
reklamlar
Din, bireye hayatını düzene
koymak için bazı ilkeler kazandırır. Din eğitimi insana
Allah inancını öğreterek hayatının değerini ve üstünlüğünü
anlatır. Ona, bedensel zevklerini ve ihtiyaçlarını gidermesi
yanında ruhunun isteklerini de dikkate almasını öğretir. Din
sosyal gruba iyi ve doğru hedefler gösterir.
Din duygusu evlat olma duygusudur. Bu duygunun çocuktaki ilk
konusu ana babadır. Çocuk onlarda bütün tanrısal
yetkinliklerini bulur. Fakat hayattaki denemeler,çocuğu, din
değilse bile tanrı değiştirmeye, ilkin ana babasına
yüklediği üstün özellikleri uzak bir varlığa geçirmeyi
zorunlu kılar.
Sorgu çağının hemen ardından, etrafını kuşatan fizik ve
sosyal çevreyi keşfetme ve tanıma arzusunda olan çocuğun
önde gelen meraklarından biri de ‘Kim tarafından
yaratıldığı?’dır. Diğer meraklarda olduğu gibi, bu konuda da
çocuk cevabı öncelikle anne ve babasından bekler.
Peygamberimiz “ Her kişiye kendi anlayışına göre konuşun”
demiştir. Eğer çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim kurmak
istiyorsanız, belli zamanlarda onun baktığı pencerelerden
bakabilmelisiniz. Din konusunda da çocuğun düzeyi
düşünülerek hareket edilmelidir.
H. Ayhan’ a göre din konularını zamanından önce ya da sonra
yanlış öğretir5sek, hangi yaşta olursa olsun çocuğa veya
yetişkin insana iyilik yerine kötülük yapmış oluruz.
Çocuk 4 yaş dolaylarında Allah hakkında fikir yürütmeye
başlar. Bu yaş çocuklarının Allah tasavvuru,gelişim
özelliklerine ve zihinsel kapasitelerine uygun olarak
Allah’ı insana benzetme,insani vasıflarla düşünme
şeklindedir.
Din ve Allah ile ilgili kavramlar yaklaşık 4 yaşlarından
itibaren soru kalıbı haline getirilirler. Her ne kadar bu
yaşta sorulanların da tam bir bilinç ile sorulmadığını
anlasak da, sorularda gerçekten anlamak arzusunun
bulunduğunu görürüz.4yaş çocuğunun din ile ilgili
sorabileceği ve merak içeren cümlelerden bazı örnekler
verebiliriz:
“Allah’ın boyu ne kadar?”
“Allah’ın arkadaşları var mı?”
“Her şeyi Allah’ mı yapıyor?”
“Allah’ı neden göremiyoruz?”
“Biz de Allah olamaz mıyız? Keşke biz de Allah olsaydık.”
“Allah’ı neden göremiyoruz? Sen Allah’ı gördün mü?”
Sınırlı düşünce yapısından dolayı, herkesin çok kullandığı
ve bilindiğini zannettiği Allah kavramını da sınırlı
imkanlarıyla kavramaya çalışır. Özellikle 4 yaşlarında
başlayan ilginin oldukça şaşırtıcı olduğu, ailelerin bildiği
bir gerçektir.(2) Çocuğun kafasında güçlü ve büyük
sıfatlarıyla özdeşleştirdiği ve çevresinde bu sıfatları
taşıyan kişilerle somutlaştırdığı bir Allah tasavvuru
oluşur.
5-6 yaşlarındaki çocukların kafalarındaki tanrı düşüncesi
bir insan gibi tasavvur edilse de onun diğer insanlardan
farklı olması gerektiğine ilişkin gizli bir inanç da
taşırlar.”İnsan gibi olsa da, en büyük insan olmalı.” diye
düşünebilirler.
Okulöncesi dönemde çocuğa göre Tanrı, yaşlı bir erkek
olarak,canlı ve hareketli ve bu dünyada olan her şeyle
ilişkili biçimde çocukların yararına göre,çocuklar sevinsin
diye dünyayı tıpkı bir ustanın yaptığı gibi
biçimlendirmiştir.
Çocuklar Tanrının gücünü anlayabilmek için ebeveynlerin
muktedir olma gücünü ölçüt olarak alırlar. Onlara göre Tanrı
cennette ya da yukarılarda bir yerde oturan birisidir.
Yaşlıdır ve bütün organları insanlarınkine kıyasla büyüktür.
Bir Süpermen gibi istediği şeyi yapabilir.
Bazılarına göre Allah yalnız yaşar bazılarına göre Allah ile
beraber yaşıyor olabilir. Okulöncesi çocukları eğer yakına
gelirse -ki gelme ihtimali vardır- o zaman Allah ‘ı
görebilir ya da çok iri olması görünmesine mani oluyordur.
Özetlersek çocuk anlayışı için Allah;
Gökyüzünde bir yerde asılı duruyor olabilir. Eğer çok
büyükse inmesi tehlikeli olabilir. Çoğunlukla yalnız yaşar
ve çoğunlukla erkektir.
1993 yılında 44 çocuk ve anneleri ile yapılan bir araştırma,
okulöncesinde bulunan çocukların kendilerini seven dost bir
Tanrı’ ya inanmak istediklerini göstermektedir. Bu yaş grubu
çocuklarına göre
Tanrı‘nın çocukları sevme nedeni, anne ve babalarının
onlardan bekledikleri ile yakından ilgilidir. Anneleri gibi
Tanrı’ da onlardan, yemek yemelerini, uslu durmalarını
beklemektedir.
