|
Gebelik
Doğum
Bebek Sağlığı
Çocuk Sağlığı
|
::
Anasayfa
:: :: Giriş Sayfası Yap
:: ::
Favorilere Ekle
:: ::
İletişim ::
|
Çocuğun ilk arkadaşı annesidir.
anne içinde çocuk dünyaya ikinci bir kez tekrar saflığın
gözü ile bakabilmek, onun gözleri ile hayata tekrar çocuk
gözü ile bakabilmek ve yeniden büyüyebilmek için ikinci bir
şanstır. Bu anlamda tekrar mutluluğu yakalayabilme şansıdır.
Yapılan istatistik ve araştırmalar mutluluğun en önemli
anahtarlarından birinin tekrar çocuklaşabilmemizi,
pazarlıksız masumiyeti ve saflığı yakalayabilmemizi sağlayan
çocuklarımız olduğunu ortaya koymaktır. Çocuk bunun ötesinde
anneye daha önce hiç yaşamadığı türden bir sevgi yepyeni
keşfedilmemiş bir duygunun ve bu duygunun yarattığı
mutluluğun kapılarını açar. Onun yumuşaklığını hissettiği
anda annenin yaşama sevincine bir halka daha etkilenir.
Oyunlar çeşitli şekilde gruplandırılabilir. Gelişim
kuramcılarından Piaget oyunları şu üç başlık altında ele
almıştır.
1) Alıştırma oyunları: Bu oyunlar çocukların gelişiminde
duyusal motor dönem olarak isimlendirilen doğumdan yaklaşık
iki yaşına kadar olan bölüme uyar. Bu dönemde bebekler yavaş
yavaş hareket etmeye başlamıştır ve zihinsel gelişimde ise
çevreden beş duyusu ile aldığı uyaranları birleştirip,
sınıflandırmaya çalışmaktadır. Bebek çıngırağının rengini ve
sesini alır ve sınıflandırır.
2) Simgesel oyunlar: Bu gelişim döneminde 2 yaş ile 7 ve 8
yaşları arasındaki dönemi içerir. Bu oyunların içeriği
alıştırmalardan, simgeler ve varsayım boyutuna kadar
değişmektedir. Çocuk kendi gerçeklerini hareketlerle
yaşatmaktadır. Bunun en belirgin örneği sanki varmış gibi
oyunlardır. Çocuğun bir köşede yarattığı evcilik oyunu, bir
odun ya da plastik çubuk ile oluşturulan atı sürmesi gibi
örnekler bu gruptandır. Burada çocuk düşüncelerini yeterince
gelişmemiş dili ile anlatamadığından bunları simgesel oyunla
anlatmaktadır. Ayrıca bu anlatım yoluyla zihinsel simge ve
uygulamalar yinelenerek özümsenmektedir. Evcilik oyunu ile
hem duygu ve düşünceler aktarılmakta, hem de annelik
özdeşimi sindirilmektedir.
3) Kurallı oyunlar: Bu dönemde çocuk ilk olarak kendinden
büyüklerin oyunlarını taklit etmeye başlar. Bu oyunlar 7-8
yaşlarından sonra kurulmaya başlar ve çocuğu sosyalleşmeye
yönlendirir. İlk iki oyun yaş ilerledikçe azalmakta ve
yerini kurallı oyunlara bırakmaktadır. Bu değişme çocuğun
ilişkilerini ve sosyalleşmesini yansıtmaktadır.
Ayrıca oyunları başlangıçta belirli bir yönergenin olduğu,
ancak sonrasında çocuğun serbest olduğu oyunlar ve kurallı
olan, sabır ve çaba gerektiren oyunlar şeklinde de
ayırabiliriz. İlk gruba örnek olarak evcilik oyunu
verilebilir. Bu oyunda kurallar vardır, ancak çocuk oyunun
kurulması ve akışında özgürdür. Saklambaç ve körebe ise
ikinci oyun grubuna uymaktadır.
Oyunlar yapıları açısından da değerlendirilebilir. Yarışma,
rastlantı, taklit ya da dönerek yoğunlaşmayı içeren
oyunlardan söz edilebilir. Oyunların yapısı çocuk
psikiyatrisinde bazı bozuklukların değerlendirilmesinde
yardımcı olmaktadır. İlgi, etkileşim ve iletişimde belirgin
bozukluğun olduğu otistik çocuklar ile duygu, düşünce ve
algıda bozulma ile belirli psikotik bozukluğu olan
çocukların oyunlarında yarışma ya da rastlantı neredeyse hiç
yoktur. Başka bir kişiyi gerektiren, dolayısıyla sosyal bir
boyut taşıyan yarışma psikotik ve otistik çocuğun ilgi
alanının tümüyle dışındadır. Bu çocukların gündeminde
yineleme özelliği olan ve tümüyle dışa sınırlı açık ya da
kapalı kendi dünyasına yönelik etkinlikler vardır. Aynı
şekilde rastlantıyı da tümüyle reddetmektedirler.
