolojide ve
onkoloji dışı pek çok hastalığın tedavisinde başarıyla
kullanılmaktadır.Onkolojide,özellikle
cerrahi-kemoterapi-radyoterapi gibi diğer tedavi
yöntemlerinin başarısız kaldığı olgularda KİT hayat
kurtarıcı olabilir.Konjenital veya edinsel pek çok
hematolojik ve immünolojik sorunun tedavisinde de KİT
uygulanmaktadır.3 uygulama şekli vardır.Allojenik,otolog ve
sinjenik KİT.Kök hücre kaynağı olarak da kemik iliği yanında
periferik kök hücre, kordon kanı ve fetal karaciğer
hücrelerinden yararlanılmaktadır.
Thalassemia’de ilk başarılı uygulama 1981’de Thomas ve
arkadaşları tarafından Seattle, ABD’de yapılmıştır.Hiç
transfüze edilmemiş,18 aylık bir bebek olan bu olguya HLA
uygun kız kardeşinden AKİT uygulanmış ve halen devam etmekte
olan uzun,hastalıksız bir sürvi sağlanmıştır.İlk seri
çalışmalar da Lucarelli ve arkadaşları tarafından Pesaro,
İtalya’dan yayınlanmıştır.Öncü niteliğindeki ve hazırlama
rejimi olarak Siklofosfamid (CY) + Tüm Vücut Işınlaması (TBI)
kullanılarak yapılan AKİT’lerde en büyük sorun graft
rejeksiyonu ve erken toksisite olmuştur.1983’ten beri ise
Santos’un lösemili hastalar için önerdiği Busulfan (BU) +
Siklofosfamid (CY) başarıyla kullanılmaktadır. Bugün
Thalassemia’de,allojenik uygulamalarda,kardeş veya HLA
uyumlu panel kaynaklı vericilerin kemik iliği,periferik kök
hücre ve kordon kanı kaynak olarak kullanılmaktadır.
SONUÇ
KİT ilk kez malignitelerde ve hızla fatal olabilecek
durumlarda kullanılmıştır. Ancak hızla kullanım alanları
artmış ve özellikle hemoglobinopatilerde önemli kullanım
alanı bulmuştur.1982’deki ilk başarılı uygulamadan sonra
dahi Thalassemia’de KİT’in yeri ciddi tartışmalara yol
açmıştır.Başarılı sonuçlara rağmen pek çok yerde hayat
kurtarıcı olarak değil elektif bir işlem olarak
görülmektedir.Etik yönü de halen tartışılmaktadır. Pek çok
hematoloji Thalassemia tedavisinde konservatif yaklaşımları
benimserken,vericisi olanlarda bile gen tedavisinin yakın
bir tarihte uygulanması olasılığı ile çekimser
kalmaktadırlar.Ancak gen tedavisi henüz oldukça problemli ve
pratik uygulamalardan uzaktır.
Bugün için AKİT Thalassemia’de tek küratif yaklaşımdır ve
Thalassemia’nin sık görüldüğü pek çok ülkede KİT
programlarına alınmıştır.Özellikle HLA uygun aile içi
vericisi olan Sınıf I hastalarda,erken dönemde yapılacak KİT
büyük oranlarda küratiftir ve hastalara bu şans
tanınmalıdır.
KÖK HÜCRE NAKLİ
Kemik iliği transplantasyonu yıllardan beri bazı kanser
türlerinde ve doğuştan olan bazı hastalıkların tedavisinde
basari ile uygulanmaktadır.Son yıllarda bu konudaki bilimsel
çalışmalara teknolojideki gelişmelerinde eklenmesiyle önemli
gelişmeler sağlanarak,kemik iliği transplantasyonunun birçok
hastalıkta tek tedavi şansı olarak kullanımı gündeme
gelmiştir.Kemik iligi dışında periferik kan ve kord kanının
da kök hücre kaynağı olarak kullanılması ile kemik iliği
nakli yerine “kök hücre transplantasyonu” terimi tercih
edilmektedir.
KÖK HÜCRE KAYNAKLARI :
Kök hücre vericisi olarak tercih edilen doku grupları tam
uyumlu kardeşlerdir. Bir veya birkaç antijeni uyumlu olmayan
kardeş,anne-baba veya doku grupları tam uyumlu akraba
olmayan vericilerden de kök hücre transplantasyonu
yapılabilir.Ancak doku grubu tam uyumlu kardeşlerden yapılan
transplantasyonlar daha basarili ve sorunsuz seyretmektedir.
TRANSPLANTASYONDA KULLANILACAK KÖK HÜCRE KAYNAĞI OLARAK;
• Kemik İliği
• Periferik Kan
• Kordon Kani kullanılabilmektedir.
PERIFERIK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYON AVANTAJLARI:
• Daha hizli engrafman sağlanması,
• Trombosit ve eritrosit ihtiyacı daha az,
• Daha az antibiyotik tedavisi,
• Hastanede kalis süresi daha kısa,
• Donöre genel anestezi ve invaziv teknikler gerekmiyor.
