Sosyolog ve eğitimciler
boşanmanın toplumun temellerini sarsacak bir olgu olduğunu
ileri sürmüşlerdir. Bunun aslı nedeni, çocukları da
etkilemesi ve çocukla anne ve babalarının ilişkilerinin de
boşanmadan genellikle olumsuz zarar görmeleridir. Boşanma
çocuğun gelişiminde en önemli faktör olan tam aileye son
veren ve özellikle çocuklar üzerinde yaşam boyu etkilerini
duyurabilecek bir olaydır
Boşanma eşler için mutsuz bir evlilikten çıkış olsa da
ailenin yıkımı demektir. Ayrılmanın mutlak gerekli olduğu
durumlarda bile boşanmayla sorunlar bitmez. Boşanma eşleri
ekonomik yönden sarsar, ruhsal yönden örseler,toplumdaki
durumlarını etkiler. Bu nedenle, boşanma evlilik öncesi
özgürlüğe tam bir dönüş veya kurtuluş sayılamaz.
Boşanmadan en çok zararlı çıkan, her yerde genellikle
kadındır. Boşanan anne ciddi geçim sorunlarıyla karşılaşır.
Çalışmak zorunluluğuyla, çocukların bakım sorumluluğu
arasında boğuşur durur.
Boşanmış eşler üzerinde yapılan bir araştırmada boşanmış
erkeklerin, evli erkeklere göre beş kat yüksek oranda,
boşanmış kadınların da evli kadınlara göre üç kat yüksek
oranda ruhsal bozukluk saptanmıştır. Bu bulgular iki biçimde
yorumlanabilir: ya mutsuz evlilikler eşlerde ruhsal
uyumsuzluklara sebep olmakta ya da ruhsal uyumu bozuk
olanların evlilikleri kısa sürüyor. Bu iki yorumunda
gerçeklik payı olabilir .
Çoğu evlilik gürültülü ve çekişmeli bir dönemden sonra, acı
veren bir kopuşla biter. Her boşanmanın sonu rahatlama ve
kurtuluş değildir. Eşler eziklik ve tedirginlik içindedir.
Her iki eşte kendini boşanmadan dolayı belli ölçüde sorumlu
tutar ve suçluluk duyar. Bazı eşler ise karşısındakini
suçlar. Kendi suçunu önemsiz görüp, eşininkini abartabilir.
Bazı eşler ise "evliliği yürütebilir miydik" diye
düşünebilirler.
Boşanma kesinleştikten sonra çocuklar nedeniyle soğukta olsa
ilişkinin sürdürülmesi zorunludur. Bu dönemde kırgınlık ve
kızgınlık duyguları çocuklar aracılığıyla bir eşten diğerine
taşınır durur. Nafaka sorunları çocukların anne ve baba
arasında gidip gelmelerinden dolayı ilişki soğuta olsa devam
eder. Bu durumdan en çok çocuklar zarar görmektedir.Boşanma
her iki eş içinde çetin bir dönemin başlangıcıdır. Eşler bir
süre kendilerini boşluktaymış gibi hissedebilirler.
Özellikle baba evine sığınmak zorunda kalan kadının durumu
daha da güçtür. Kadın kendini sığıntı durumunda görür ve iş
bulma zorunluluğu duyar. Hele çocuklarının sorumluluğunu da
yüklenen bir anne için gelecek ürkütücüdür. Boşanma her iki
eş içinde çetin bir dönemin başlangıcıdır. Eşler bir süre
kendilerini boşluktaymış gibi hissedebilirler. Özellikle
baba evine sığınmak zorunda kalan kadının durumu daha da
güçtür. Kadın kendini sığıntı durumunda görür ve iş bulma
zorunluluğu duyar. Hele çocuklarının sorumluluğunu da
yüklenen bir anne için gelecek ürkütücüdür. Böyle bir
anneden karamsarlık kendine ve eşine kızgınlık, iş sıkıntısı
bedensel yakınmalar kime dayanacağını bilememe gibi duygular
olağandır. Çocuklar bakım ve ilgi bekledikçe, buna
çocukların sızlanmaları tutturmaları ve ayağa dolanmaları
eklenince annenin bunalımı dayanılmaz olur.