Etkinliklerinin tekdüze olması, yineleyen belirli
davranışları içermesi ve değişikliğin olmadığı kendilerine
özgü bir dünyayı içerir. Bu dünyada ise rastlantıya yer
yoktur. Bu çocukların oyunlarında dönme ya da dönen
cisimlere yönelme vardır. Bir topaç ile oynar, kendi kendine
döner ya da dönen bir nesneye yönelirler. Zihinsel özürlü
çocuklar yaşıtlarına göre daha az oynarlar ve hareketsiz
oldukları dönemler çok daha fazladır. Kuralları karışık
olmayan ve bulundukları yaştan daha küçük yaşlardaki
çocukların oyunlarını oynarlar. Bu çocukların da yarışma
gerektiren oyunlardan kaçındıkları gözlenir.
Çocukların duygusal ve düşsel yaşamı oyunlarına
yansımaktadır. Eğer çocuğun iç dünyasından kaynaklanan
dürtüleri çok yoğunsa oyun kesilmekte, değişik ve karmaşık
bir duruma dönmektedir. Sakin bir oyun için çocuğun bu yoğun
dürtüleri uzaklaştırabilmesi gerekir. Değişken davranışları
izlenen aşırı hareketli ya da kaygılı çocuklar, oyunun
kurallarını kabullenmede zorluk çekerler. Davranış sorunları
olan çocuk ve ergenlerin oyunu da saldırgan dürtülerle
doldurması tipik bir özelliktir. Onlar için oyun hızla
içinden geldiği gibi davranma ve dürtüsel eyleme
geçebilmenin bir yöntemidir. Oyun içinde saldırgan
tutumların belirtilmesi cinsiyete göre de farklılık
göstermektedir.
Erkek çocuklar güreş, kavga ve yarışmaya daha yatkın
oldukları için oyunları kızların oyunlarından daha
çeşitlidir. Sosyal belirleyiciler de kız ve erkek
oyunlarında önemli rol oynamaktadır. Karşı cinsiyetin
oyunlarını kızlar erkeklere göre daha rahat oynamaktadırlar.
Erkek çocuklarda dürtülerin davranışa dökülmesi ön planda
iken kızlarda bu sözel olarak belirtilmektedir.
ANNE - ÇOCUĞU ( 0 - 7 Yaş)
Çocuk annesi ile olan ilişkisinin 3.5 yaşına kadar olan
bölümü sadece bilinç altında saklayabilir, ancak bilinç
altına işlenen bu dönem çocuğun ileriki ruh sağlığı için son
derece önemlidir. Bu dönemde başlatılan ve yaratılan ilişki
ne kadar neşeli, sağlıklı, istikrarlı, güven ve sıcaklık
dolu olursa ileriki dönemlere de o derece güzel bir ilişki
taşınabilir. Bebek doğduğu andan itibaren etrafı, kendisini,
bedenini, çevresini keşfetmeye çalışır. Doğal içgüdüleri ile
başlattığı tüm yönelişleriyle geliştirdiği yaşantısının her
safhası birbirini etkiler, onun için gelişimin her döneminde
gereken ilgi ,sevgi, şefkat ve sıcaklığı hatta saygıyı bile
görmelidir. Çocuğun zihinsel ve psikolojik gelişmesi için
olumlu koşulların sağlanması gereklidir ve koşulların olumlu
olması anne ve babanın onu sevgi ve şefkat ile bilinçli bir
ilgi ile yetiştirmesine bağlıdır. Anne ve babanın kendi
çocuğuna has gelişim noktalarını ve ilgi alanlarını keşfetme
konusunda uyanık olması gereklidir.
Örneğin: Çocuğun 3 yaşından sonra çevreyi keşfetme,
eşyalara, doğaya sahip çıkma eğilimi vardır. Onun bu
erişebildiği her şeye değme isteği engellenir ise bir
sonraki gelişim evresine güçlü giremeyecektir. Onun
eğilimleri, yararlı olduğu kadar çocuğa hoş gelecek biçimde
güzel yönlendirilse, bir sonraki devrede zihin
fonksiyonlarını daha serbest ve rahat özgürce
geliştirebilir. Duyguları, hayalleri ve fikirleri yine
ailenin şefkat ve ilgili yaklaşımı ile sağlıklı oluşabilir.