I. KÖK HÜCRELERİN HAZIRLANMASI :
Periferik kök hücreler aferez ünitelerinde periferik kök
hücre toplama programı kullanılarak toplanır.Kök hücre
toplanacak hasta veya donör önceden hiçbir işlem yapılmadan
veya kemik iliğinden kök hücreleri periferik kana çıkarmak
için mobilizasyon uygulanarak toplama işlemine alınırlar.
MOBILIZASYON YÖNTEMLERİ VE KÖK HÜCRE TOPLANMASI:
• Kemoterapi
• Büyüme Faktörleri-GCSF,GMCSF
• Kemoterapi + Büyüme Faktörleri
Sadece kemoterapi veya sadece büyüme faktörleri
kullanıldığında kök hücre sayisi normalin 10-30 kati kadar
arttırılabilirken,kemoterapi + büyüme faktörleri
kullanıldığında 50-200 kat kök hücre artışı
sağlanabilmektedir.Ancak kemoterapi sadece otolog
transplantasyonlarda uygulanmaktadır.
Kemoterapi amacıyla siklofosfamid,etoposid veya başka
protokoller kullanılabilmektedir.Kemoterapi sonrası beyaz
küre 1500-2000/mm3 düzeyine gelince afereze başlanmaktadır.
Mobilizasyon amacıyla büyüme faktörü olarak genellikle
granülosit stimüle edici faktör (GCSF) veya granülosit-makrofaj
stimüle edici faktör (GMCSF) kullanılmaktadır. Kök hücre
toplamak için büyüme faktörü uygulanmasını takiben 5.günde
aferez işlemine başlanır.Afereze devam edilecek ise 6 ve
7.günlerde de büyüme faktörü kullanılabilir.Ancak 7.günden
sonra periferik kandaki kök hücre şayisinin azaldığı
bildirilmektedir.
Aferez ünitelerinde yapılan kök hücre toplama işlemine bir
seansı yaklasik 3-4 saat kadar sürebilmektedir.İşlem süresi
ve seans sayısı toplanması hedeflenen hücre sayısına bağlı
olarak değişebilmektedir.Tek seans yeterli olabileceği gibi
bazen 3 veya 4 seansa gerek duyulabilmektedir.Periferik kök
hücre toplama işlemlerinin bir aferez ünitesinde hasta (veya
donar) bir koltukta otururken yapılabilmesi ve kemik iliği
toplanması için gerekli olan ameliyathane şartları ve genel
anesteziye gerek duyulmaması önemli bir avantajdır.
Toplanan kök hücreler eger alici hasta hazir ise hemen
kateterden infüzyonla verilir.Otolog transplantasyon veya
alici hastanin hazırlanacağı durumlarda özel koruyucu
karışımlar ile (DMSO ve HES) karıştırılan kök hücreler derin
dondurucularla dondurulduktan sonra azot tankına konularak
senelerce saklanabilir.
II. ALICININ HAZIRLANMASI
• Biyokimyasal,mikrobiyolojik ve serolojik testler yapilir.Dis
çürükleri gibi enfeksiyon kaynaklari tedavi edilir.Hastaya
ve aileye yapilacak islemler hakkinda bilgi
verilir.Transplantasyon için uygun ortam sartlarina sahip
transplantasyon servisine yatirilir.
• Çift lümenli Hickman kateter takilir.Antibakteriyel,antiviral
ve antifungal proflaktik tedavi başlanır.
• Conditioning (hazirlama) rejim: Yüksek doz kemoterapi veya
total vücut ışınlaması ile yapilir.Altta yatan hastaligin
tipine göre değişikliklik gösterir. Talasemili hastalar için
genellikle busulfan + siklofosfamid kullanılır.Bu tedavinin
üç amacı vardır:
• Kemik iliğinde boşluk açma,
• Immünosüpresyon,
• Hastalığın eredikasyonu.
Hazirlama rejiminde kullanilan tedavilerin gastrointestinal,renal,hepatik,
pulmonel ve kardiak sistemler üzerine yüksek toksik etkileri
vardır.
• GVH proflaksisi: Donör lenfositlerinin neden olabilecegi
graft versus host hastalığına önlem olarak siklosporin A ve
methotraxate kullanılmaktadır.
PERIFERIK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU KOMPLİKASYONLARI:
1. KÖK HÜCRE TOPLANMASI AŞAMASINDA :
• Trombositopeni,
• Anemi,
• Lökopeni,
• Hipokalsemi
• Mobilizasyon rejimlerinin komplikasyonlari.
2. CONDITIONING – YÜKSEK DOZ HAZIRLAMA KEMOTERAPISI
ASAMASIMDA :
• Nötropenik sepsis,
• Trombositopenik kanamalar,
• Hepatik veno-oklusive hastalık,
• Intertisiyel pnömoni,
• Geç engrafman,
• Greft basarisizligi,
• SSS toksisitesi
3. KÖK HÜCRE INFÜZYONU ASAMASINDA :
• Ateş,titreme
• Taşikardi,
• Bulantı,kusma
|

|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|