Boşanma öncesinde ve boşanma sırasında en büyük kavga
çocukların çevresinde döner. Ana-baba çocuğu yan tutmaya
veya arabuluculuk yapmaya zorlarlar. Oysa çocuk için en zor
şey ana-baba arasında seçim yapmaktır.
Boşanmadan sonrada anne ve baba çocukları aracılığıyla
çekişmelerini sürdürürler. Analar kimi zaman çocukları,
babaya göstermeyerek öç almaya çalışabilirler. Bu yolla,
asıl çocuğun cezalandığını görmezler. Anne, babanın
sorumsuzluğunu, ileri sürerek kendi bencil davranışını haklı
göstermeye çalışır. Bazen baba da boşanma sırasında
çocuklarından uzaklaşıp ilgisiz kalabilir. Karısıyla
birlikte, çocuklarını da gözden çıkarmış gibi davranan,
aylarca çocuğunu arayıp sormayan, bağlarını tümden
koparanlarda yok değildir. Olgun davranan eşler ise,
çocuklarıyla ilişkilerini kesmez ya da bozacak girişimlerde
bulunmazlar. Bazı anne-babalar ise özellikle kızgınlık ve
kırgınlığın yatışmadığı dönemde çocuğu sevme yarışında
olurlar. Ayrı eşler, çok ilgili davranarak daha iyi
anne-baba olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. Özellikle
çocuğundan ayrı düşmüş eş de, çocuğu armağanlara boğmak,
aşırı sevgi gösterileriyle şımartmak eğilimi vardır. Diğer
eş ise bu duruma öfke duyar ve kendi geçim sıkıntısındaysa
babanın para harcamasına içerler.
Çocuğun bazı doğal isteklerini karşılayamamak annenin ağrına
gider ve kocaya duyulan kızgınlık daha da artar ve böylece
babaya duyulan kızgınlık çocuklara yansıyabilir. Ağır yükü
taşıyan anne, çocuğun babaya düşkünlüğü sonucu incinir ve
babayla yarışa girer. Çocuğa çok hoş görülü davranır, nazını
çeker, huysuzluklarına katlanır. Annenin ve yakın çevrenin
acıma duyguları, giderek çocuğun eğitimini yolundan
saptırır. Annenin bunalımlardan gelen tutarsız davranışları,
çocuğu tedirginliğe iter. Anne, arada sert tepkilerle çocuğu
itebilir. Bazı anneler ise içine düştüğü yenik durumdan,
çocuğu sorumlu tutabilir. Bu tutumlar, çocukta hem annesi
hem de babası tarafından sevilmediği ve baştan atılmak
istendiği duygusunu yerleştirir.
BOŞANMANIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Boşanmaların büyük çoğunluğu genellikle evliliğin ilk
Boşanma ile son bulan ailenin çocuğu, sosyalleştirici doğal
bir çevreden yoksun kalmış olur. Boşanmanın çocuğu nicelik
ve nitelik yönünden etkilemesi birçok etmene bağlıdır.
Bunlar kişilik özellikleri, yaşı, cinsiyeti, boşanmaya neden
olan ailesel sorunun niteliği ve onun bu sorunu algılama
biçimi, onun boşanma öncesi içinde bulunduğu ve boşanma
sonrası içinde bulunacağı ortam gibi birçok etmen vardır.
Kuşkusuz boşanmadan bir zarar görmeden çıkan çocuklarda
vardır. Boşanma bazen çocuk için rahatlatıcı bile olabilir.
Özellikle aile içi huzursuzluk hat safhaya gelmişse ve çocuk
boşanmadan sonra sakin bir ortama kavuşacaksa boşanma çocuk
için en iyisi olacaktır. Boşanma bütün çocukları aynı
şekilde olumsuz etkileyecek diye bir durum söz konusu
olmamaktadır. Her boşanma kendine özgü, karmaşık ve çok
yönlü bir olaydır
Boşanmanın olduğu ilk yıl hem çocuk hem de boşanan çiftler
için en karışık ve zor yıllardan biridir. Bazı psikologlar
çocuğun boşanma anındaki yaşına bakarak, boşanmanın onu
nasıl etkileyeceği konusunda bazı genellemeler yapmışlardır.
Amerika'da boşanmış olan 48 ailede yapılan araştırmada
boşanmanın ilk yılında çocukların daha huzursuz oldukları,
zamanında yemek yemedikleri ve yatağa girmedikleri daha
arsız ve söz dinlemez hale geldikleri görülmüştür.