Yeterlik durumunun ( Dispozisyonlarının ) gelişimi için tüm
devrelerin gerektirdiği davranışlara hazır oluş
sağlanmalıdır. Zekasını yeteneklerini geliştirecek biçimde
kullanmaya koşullandırılması onun yeterlilik durumuna
etkileyecektir. Bu evrelerde dayak başvurulabilecek en kötü,
zarar verici ve küçültücü eylemdir. Gelişimi en kötü yönde
etkileyen zarar veren bu eylemin köklerine indiğimizde
annesinden küçüklüğünde dayak yemiş veya kocasından dayak
yiyen bir kadının bunu kendi çocuğunu da tekrarlayabildiği
ortaya çıkmaktadır. Anne her ne kadar yaşamış olduğu bu
durumdan memnun olmayıp asla kendisi uygulamama kararında da
olsa beyinde böyle bir olayın imgeleri yer aldığından bir
kerede olsa bunu gerçekleştirebilme olasılığı yüksektir ve
bu bir kereyi diğerlerinin takip etmesi daha kolaydır. Bu
evrelerdeki en önemli konulardan bir tanesi de güven kavramı
ve bunun geliştirilmesidir. Çocuğun her şeyden önce güven
duyacağı bir ortama ve insana ihtiyacı vardır. İçinde
geliştiği ortamın güven verici olması ondaki aidiyet
duygusunun gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Bir sonraki
aşamada ise sen bana güveniyorsun ben sana güveniyorum
kavramını yalnız ihtiyaç duyduğumuz anlarda sözel
kullanmanın ötesinde bazı ufak tefek sorumlulukları ona
bırakmamız söylediklerimiz ile tavırlarımızın tutarlılığı
dolayısı ile güvenilirliğimizin devamı ve bu kavramı
yaşatarak yerleştirmemiz açısından önemlidir. Çocukta bu
duyguyu geliştirmek başarının en büyük kısmıdır. ( %80 -
%90)
ÇOCUK GELİŞİMİ VE OYUN
Çocuğun kelime haznesi gelişimi ve psikolojik gelişimi
açısından doğduğu andan itibaren konuşmak gerekir. Çocuk ses
tonuna karşı duyarlıdır ve algılamalar doğuştan itibaren
başlar. Bu algılama mana çıkarma değil duyum alma
anlamındadır. Yavaş yavaş anlam çıkarma ve takibinde anlamlı
ve bilinçli ifade etme gelişir. Çocuk ufak yaşlarda kendi
kendine oynar ve konuşur, daha sonraki yaşlarda grup
oyunlarına başlanır.
1.Yaş çocuğu: Ses çıkaran yumuşak köşesiz boyasız objelerle
ilgilenir. ( Ses çıkaran civciv, ayıcık, kuş,
buruşturulabilen ayıcık.
2.Yaş çocuğu: Kutular, üst üste konulabilen karmaşık olmayan
basit legolar, iç içe geçirme üst üste koyma yerine
yerleştirme yapabileceği objelerle ilgilenir.
3. Yaş çocuğu: Çizgi film kahramanlarına karşı merak
uyanmıştır. Kahramanları sembolize eden oyuncaklar veya
onların kullandığı türden eşyalar ilgisini çeker. Daha
karmaşık yapbozlar, bilgisini geliştirecek türden konulu
kurgulanacak legolar ( Bahçe içinde ev, hayvan, göl v.s.)
bir manzaranın aynısının puzzle olarak oluşturulması vs...
4.Yaş çocuğu: Resim yapmaya özellikle seramik çalışmaları,
hamurdan renkli killerden objeler yapmaya teşvik etmek,
yapılan çalışmalar dada yer almak ve çalışma sürecini
paylaşmak mesela sen tabak yap, ben de kiraz yapayım gibi
yaklaşımlarda bulunup bitirince de aferin ne kadar
kabiliyetlisin demek bir anlamda onu onere etmek çok
önemlidir. Okul öncesi içine girdiği ortamlara ve bu
ortamların standartlarına bağlı olarak ilgi ve gelişim
kulvarları çeşitlenmeye başlar.
5.Yaş çocuğu: Okul öncesi eğitim dönemidir ve önemli olan
nokta bu yaş çocuğun hala oyun çocuğu kabul ederek
eğitilmesidir. Yine resim, seramik gibi aktivitelerin
yanısıra artık daha sofistike el becerilerini devreye
sokabileceği oyma kesme, yapıştırma, kolaj çalışmaları
devreye girer. Grup oyunları başlar. Sek sek, saklambaç, top
oyunlarından yaşına uygun olanlar vs. gündeme gelir.
6.Yaş çocuğu: Daha gelişmiş top oyunları, değişik zeka
oyunları, grup ile oynanabilecek hafıza ve zeka oyunları,
koşmaca, yakalamaca. Çocuğun gelişiminde bütün bu
oyunlarında gerçekleşmesinde amaç 24 saat çocukla ilgilenmek
ve yanında olmak değildir. Önemli olan çocuğun sadece
kendisine ait ve annesinde kendisiyle ilgilendiği ve
konsantre olduğu zaman parçasını bilmesi ve bundan
yararlanmasıdır. Şöyle ki işten gelen annenin bütün işleri
dışında çocuğa özel olarak onun istediği herhangi bir
aktivite veya faaliyeti beraber paylaşabileceği yada çocuğun
yaptıklarını seyredebileceği bir zaman dilimi ayırması
gereklidir. Burada önemli olan kilit nokta çocuğun kendisi
ile ilgilenildiğini hissetmesi yani ilgi doyumunu
yakalayabilmesidir.
|
|
Uyarı:
Hamilebilgi.com'un içeriği
ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup
sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete
bilgisi özelliği taşımaz. Hamilebilgi.com sağlıkla ilgili tüm
konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya
kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden hamilebilgi.com
sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı
kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün
güncellenmediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından
doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|