|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
|
|
 |
|
ÇOCUK VE OKUL |
|
|
Çocuklar psiko sosyal ve
zihinsel gelişimleri sırasında karşılaştıkları zorluklarda
bulundukları gelişim dönemine uygun olarak farklı tepkiler
vermektedirler. Kreşe başlama, öğretmen değişikliği, yakın
çevreden sevilen birinin hastalığı ya da kaybı, anne baba
tartışması ve kardeş doğumu gibi yaşam olayları karşısında
zorlanmakta, belirli bir uyum süreci yaşamaktadırlar.
Çocuklar olumlu ya da böylesi olumsuz duygularını
sözelleştirebilmeyi ancak ilkokula başladıkları dönemde,
daha belirgin olarak ise 9-10 yaşlarından sonra
kazanmaktadırlar. Başkalarının ne hissettiklerini ise daha
da sonraki gelişim dönemlerinde öğrenmektedirler. Duyguların
sözle ifade edilemediği dönemlerde yaşanan kaygı bedensel
tepkilerle belirtilmektedir. Kreşe ya da okula başlamada
zorlanan çocukların karın ağrıları olmakta, uyku, iştah ya
da davranışları ile ilgili tepkiler görülmektedir. Burada
"zorlanıyorum" ya da "alışamadım" olarak anlatılmak istenen
"karnım ağrıyor", "başım ağrıyor" ya da midem bulanıyor"
gibi bedensel yakınmalarla anlatılmaya çalışılır. Bu
yakınmaların ne kadar zorlanmaya bağlı ruhsal tepkiler
olduğu ya da bir bedensel hastalığın belirtisi olup olmadığı
sorularının yanıtı anne baba için hiç de kolay olmamaktadır.
Sıklıkla bir çocuk doktoruna başvurularak bedensel hastalığa
ilişkin kanıtlar aranmakta, çoğu zaman da uzun süreli
ayrıntılı incelemelere gerek duyulmaktadır. Çünkü bu dönemde
çocuğun beden ısısı yükselebilmekte, halsizlik, bitkinlik ve
iştahsızlık olabilmekte ve gerçekten acı çekmektedir.
Bu karmaşık etkileşim örüntüsü göz önüne alındığında, çocuk
ve ergenlerde psikososyal ve duygusal etkenlerin sıklıkla
bedensel yakınmalara neden olduğu ortaya çıkacaktır.
Okula başlama çocukları ve aileleri bekleyen önemli
adımlardandır. Daha önceden kreş ya da anaokulu gibi okul
öncesi kurumlara gitmeyen çocuklarda bu adım daha da zor
olabilmektedir. Yeni bir ortam, bilinmedik birçok kural ve
bunlara alışmak. Bu ilk adıma ilişkin sorunlar okulun
başladığı ilk haftalarda ortaya çıkmaktadır. Öğrenciler
okula anne babaları ile gelmekte, sınıflarda küçük sıralarda
öğrencilerin yanında anne babaları da sığmaya çalışarak
oturmaktadır. Haftalar içinde bu sırayı dolduran davetsiz
konuklar birer ikişer azalır, ancak bazı sınıflarda derslere
düzenli devam eden anne babalar kalmaktadır. Okul korkusu ya
da anne babadan ayrılma zorluğu olarak tanımlayabileceğimiz
bu durum ders başarını etkileyen ilk sorunlardandır.
Öğrenci, anne-baba ve öğretmenin birlikte çalışması ile bu
sorun giderek azalmakta, çocuk ya da genç yaşıtları gibi
uyum sağlayabilmektedir.