Örneğin, süt çocuğunun boşanmadan fazla zarar görmediği
savunulmaktadır. Buna neden olarak ta süt çocuğunun ana-baba
arasındaki tartışmaları anlamaması ve taraf tutmaması ve
genellikle çocuğun anaya bırakılması olarak
gösterilmektedir. Bu çağda ve okul öncesi döneme kadar olan
sürede bizzat ana, boşanmanın olumsuz etkisinde kalmış ise
çocukta da olumsuz davranışlar gözlenmektedir. Bunlar korku,
inatçılık, uyku bozuklukları, beslenme güçlükleri, yatak
ıslatma, kekemeliktir.
Buna karşın çocuk boşanmadan en çok okul döneminde
etkilenmektedir. Çocuk anne ve babası arasındaki
anlaşmazlığı görmeye ve ikisi arasında taraf tutmaya
başlamıştır. Boşanma çocuğun anne veya babasına, bazen her
ikisine birden güvenini yitirmesine neden olabilir. Bu
dönemde çocuktaki olumsuz davranışlar, okul başarısızlığı,
yalan söyleme, çalma, cinsel sapıklık vs... Ayrıca çocuklar
çeşitli sorunlarla karşılaştıkça yetersizlik duygusuna
kapılabilmektedirler.
7-8 yaşlarındaki okul çocuklarının bir kısmı depressif
belirtiler göstermişlerdir. Zihni, devamlı babanın gidişiyle
meşgul olan çocuk babasının dönmesini istemiş ve annenin
yeniden evlenmesinden korkmuştur. Çocukların bazıları,
babanın gidişini kendisinin terk edilmesi olarak
algılamışlardır. Erkek çocuklar babalarının kaybı için
annelerini suçlamışlardır
9-12 yaşlarındaki çocuklarda ayrı anne ve babadan birini
problemler için sorumlu bulmuş ve taraf tutmuşlardır. Her
iki ebeveyne veya ikisinden birine şiddetle kızmışlardır. Bu
çocukların okul başarıları düşüş göstermiştir (Ekşi, 1990:
39). Gençlerin boşanmaya tepkileri ise gençten gence
değişmiş ve çok büyük farklılıklar gözlenmiştir. Ergenlik
çağındaki gencin boşanma olayını daha objektif
değerlendirebileceği boşanmadan daha az etkileneceği ileri
sürülmektedir. Bu çocuklarda da zaman zaman çeşitli davranış
bozuklukları ortaya çıkmaktadır.
Rabin-Swensason adlı araştırmacıya göre bazı gençler
ayrılıktan derin bir şekilde etkilenmişler ve ayrılıktan
kendilerini sorumlu tutarak intihar girişiminde
bulunmuşlardır. Çeşitli araştırmalarda büyük çocukların ve
gençlerin ev dışı diğer etkinlikleri ve arkadaşlarıyla daha
çok beraberlikleri nedeniyle kendilerini daha iyi
savunacakları ve ana-baba ayrılığından daha az
etkilenecekleri belirtilmiştir (Ekşi, 1990: 40).
Çocuklarda, ana-baba ayrılığına bağlı olarak ortaya çıkan
ruhsal belirtiler çok çeşitlidir. Huysuzluk ,hırçınlık,
tedirginlik ve saldırgan davranışlar en sık gözlenen
belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtilerdir. Uyumsuzluk
belirtileri, çocuğun yaşına, boşanmadan önceki örselenmesine
ve boşanma sonrası dönemde ana ve babayla ilişkilerin
niteliğine göre değişir
Birlikte yaşamasalar da ana-baba sevgisinden ve desteğinden
yoksun kalmayan bir çocuğun ruh sağlığının bozulması
gerekmez. Ancak her boşanmada, mutlaka çocuklar belli ölçüde
örselenmektedir. Bunu en aza indirmek de mümkündür. Buda
ana-babanın yanlış tutumlarından kaçınılmalarıyla
sağlanabilir. Başarısız olan eşlerin ana-baba olarak da
başarısız olmaları gerekmez. Kendi duygularına yenilmeyen
ana-babalar, boşanma atlatıldıktan sonra çocukların sarsılan
güvenlerini geri getirebilir ve yaraları sarabilirler.