7-9 yaş grubu çocuklarda Allah arayışı 10-12 yaş grubuna
göre daha etkin görünmektedir. 7 yaşından itibaren çocuklar,
Allah’ı kendisinin ve yakınlarının yaratıcısı çok yüce bir
varlık olarak tasavvur ederken hala onun gökte olduğunu
düşünürler. Ancak 11 yaşından itibaren çocuklar soyut bir
yaklaşımla Allah’ ın her zaman her yerde olduğuna inanırlar.
Bu bilişsel gelişime koşut olarak, çocuğun getirdiği
açıklamalarda, hiç şüphe yok ki anne ve baba modelinin rolü
çok büyüktür. Anne ve baba, dini inanç, düşünce ve
uygulamalarıyla öncelikle sağlıklı bir model oluşturmalıdır.
Çocuğun soruları yukarıda belirtilen gelişim aşamaları göz
önünde tutularak basit fakat doğru ve sade bir dille
cevaplandırılmalıdır.
Diyelim ki 4 yaşındaki bir çocuk bir çocuk bir gün “Keşke
Allah olsaydık.” Şeklinde bir ifadeyi diline doladı. Dini
inançlarınız gereği içinizden gelecek tepki “Hayır, böyle
bir şey olamaz!” şeklinde olabilir. Fakat bunu dile
getirmeniz, çocuğunuzun size en azından olmak istedikleri
konusunda bir daha açılmamasına neden olabilir. Bunun yerine
“Vay canına, demek güçlü olmak istiyorsun.” ve ya “Demek
görünmez olmak istiyorsun.” diye karşılamak gerekir.
Çocuğunuzun ısrarla “Allah’ı neden göremiyoruz?” dediğinde ,
“Bizim gözlerimiz küçük, Allah ise çok büyük. Bu yüzden
göremiyoruz.” diyebiliriz. Konuya onun açısından bildiği
kavramlarla ifade ederek bakmış oluruz. Görülmeyen şeyleri
anlatmak için, nefes üfleme deneyi yapabilirsiniz. “Nefesini
üfle” deyip görüp görmediğini sorabilir böylece ona bazı
şeylerin görülmeden de var olabileceğini anlatabilirsiniz.
Allah ‘ın esirgeyen, her şeyi yaratan ve koruyan bir yüce
varlık olduğu anlatılmalı ve çocuğa Allah korkusu yerine
Allah sevgisi aşılanmalıdır. Eğer çocuk Allah sevgisine
ulaşan bir insan olabilirse, başta insanlar olmak üzere her
türlü varlıkları sevecektir. Bu sevgi ise, ona her türlü
güçlüğü yenmesine yardımcı olacaktır. İnsanları sevme ve
saymanın Allah’ a yaklaşma demek olduğu anlatılmalıdır.
Allah inancı gelişen çocuk kafasındaki sorulara yanıt bulan
güven duygusu gelişmiş,dingin, huzurlu bir birey olmaya
başlar. Bu nedenle özellikle 7 yaşından başlayarak din
konusunda ihtiyacı olan bilgiyi vermek ve olumlu bir model
oluşturmak suretiyle çocuğu desteklemek, ebeveynin başlıca
görevi olmalıdır.
Allah korkusu terbiye aracı olarak kullanılmalı mıdır?
Allah hakkında henüz hiçbir bilgisi olmayan çocuklara,
Allah’ın ceza verici ve korkutucu olduğunu telkin etmek çok
yanlış sonuçlar doğurur.
Bazı aileler, Allah korkusunu yanlış bir şekilde terbiye
aracı olarak kullanmakta ve bu korkuyu “Annesinin sözünü
dinlemeyeni Allah taş yapar!”, “Yemeğini yemeyeni cehennemde
yakar!”, “Yalan söyleyenin dilini keser!” gibi cümlelerle
çocuğun kafasına sokmaya çalışmaktadır. Bunun sonucunda
yanlış bir Allah tasavvuru oluşmakla kalmaz, aynı zamanda
sürekli kendini suçlayan ve aşağılayan bu çocuğun ruh
sağlığı da bozulur.
Nitekim Mualla Öztürk , aşırı derecede gelişmiş “Allah
korkusu” nun ortaya çıkardığı bir takım rahatsızlıkları ele
almakta ve çocuğun zamanla yenemediği mikrop, hastalık, ölüm
gibi korkularının içinde ve başında Allah korkusunun
olduğunu söylemektedir.
Dodurgalı’ya göre, bu duruma meydan vermekten
kaçınılmalıdır. Hatta Allah’ın çocuklar için günah yazmadığı
sık sık vurgulanarak çocuğun Allah’a yaklaşması temin
edilmelidir. Kısaca, çocuğun Allah korkusu yerine Allah
sevgisiyle yetişmesi gerekmektedir.
Çocuk, Allah’ın seven, koruyan, hoş gören, affeden, cezadan
çok ödüllendiren bir varlık olduğunu öğrenmelidir.(1)
KAYNAKLAR
YAVUZER Haluk,2003, Çocuğu Tanımak Anlamak , İstanbul,
2.baskı, s:70,71
YURDAGÜL Mehmedoğlu, 2003, Çocuk ahlak ve Din, İstanbul,
1.baskı, Morpa Kültür yayınları, s: 30-56
reklamlar