Uzmanlar, çocukların
cinsellikle ilgili merak nedeniyle kesinlikle
azarlanmamaları gerektiğini söylüyorlar. Uzmanlar “ayıp,
günah” diyerek azarlamanın, çocuğun gelecekteki cinsel
yaşamını da olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyorlar.
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı
tarafından yapılan araştırmalar, ortaokul ve lise
düzeyindeki gençlerin cinsellikle ilgili sağlıklı bilgilere
sahip olmadıklarını, bundan kaynaklanan ciddi sorunlar
yaşadıklarını gösteriyor. Uzmanlar gençlerin yaşadıkları
sorunlarda ailenin çocukluk döneminde cinsellikle ilgili
sağlıklı bilgi vermemesinin de etkili rol oynadığına dikkat
çekiyorlar.
Uzmanlar, çevresini ve dış dünyayı tanımaya çalışan
çocukların özellikle 3 yaş civarında anne ve babalarına
hemen her konuda soru sormaya başladıklarına dikkat
çekiyorlar. Bu sorulardan cinsel içerikli olanlara verilecek
yanıtların pek çok anne ve babayı zorladığını
vurgulanmaktadır. Bu durum ebeveynlerin cinsellikle ilgili
tutumlarıyla ilgili olabiliyor. Ama, son derece açık ve
rahat oldukları düşünülen anne-babalar bile böyle bir
durumla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını, neyi,
nasıl anlatacaklarını bilemeyebilmekteler.
Çocuğun cinsel içerikli sorularının temelinde cinsel
duygular değil, onun üremeye yani bebeklerin nasıl dünyaya
geldiklerine dair meraklarının yattığı hatırlatılıyor. Bunun
çocuğun uzaya, gezegenlere ya da hayvanların yaşayışlarına
olan meraklarından farklı olmadığı vurgulanılır.
Anne-babanın cinsel içerikli sorular karşısında yaşadıkları
gerginliğin, bu farkı bilmemekten ve çocuğun cinsellik
anlayışını yetişkin anlayışıyla karıştırmaktan kaynaklandığı
belirtiliyor.
Ülkemizde çoğu ailede cinselliği çağrıştıran sorular ve bu
konudaki konuşmalar yasaktır, ayıptır. Çocuk herhangi bir
soru sorduğunda ya azarlanır, ya da anne-baba bu soruyu
nasıl yanıtlayacaklarını bilemedikleri için konu bir şekilde
kapatılır. Sonuçta merakı giderilmeyen çocuk sorusunun
cevabını aramaya devam edecektir ve bu konuyu yeterince
bilmeyen birilerinden yalan yanlış bir şeyler de
öğrenebilir.
Çocukların aileleri tarafından sağlıklı bir biçimde
bilgilendirilmesi uzmanlara göre çok önemli. Eğer anne ya da
baba çocuğu cinsellikle ilgili bir soru nedeniyle azarlarsa
çocuğun suçluluk hissetmesi, cinselliğin, ayıp, günah veya
pis bir şey olduğunu düşünmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu
düşüncelerin çocuğun ileriki cinsel yaşamını olumsuz yönde
etkileyebileceğini söylenirken verilmesi gereken eğitimin
sınırları çizilmektedir.
Çocuklara cinsel eğitim verilirken öncelikle çocuğun
bilişsel gelişim düzeyi dikkate alınmalıdır. Çocuk soru
sorduğunda doğru, açıklayıcı ve anlayabileceği şekilde cevap
verilmelidir. Cevaplar çocuğun merakını gidermeli ve
doyurucu olmalıdır. Fazla ayrıntılı bilgi vermek çocuğun
kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramaz. Susmak,
konuyu değiştirmek ya da azarlamak tercih edilmemelidir.
Çocuğa cinsel bilgiler vermenin en uygun zamanı, onun bu
konularda soru sormaya başladığı dönemlerdir. Bu tür sorular
bireysel farklılıklar olmakla beraber, genellikle 3 yaş
civarında sorulmaya başlanır. İlk sorular genellikle kendi
bedeni, annenin bedeni ya da bir kardeşin dünyaya gelişi ile
ilgilidir. 2-3 yaşlarında cinsiyet farkıyla ilgili sorular,
3-4 yaşlarında doğumla ilgili sorular başlar. Cinsel ilgiler
bazen 7-8 yaşları ile buluğ arasında diner. Cinsel
olgunlaşmayla fizik işaretlerin belirmesi ve genital
bezlerin üretime başlamaları ile yeniden canlanır.
Çocukluk dönemlerinde gerekli desteği görmedikleri,
sorularına yanıt bulamadıkları için de ailelerine
başvurmuyorlar. Ailesinden cinsellikle ilgili yeterli bilgi
alamayan çocuklar ergenlik döneminde ciddi zorluklar
yaşıyorlar. Çocukluk dönemlerinde de gerekli desteği
görmedikleri, sorularına yanıt bulamadıkları için de
ailelerine başvurmuyorlar.
Uzmanlar, çocukların bedenlerini tanırken cinsel organlarını
da dokunarak tanımaya çalıştıklarını belirtirken ailelere şu
önerilerde bulunmaktadırlar.
Ailelerin genellikle bu durumdan rahatsız oldukları,
azarlama, engelleme yolunu tercih ettikleri görülmektedir.
Oysa bu davranış doğal, normal bir davranıştır, sağlıklıdır.
Çocuğun bedenini tanımaya çalışmasının bir parçasıdır.
Cinsel eğitimin amacı yalnızca çocuğun bazı sosyal kurallara
uymasını sağlamak değil, insanın serbestçe gelişimini ve
kendinde bulunan cinsel güçleri olabildiğince düzenlemesini,
bunları bilinçli olarak elinde tutmasını, kendisinin ve
başkalarının mutluluğu (özellikle eş ve çocuklar) için
bunlardan yararlanmasını sağlamaktır.
Kaynak : Acıbadem Hastanesi
|