Ayrılma kaygısı ya da okul reddi olarak tanımlanan bu durum
anne baba tutumları, çocuk ve öğretmenin özellikleri gibi
durumlardan kaynaklanmaktadır. Özellikle çocuğun tüm
gereksinimlerini karşılayan, aşırı kaygılı, onun
bağımsızlığını desteklemeyen anne-baba tutumlarında okula
gitme gibi bir ayrılık hem ebeveynde hem de çocukta kaygı
doğurmaktadır. Aşırı koruyan, aşırı kontrolcü ebeveyn
çocuğun ayrılığında kaygı duyacaktır. Onun tek başına bir
şeyler yapamayacağını, sağlığı açısından sorun
oluşturacağını ya da kendi kontrolü dışına çıkacak,
yaptıklarını denetleyemeyecek duygusu yaşamaktadır. Çocuklar
ise daha önce ayrılma ya da ebeveyne bağlanma ile ilgili
özellikler gösteren, duygusal açıdan bulunduğu yaştan daha
küçük yaşta tepki veren bireylerdir. Anne baba ile yatan ya
da ayrı yatamayan, ağlama, tutturma gibi hemen tepki veren,
genelde ev dışında vakit geçirmeyi sevmeyen çocuklardır.
Okul ile ilgili hayali ya da gerçek kaygılar olabilir. Okula
gidiş yolundaki tehlikeler (trafik, çevrenin kalabalık ya da
ıssız oluşu vb.). Okula uyum sürecindeki öğretmenin
tahammülsüz ve/veya ceza ile eğitici tutumu, anne-babadan
habersiz ani ayrılma, sınıfa yaklaşınca anne babanın bırakıp
kaçması, söz verilen saatte almama, bu süreçte çocuğun
yalnız kalması gibi nedenler de etkili olmaktadır.
Okula başlama dönemindeki çocukların yaklaşık % 5 kadarında
bu durum profesyonel desteği gerektirecek yoğunlukta
olmaktadır. 18 yaşına kadar okula gitme ve aileden ayrılma
ile ilgili zorluklar görülebilmekte, genelde 13 yaşından
sonra belirtiler ve yakınmalar değişebilmektedir.
Okula gitmek istememe ve okuldan kaçma bu durum dışında;
davranış sorunları olan çocuklarda, kaygılı çocuklarda,
travma sonrası (örn; deprem) kaygı bozukluğu olan
çocuklarda, depresyonu ya da psikoz olarak belirtilen
belirgin ruhsal bozukluğu olan çocuklarda da görülmektedir.
Ancak bu hastaların diğer belirtileri ile ayrım yapılabilir.
Okul korkusu ya da ayrılma ile ilgili kaygısı olan
çocukların önceden ayrılığa, bağımsızlığa alıştırılması,
böyle bir sorun varsa anne-baba, çocuk ve okul işbirliği ile
çocuğun desteklenmesi gerekmektedir. Çocuğun bu ayrılığa
yavaş yavaş alıştırılması (anne ya da babanın sınıfta, sonra
koridorda, sonra bahçede ve daha sonra çocuğu evde beklemesi
gibi) çocuğa güvence verilmesi ve bu güvencelerin yerine
getirilmesi (seni bahçede bekleyeceğim-diyerek belirlenen
zamana kadar bahçede bekleme gibi), bu süre içinde çocuğun
sergilediği zorlukların bedensel bir nedenle oluşup
oluşmadığının araştırılması, kısa süreli ve yaygın değilse
bu belirtilerin fazla dikkate alınmaması (uyku, iştah,
davranış gibi tüm alanlara yayılan bir bozulma, sadece okul
saati öncesinde değil tüm gün olan kaygı, neşesinin giderek
azalması gibi) gerekir.
Eğer anne-baba ve öğretmenin çabası yetersizse, belirtiler
azalacağı yerde giderek artıyor veya yayılıyorsa, çocuk ve
ergen psikiyatri uzmanından değerlendirme ve yardım
istenmelidir. Sonuçta anne baba ve çocuğun bu uyum sürecine
uzman desteği eklenecek, gerekirse çocuğun kaygısı güvenilir
ilaçlarla azaltılacaktır.
Hazırlayan: Doç. Dr. Selahattin Şenol
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
Bölümü
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|