Boşanmanın çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini en aza
indirmek için ana-babalara, onların sosyal çevresine boşanma
hakimine, eğitimci ve öğretmenlere düşen çok önemli görevler
vardır. Burada amaç çocuğu korumak ve bunu gerçekten
istemektir. Boşanma hakiminin çocuğun baba veya anasına
bırakılması veya bir yere yerleştirilmesi kararını alırken,
onun durumunu iyi bilerek bu kararın sonuçlarını kestirerek
bilinçli şekilde davranması gerekir.
Boşanma kız ve erkek çocukları aynı derecede mi etkiler?
Sorusuna araştırmalar bize erkek çocukların boşanmadan daha
çok etkilendiğini göstermiştir. Erkek çocuklar kendilerini
daha yalnız hissederler. Çevreden onlara gösterilen ilgi
daha azdır. Boşanan ailelerde çocuklar genellikle annenin
yanında kaldığından kızlar bir anne modelini sürekli
görebilirler, ancak erkek çocuklar baba modelinden yoksun
kalırlar. Bu olumsuz etki, annenin geniş bir aileden geldiği
durumlarda, bir başka deyişle dede, amca veya dayının
sürekli çevrede bulunduğu durumlarda ortadan kalkar.
Boşanmanın uzun süreli etkilerine baktığımızda çocuğun
boşanma sırasındaki yaşının önemli bir etken olmadığını
görüyoruz. Wallerstein ve Kelly (1980) yaptıkları
araştırmalarda 5 yaşından küçük çocukların boşanmadan hemen
sonra belirgin davranış bozuklukları gösterdiğini
kanıtlamıştır. Bu davranış bozuklukları zaman içerisinde
düzelmiş ve anne babası boşanırken daha yüksek yaşta olan
çocukların davranışlarından farksız duruma gelmiştir.
Boşanmanın uzun süreli etkileri nelerdir?
Çocukların okuldaki
başarıları, arkadaşlarıyla ilişkileri ve genel olarak
mutlulukları açısından gözden geçirildiğinde bu konuda
yapılan araştırmalar kesin ve açık seçik bulgular
vermemektedir. Wallerstein ve Kelly'nin araştırmaları
çocukların üçte birinin boşanmadan 5 yıl sonra son derece
mutlu, başarılı: diğer üçte birinin ise mutsuz, başarısız
olduğunu göstermektedir. Rosenthol ve Honsen(1980) boşanmış
ve boşanmamış ailelerden gelen çocukların okuldaki
başarıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını
araştırmışlar; iki grup çocuğun okul başarıları arasında
herhangi bir fark bulamamışlardır.
Boşanmış aileden gelen çocuklar, kendi evliliklerinde
başarılı olabilirler mi?
Bu soruya kesin bir cevap
verme olanağı yoktur. Araştırmalar birbirleriyle çelişen
sonuçlar vermektedir. Price-Bonham ve Balswick(1980) ve bu
konuda yapılan araştırmaları gözden geçirdikten sonra şu
sonuca varmışlardır: boşanmış aileden gelen bireyler kendi
evliliklerinde boşanma eğilimini biraz daha belirgin olarak
gösterirler ancak arada ki fark o kadar büyük değildir.
Başka psikologlar kendi araştırmalarında, boşanmış ve
boşanmamış aileden gelen bireylerin boşanma sayısı arasında
anlamlı herhangi bir fark bulamamışlardır. Araştırmaların
bir birleriyle çelişen sonuçlar vermelerinin bir nedeni
boşanma faktörünün dışında başka hiçbir faktörü işin içine
katmamış olmalarıdır. Aileler birbirinden büyük farklılıklar
gösterebilmektedirler. Örneğin çocuğun boşanmadan etkilenip
etkilenmemesinde ana-babanın boşanma anında birbirlerine
davranış biçimleri önemli rol oynar. Birbirlerine saygı ile
davranabilmiş, çocuklar önünde kavga etmekten kaçınmış,
ana-babanın çocukları, günlük yaşamlarına daha çabuk uyum
gösterir.
Bir başka faktör de, boşanmadan sonra çocuğun hem anne hem
de babayla ilişkisini sürdürebilme olanağıdır boşandıktan
sonra evden ayrılan ve çocuğunu aramayan babalar
çoğunluktadır. Böyle babaların çocukları daha sorunlu
kimseler olmuşlardır.
Yapılan araştırmalar boşanmış aile çocuklarının ruhsal
uyumsuzluk oranının yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
Ruhsal çökkünlük, okul başarısızlığı, çeşitli davranış
bozuklukları en sık görülen davranış uyumsuzluklardır.
Araştırmalar bize okul yaşına gelmemiş ve ergenlik çağındaki
çocukların boşanmalardan daha çok etkilendiklerini ortaya
koymaktadır. Uzun süreli izleme araştırmalarından çıkan
sonuç ise boşanma sonrasında hem anne hem de baba ile
düzenli olarak ilişki sürdürebilenlerde ileri yaşlarda
ruhsal uyumsuzlukların daha az görülmesidir. Çocuklarda
uyumsuzluğun daha az yaşanması için anne ve babasına aynı
derecede aynı oranda görebilmesi sağlanmalıdır. Ancak bu
düzenleme küçük çocukların sürekli ev değiştirmelerine neden
oluyorsa sakıncalıdır. Çocuk iki ev arasında gidip gelmekten
tedirgin olabilir. Okul çocukları bu düzenlemeye daha kolay
uyabilirler. Küçük çocukların anne ile birlikte kalmaları,
yaşları yükseldikçe artan sürelerle baba yanına gitmeleri
daha uygun olacaktır. Böylece çocuk bir evden bir eve
atıldığı duygusuna kapılmaz (Yörükoğlu, 1997: 109).
BOŞANMA SONRASI ANA-BABAYA ÖNERİLER
1. Çocuğa boşanmanın ne demek olduğunu, açık ve yalın bir
dille anlatın. Bunu eşinizi kötülemeden ve suçlamadan yapın.
Geçinemediğinizi bir arada mutlu olamadığınızı belirtin.
Yeniden birleşme umudu vermeyin. "Sen istersen barışırım"
gibi sözlerden kaçının.
2. Boşanmanın onu bir süre mutsuz edeceğini bildiğinizi
söyleyin boşanmada bir suçu olmadığını, onunla ilgisi
bulunmadığını belirtin. Ana-baba olarak sevginizin
süreceğini boşanmayla anne yada babadan birini
yitirmeyeceğini vurgulayın.
3. Çocuğu eşinizle olan çatışmanızın dışında tutmaya
çalışın. Onu kazanma yarışına girmeyin. Barışmak için aracı
yapmayın.
4. Duygularınıza yenilip çocuğu yan tutmaya zorlamayın. Size
yaranmak için eşinizi kötülemesine izin vermeyin. Eski
eşinizi olduğundan daha iyi gösterme çabasına da girmeyin.
5. Eski eşinizden öç almak için çocuğu ondan yoksun
bırakmayın. Bu durumda asıl cezalanan eski eşiniz değil,
çocuğunuzdur.
6. Çocuk ana ve baba arasında top gibi gidip gelmemelidir.
Bir evi asıl evi olarak benimsemelidir. Çocukta sarsılan
güven duygusu ayrı yaşayan ana ve babayı sık görmesiyle
değil düzenli aralarla ve sürekli görmesiyle onarılabilir.
7. Çocuğu acıma duygularıyla ya da şımartarak eğitmeyin.
Çocuğunda tedirgin ve güvensiz olduğunu düşünerek aşırı
tepkilerden kaçının hele anne veya babasına göndermekle
korkutmayın. Çocukta gördüğünüz olumsuz davranışları eski
eşinize benzetmekten kaçının "Ne olacak.! Babasının oğlu,
babandan ne hayır gördüm ki senden göreyim?" gibi ağır
sözler kullanmayın
Kaynakça:
1-Yörükoğlu, Atalay Aile Ve Çocuk, Özgür Yayınları 5 Basım
Mart 1997,İstanbul
2-Yörükoğlu, Atalay Çocuk Ruh Sağlığı Özgür Yayınları 1994
19. Basım İstanbul.
3-Akyüz, Emine, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi
İlk San Matbaası 1978 Ankara.
4-Yavuzer, Haluk Çocuk Eğitim El Kitabı Remzi Kitapevi 1997
5. Basım İstanbul
5-Ekşi, Aysel Çocuk Genç Ana Babalar 1.Basım Ekim 1990 Bilgi
Yayınevi
İstanbul
6-Cüceloğlu, Doğan İnsan Ve Davranışı 6. Basım 1996 Remzi
Kitapevi İstanbul.